Bizim ülkede insanları kandırmanın, oyalamanın çok yolu var.
Kimini Hac ile, kimini Maç ile, kimini makam ile, kimini para ile, kimini de birkaç güzel söz ile kandırırlar.
Kiminin gönlüne din üzerinden girerler, kiminin heyecanına futbol üzerinden dokunurlar.
Biri Hac fotoğrafı paylaşır, öteki takımının formasını giyer.
Biri kürsüden dini konuşur, öteki tribünde milyonları peşinden sürükler.
Vatandaş da bütün bunları izlerken asıl meseleyi unutur.
Geçim derdi ne oldu?
Adalet nerede?
Liyakat nerede?
Yoksulluk neden büyüyor?
Gençler neden gelecek göremiyor?
Emeklinin, işçinin, çiftçinin hali ne olacak?
Bunları konuşmak yerine gündem değişir.
Bir gün Hac konuşulur.
Bir gün maç.
Bir gün transfer.
Bir gün siyasi kavga.
Bir gün sosyal medyada başka bir tartışma...
Ve biz, asıl konuşmamız gerekenleri konuşmadan günü bitiririz.
Burada mesele ne hacdır ne de maç.
Hac da bizimdir, futbol da.
İnsan elbette ibadetini yapacak, takımını tutacak, sevincini yaşayacak.
Ama mesele şudur: Bunlar insanların gözünü boyamak, gerçek sorunların üzerini örtmek için kullanılıyorsa işte orada durup düşünmek gerekir.
Çünkü insanın karnı açsa, çocuğunun geleceği yoksa, adalete güveni kalmamışsa, evine götürdüğü ekmek küçülmüşse, ona sadece tribün heyecanı yetmez.
Sadece güzel söz de yetmez.
Sadece Hac fotoğrafı da yetmez.
İnsan adalet ister.
İnsan huzur ister.
İnsan insanca yaşamak ister.
İşte asıl mesele budur.
Bizim en büyük problemimiz, bazen gündemi kimin belirlediğini fark etmememiz.
Bize neyi konuşacağımızı gösteriyorlar.
Biz de onu konuşuyoruz.
Bize neye sevineceğimizi gösteriyorlar.
Ona seviniyoruz.
Bize kime kızacağımızı gösteriyorlar.
Ona kızıyoruz.
Ama kimse dönüp de: “Bu millet neden hâlâ aynı sorunları yaşıyor?” diye sormuyor.
O soruyu soranların sayısı arttığında işte o zaman bazı hesaplar bozulur.
Çünkü sorgulayan insan kolay kandırılmaz.
Düşünen insan, fotoğrafa değil icraata bakar.
Söze değil sonuca bakar.
Makamın büyüklüğüne değil, millete ne kazandırdığına bakar.
Hac'a gidene de saygımız vardır, maç izleyene de.
Ama artık şunu öğrenmemiz gerekiyor: Hac, insanı kandırmanın aracı olmamalı.
Maç, insanı oyalamanın aracı olmamalı.
Din de samimiyet ister, spor da heyecan.
Ama devlet yönetimi başka bir şeydir.
Orada hesap vardır.
Orada adalet vardır.
Orada liyakat vardır.
Orada kul hakkı vardır.
Ve orada milletin emaneti vardır.
Bizi Hac ile de kandırmasınlar, maç ile de oyalamasınlar.
Biz artık söz değil, iş istiyoruz.
Fotoğraf değil, hizmet.
Gösteriş değil, adalet.
Çünkü bu millet kandırılacak kadar cahil değildir.
Sadece yıllardır gündemi başkalarının belirlemesine fazla alışmıştır.
Artık gündemi millet belirlesin.
Ve millet sorsun: “Benim hayatımda ne değişti?”
İşte o soru sorulduğu gün, Hac da maç da yerli yerine oturur.
Ve kimse, kutsal değerlerimizi de insanların tutkularını da kullanarak bu milleti kandıramaz.
KİMİNİ HAC İLE KİMİNİ MAÇ İLE KANDIRIRLAR
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehirli genç 32 yaşında hayatını kaybetti
Tarladaki Kaza Can Aldı: Henüz 31 Yaşındaydı!
Kırşehirli Emekli Polis hayatını kaybetti
Kırşehir Türk Ocağı’nda edebiyat rüzgârı: Türk şiirinin dünü ve bugünü konuşuldu
Ruhi Savran hayatını kaybetti
Gurbetçi Kırşehirli Almanya’da defnedilecek
Bugün bir erken seçim olsa, Cumhurbaşkanı adayınız kim olurdu?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu