Makamlar bir ganimet değil, emanettir!
Seçilmişlik, adanmışlık ve makam; insanın manevi bir sınavdan geçtiğini hatırlatır.
Keşke bugün de seçilmişler, makamlara gelmeden önce bu anlayışla kendi vicdanlarının karşısına çıksalar!
Keşke halkın oyunu almadan önce kendilerine şu soruları sorsalar: hakkı ve adaleti ayakta tutacak mıyım?
Bu millete hizmet edecek miyim?
Yetimin hakkını koruyacak mıyım?
Kamu malını kendi malımdan daha dikkatli koruyacak mıyım?
Makamı bir ganimet değil, sorumluluk olarak görecek miyim?
Seçildikten sonra halkın emanetine sahip çıkacak mıyım?
Çünkü seçilmek, her şeyi yapma hakkı vermez.
Tam tersine, millete karşı daha büyük bir sorumluluk yükler.
Seçilmeden önce halkın kapısını çalıp oy isteyenler, seçildikten sonra halktan uzaklaşmamalı.
Ankara’ya gidip gelmekle, fotoğraf vermekle, makam koltuğunda oturmakla hizmet tamamlanmaz.
Hizmet; halkın derdine çare olmak, işsiz gence umut vermek, yoksulun yükünü hafifletmek ve milletin parasını korumaktır.
Bir insanın serveti, tek başına suçun kanıtı değildir.
Ancak kamu kaynaklarının usulsüz kullanıldığına ilişkin iddialar varsa bunlar görmezden gelinmemeli; delilleriyle araştırılmalı, sorumlular hukuk önünde hesap vermelidir.
Milletin emaneti, kimsenin saltanat aracı değildir!
Derler ki: “Bu dünyada mal da yalan, mülk de yalan…”“ var biraz da sen oyalan” demişler.
Ahirete inandığını söyleyip mazlumun hakkını yiyenler…
Kur’an okuyup sevap umarken yetimin malıyla zenginleşenler…
Abdest alıp namaza dururken çaresizlerin hakkını gözetmeyenler…
Kâbe’de şeytan taşlayanlar, önce içinizdeki şeytanı taşlayın ki yetimin hakkına göz dikmeyin!
Tekrar Kur’an’ı okuyun; yalnızca Arapçasını değil, anladığınız dilden de okuyun.
Allah ne diyor, bir anlayın!
Anlamadan okuyup geçmeyin.
Allah’ın kitabı Kur’an, insanı haksızlıktan uzaklaştırmak, dünya malı karşısında eğilmeyen bir vicdan sahibi olmak için de yol gösterir.
Ne hikmetse bazıları bu değerleri dilinden düşürmezken başkalarının emanetini koruma sorumluluğunu unutuyor.
Öyleyse neden bu kadar hırs?
Neden bu kadar gösteriş?
Neden başkasının hakkı pahasına zenginleşme tutkusu?
İnsan, dünyaya yalnızca mal biriktirmek için değil, arkasında iyi bir iz bırakmak için de yaşamalı.
Makamlar gelip geçer, koltuklar el değiştirir, servetler geride kalır.
Fakat yapılan haksızlıkların hesabı, toplumun vicdanında yaşamaya devam eder.
Secdede boyun eğip de kendi hayatında adaletten uzak duran insan, asıl sınavı kaçırmış demektir.
Hesap gününde sırat köprüsünden geçmek isteyenler, önce vicdanlarından geçsinler.
Yetimin hakkını korusunlar.
Mazlumun sesini duysunlar.
Halkın emanetine ihanet etmesinler.
Çünkü mesele, kul hakkının ağırlığını taşıyabilmektir.
Ey yetimin malıyla zenginleşenler, ey mazlumun ahını görmezden gelenler, ey milletin emanetini kendi çıkarına kullananlar…
Bugün dünyalıkları yığabilirsiniz; belki de kimse size engel olmaz.
Ama asıl soru şu: Yarın hesap günü geldiğinde, haklarını yediğiniz insanların karşısında ne cevap vereceksiniz?
Asıl zor olan; alnı açık, vicdanı rahat ve kul hakkından uzak bir hayat yaşamaktır.
Unutmayın!
Bu dünyada insanı vicdanı tartar.
Ahirette ise herkes kendi hesabını verir