Türkiye'de zaman zaman bazı ilçelerin il yapılacağı yönündeki tartışmalar yeniden gündeme geliyor.
Nüfusu yüksek, ekonomik potansiyeli güçlü ilçeler için raporlar hazırlanıyor, kamuoyunda beklentiler oluşturuluyor. Belki bu beklentilerin tamamı gerçekleşmeyecek. Ancak bu tartışmalar, geçmişte yaşanan bazı haksızlıkların da yeniden değerlendirilmesi için önemli bir fırsat sunuyor.
İşte tam bu noktada Kırşehir'in sesi daha gür çıkmalıdır.
Kırşehir, 1954 yılında siyasi bir kararla ilçe yapıldı. Bu karar, yalnızca bir idari değişiklik değildi, aynı zamanda Kırşehir'in tarihî ve sosyal bütünlüğünü de zedeleyen bir süreçti. Daha sonra yeniden il statüsüne kavuştu ama eski sınırlarına kavuşamadı. Yıllar geçti, şartlar değişti, ancak o dönemin eksiklikleri hiçbir zaman tam anlamıyla giderilmedi.
Bugün Türkiye'nin idari yapısı yeniden konuşuluyorsa, Kırşehir'in de haklı beklentileri masaya yatırılmalıdır.
Yıllardır Kırşehir kamuoyunun ortak talebi olan Hacıbektaş, Kozaklı ve Avanos'un yeniden Kırşehir'e bağlanması artık ciddi şekilde değerlendirilmelidir.
Eğer coğrafi yakınlık gerekçesiyle Avanos'un Nevşehir'de kalması savunuluyorsa, hiç değilse Hacıbektaş ve Kozaklı konusunda adil bir düzenleme yapılmalıdır.
Bu mesele sadece harita üzerinde birkaç çizginin değişmesi değildir.
Bu mesele tarihî bağların, kültürel birlikteliğin ve ortak hafızanın yeniden güçlendirilmesidir.
Kırşehir'le olan ekonomik
ticari, sosyal ve akrabağlık ilişkileri içerisinde bulunan Aksaray'a bağlı Sarıyahşi ve Ortaköy ile Ankara'ya bağlı Evren'in de Kırşehir'e bağlanması için girişimlerde bulunulması ve kamuoyu oluşturulması gerekir.
Böyle önemli bir konuda sessiz kalınmamalıdır. Milletvekillerimiz, Valiliğimiz, Belediyemiz, siyasi partilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, meslek odalarımız ve en önemlisi Kırşehir basını ortak bir duruş sergilemelidir. Kırşehir'in beklentisi güçlü bir şekilde Ankara'ya taşınmalıdır.
Unutulmamalıdır ki hak, talep edilmeden verilmez.
Kırşehir geçmişte yaşadığı kayıpları unutmadı.
Eğer Türkiye'nin idari haritası yeniden şekillenecekse, Kırşehir'in tarihî hakları da yeniden değerlendirilmelidir.
Harita yeniden çizilecekse, Kırşehir neden geçmişte kaybettiği değerlerin fazlasına yeniden kavuşmasın?