Telefonum sık aralıklarla mesaj alıyor.
“Falanı tanıyor musunuz?”
“Evet, tanıyorum. Ne olmuş?”
“Elimde videoları var.”
“E, ne yapayım varsa?”
Ardından kendisini yazılarımı takip eden bir okulcu olarak tanıtan, Kırşehir sevdalısı olduğumu bildiğini, arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde yazılarımı konuştuklarını söyleyen bir mesaj daha…
Ve son cümle: “Size bu videoyu göndermek istedim.”
Ben de bu tanımadığım arkadaşa ve benzer mesajlar gönderenlere buradan cevap vermeyi tercih ediyorum.
Sayın mesaj atan arkadaş!
Eğer elinizdeki görüntüler suç teşkil eden bir durumla ilgiliyse adresiniz bellidir: Savcılık!
Yok, mesele birilerinin özel hayatıysa kusura bakmayın, o benim ilgi alanıma girmez.
Benim kalemim insanların yatak odasını, şişe özel hayatını veya masa başı şişe kişisel ilişkilerini kurcalamak için değil; şehrin sorunlarını, halkın beklentilerini ve kamu görevini üstlenenlerin sorumluluklarını yazmak içindir.
Kimsenin özel hayatını malzeme ederek yazı kaleme almam.
Ancak son zamanlarda Kırşehir’de tanınan bazı isimlerle, özellikle de seçilmiş siyasetçilerle ilgili olduğu söylenen görüntüler, ses kayıtları ve fotoğraflar üzerinden sık sık mesajlar alıyorum.
“Elimde fotoğrafları var.”
“Elimde videoları var.”
“Bunları size göndermek istiyorum.”
Açık konuşayım: Bu tür söylemler benim ilgimi çekmiyor.
Kimsenin özel hayatını didik didik etmek gibi bir niyetim yok.
Fakat bütün bunları bahane ederek birilerinin üzerinde baskı kurmaya çalışanlara da bir çift sözüm var.
Kırşehir’in seçilmiş insanları, kendinize gelin!
Sizler sıradan bir makamda oturmuyorsunuz.
Halkın güvenini kazanarak o koltuklara geldiniz.
Bulunduğunuz konumun sorumluluğunu bilmek zorundasınız.
Her şeyden önce, sizi mahcup edecek davranışlardan uzak duracaksınız. Kiminle, nerede, ne zaman ve hangi şartlarda bir araya geldiğinize dikkat edeceksiniz.
Çünkü bugün dost bildiğiniz kişi, yarın karşınıza bambaşka bir safta çıkabilir.
Menfaatlerin bir araya getirdiği dostlukların sonu çoğu zaman ayrılıkla biter.
Çıkarların öne geçtiği sofralarda güven duygusu da yavaş yavaş kaybolur.
Bugün aynı masada oturduğunuz, sırrınızı paylaştığınız, dostum dediğiniz kişinin yarın sizin hakkınızda konuşmayacağının garantisi var mı?
Her gülümseyene dost, her elinizi sıkan kişiye sırdaş gözüyle bakmayın!
Telefonunuza, çevrenize ve dost bildiğiniz insanlara karşı dikkatli olun.
Her sırrınızı herkesle paylaşmayın.
Her samimiyet görüntüsünü gerçek dostluk sanmayın.
Unutmayın; bazen insanı karşısındaki düşmanından çok, dost bildiği kişinin ihaneti yaralar.
Bir başka mesele daha var…
Bugün bana mesaj göndererek bazı isimlerle ilgili görüntülerden söz edenlere de şunu hatırlatmak isterim: Dün o kişilerle aynı masada oturanlar, bugün farklı bir yerde duruyor olabilir.
Dün dostluk yapanlar, bugün ellerindeki görüntüleri ve duyduklarını başkalarına anlatmaya çalışabilir.
İşte tam da bu yüzden insan, dostluğunu da düşmanlığını da iyi tanımalı.
Benim derdim kimsenin özel hayatını ortaya dökmek değil.
Benim derdim Kırşehir’in kaybettiği değerler, halkın beklentileri ve seçilmiş insanların üstlendiği sorumluluklardır.
Sözün özü: Makamınız varsa sorumluluğunuz var.
Dostunuz varsa güven sınavınız var.
Şöhretiniz varsa itibarınızı koruma yükümlülüğünüz var.
Kendinize dikkat edin.
Herkese güvenmeyin.
Dostlukla menfaati birbirine karıştırmayın.
Ve son olarak…
Elinizde gerçekten suç teşkil eden bir delil varsa, bunu gazetecilere mesaj atarak değil, hukukun önüne çıkararak değerlendirin.
Çünkü benim kalemim kimsenin özel hayatını ifşa etmek için değil, doğru bildiğini yazmak hakkın ve halkın hakkını savunmak içindir.
KASETLERİNİZ VARSA SAVCILIĞA GİDİN!
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehirli genç 32 yaşında hayatını kaybetti
Kırşehir Türk Ocağı’nda edebiyat rüzgârı: Türk şiirinin dünü ve bugünü konuşuldu
Ruhi Savran hayatını kaybetti
Mahmut Yıldırım hayatını kaybetti
Özcan yaşamını yitirdi
Ekici ailesinin acı günü
Bugün bir erken seçim olsa, Cumhurbaşkanı adayınız kim olurdu?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu