Dünyalıklar uğruna kirlenen bedenler ortaya çıktıkça.
Soygunun perdesi aralandıkça kimlerin gerçek yüzüyle karşılaşıyoruz!
Fonların içinden kimler çıkıyor, kapılar açıldıkça kimlerin mayası ortaya dökülüyor!
Belediyelerin kasaları açıldıkça seçilmişler çıkıyor.
Para kasaları açıldıkça, milyarlarca liralık fonlamalar ve para trafiği iddiaları gündeme geldikçe maskeler birer birer düşüyor.
Bütün bunları gördükten sonra yüzlerdeki ifadeye bakmayın, üzerlerindeki örtüye kanmayın!
Makam aşkı, para sevgisi ne örtü dinliyor ne de din…
Çıkar uğruna yola çıkanların önünde bazen ne iman kalıyor ne ahlak!
Peki, hırsızlığın dindarı, dindarlığın hırsızı olur mu?
Milyarlarca liralık vurgun iddialarının ardından 5 milyar liranın iade edilmesiyle kahraman ilan edilenler…
Mal varlıkları üzerindeki tedbirler kaldırılınca yeniden rahatlayanlar…
Diğer tarafta, gece vakti bir fırına girip hırsızlık yapan ve yıllarca hapis cezasıyla karşı karşıya kalan insanlar…
Peki, adaletin terazisi neden çalınan paranın miktarına, kişinin kimliğine ve makamına göre değişiyor?
Üstelik bütün bunlar yaşanırken dindarlığı dillerinden düşürmeyen yöneticiler var!
Merak ediyorum: Hangi dinin dindarları bunlar?
Kimse karşıma geçip de “İnsanların hataları dine mal edilemez!” demesin. Elbette bir insanın suçu, inandığı dinin suçu değildir.
Ancak din, insanın davranışlarını sorgulayan bir ahlak ölçüsüyse, o ölçüyü kendi çıkarına göre eğip bükmek de kabul edilemez.
Benim inandığım din, haksız kazancı haram, kul hakkını çiğnemeyi günah, adaletsizliği zulüm sayıyor.
Peki, faize, harama ve haksız kazanca karşı olduğunu söyleyenler, haksız kazanç iddialarının gölgesinde nasıl rahatça dolaşabiliyor?
Benim dinimde haram olanı kendi çıkarına göre meşrulaştıranlar, hangi ahlakın arkasına sığınıyor?
Dindarlık yalnızca namaz kılmakla, hac ve umre yapmakla, başı örtmekle, dinî sözler söylemekle ölçülmez.
Asıl ölçü; insanın eline makam, para ve güç geçtiğinde nasıl davrandığıdır.
Çünkü ahlak, güçsüzken ne söylediğiniz değil, güçlü olduğunuzda ne yaptığınızdır.
Adalet küçük hırsızın yakasına yapışıp milyarlarca liralık yolsuzluk iddialarının hesabını aynı kararlılıkla sormuyorsa, orada yalnızca hukuk değil, vicdan da sorgulanır.
Benim itirazım dine değil; dini dilinden düşürmediği hâlde adaleti çıkarına göre eğip bükenleredir.
Dünyalıklar uğruna kirlenmiş bedenler göründükçe, maskeler düştükçe bir kez daha anlıyoruz ki makam sevgisi de para hırsı da insanın gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.
Lütfen benim dinimi kendi çıkarlarınız uğruna kirletmeyin!
Kirli dünyalıklarınıza İslam’ı bulaştırmayın.
Kendi çıkarlarınıza dinî kılıflar uydurup inancımızı insanların gözünde itibarsızlaştırmayın.
Unutmayın; makam da para da geçicidir.
İnandığınızı söyleyip yaşamadığınız din günü hesap günü çok yakın.
Bir gün bütün maskeler düşer, bütün hesaplar ortaya çıkar.
Ve o gün ne makam kurtarır insanı ne de dindar görünmek…
Son sözüm, Kur’an’ın açık hükmüdür: “Sizin dininiz size, benim dinim bana.”