Seçimler bitti, şimdi Kırşehir için icraat zamanı!
Kırşehir’de sivil toplum kuruluşlarının seçim maratonu tamamlandı.
Esnaf Odası Başkanlığına Bahamettin Öztürk.
Kırşehir Ticaret Borsası Başkanlığına Mehmet Kangal.
Kırşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına Ahmet Sarı.
Kırşehir Barosu Başkanlığına ise Av. Mustafa Alp Aslan seçildi.
Sandıklar kuruldu, oylar kullanıldı, kazananlar belli oldu. Şimdi sıra vaatleri gerçeğe dönüştürmekte, verilen sözleri tutmakta ve Kırşehir için taşın altına elini koymakta…
Çünkü seçim kazanmak bir sonuçtur, asıl başarı ise görev süresince ortaya konulan icraattır!
Sivil toplum kuruluşlarında başkanlık yapmak, yalnızca bir makamda oturmak, tebrikleri kabul etmek, fotoğraf vermek ve protokolde ön sıralarda yer almak değildir.
Başkanlık, sorumluluk almaktır, sorunların üzerine gitmektir, üyelerin derdiyle dertlenmektir. Esnafın siftahsız kapattığı dükkânı, sanayicinin üretim maliyetini, çiftçinin emeğini, avukatın mesleki sorunlarını ve Kırşehir’in geleceğini kendi meselesi bilmektir.
Seçildiği gün üyelerine verdiği sözleri, makam koltuğuna oturduktan sonra unutanlardan olmamak gerekir. Seçim döneminde kapı kapı dolaşıp el sıkanların, seçim bittikten sonra kapılarını üyelerine kapatmaması gerekir.
Seçmenin ayağına gitmek seçim gereği olabilir ama seçmenin derdine gitmek başkanlık sorumluluğudur.
Sivil toplum kuruluşlarının başkanlığı, kişisel itibarını büyütme, çevresine hava atma, makamını kendi mülkü gibi kullanma yeri değildir.
O koltuklar kimsenin babasının malı olmadığı gibi, kurumların kasası da kimsenin şahsi kesesi değildir.
Başkanlar, koltuğa, kasaya, keseye ve rütbeye sarhoş olmamalı!
Çünkü bu sarhoşluk, üzüm sarhoşluğuna benzemez. Üzüm sarhoşluğu geçer, insan kendine gelir. Makam sarhoşluğu ise bazen insanın çevresini, sorumluluğunu ve kendisine duyulan güveni unutturur.
İnsan, makam sahibi olunca büyümez, o makamın hakkını verdiği ölçüde değer kazanır.
Bir başkanın başarısı kaç kişiyle fotoğraf çektirdiğiyle, kaç protokol toplantısına katıldığıyla veya makamında kaç misafir ağırladığıyla ölçülmez. Asıl ölçü, göreve geldiğinde hangi sorunu çözdüğü, hangi üyeye destek olduğu ve şehrine ne kazandırdığıdır.
Kırşehir’in daha fazla üretime, daha fazla yatırıma, daha güçlü bir ekonomiye ve daha yaşanabilir bir şehir olmaya ihtiyacı var.
Bunun için seçilmişlerle atanmışların birbirine sırtını dönmesi değil, el ele vermesi gerekiyor. Kurumlar arasında göstermelik ziyaretlerin ötesine geçilmeli, ortak akıl, iş birliği ve gönül birliğiyle şehrin sorunlarına çözüm aranmalı.
Kırşehir’in ortak sorunlarında bütün kurumlar aynı masa etrafında buluşabilmeli.
Şehrin gelişmesi için gerektiğinde ortak açıklamalar yapılmalı, projeler hazırlanmalı, ilgili kurumların kapıları aşındırılmalı ve sonuç alınana kadar takipçi olunmalı.
Kırşehir’in âli menfaatleri, kişisel hesapların ve kurumsal çekişmelerin üzerinde tutulmalı.
Ahilik kültürünün başkenti olarak anılan Kırşehir’de, Ahiliği yalnızca haftalık kutlamalarda ve tören konuşmalarında hatırlamak yetmez.
Ahilik, dürüstlük, dayanışma, alın terine saygı, kul hakkını gözetme ve sorumluluk alma kültürüdür.
Bu kültür, önce makam sahiplerinin davranışlarında kendini göstermelidir.
Bahamettin Öztürk, Mehmet Kangal, Ahmet Sarı ve Av. Mustafa Alp Aslan…
Her birinin önünde farklı sorumluluklar, farklı beklentiler ve çözüm bekleyen meseleler bulunuyor. Kendilerini destekleyenlerin olduğu kadar, farklı tercihte bulunan üyelerin de başkanı olduklarını unutmamalılar.
Seçim sandığı geride kaldı. Artık ayrıştırma değil, birleştirme, vaat değil, icraat, makam değil, hizmet zamanı.
Üyelerinin arasına karışan, onların sorunlarını dinleyen, çözüm için mücadele eden ve hesabını üyelerine verebilen başkanlar, görevlerinin gerçek karşılığını bulacaktır.
Kimse başkanlardan mucize beklemiyor. Beklenen, samimiyet, gayret, şeffaflık ve sonuç almak için kararlılıkla çalışmalarıdır.
Unutulmamalıdır ki makamlar geçici, kurumlar kalıcıdır. Koltuklar el değiştirir, isimler değişir ama geride bırakılan hizmetler hatırlanır.
Kırşehir’in başkanları, koltuklarınız hayırlı olsun. Ama asıl hayırlı olan, o koltuklarda oturduğunuz süre boyunca Kırşehir’e ve insanına ne kazandırdığınızdır.
Şimdi koltuklara yaslanma değil, sorumlulukları omuzlama zamanı!
Kırşehir’in kaybedecek zamanı yok.
Koltuk sarhoşluğu değil, hizmet aşkı kazansın.
Kırşehir kazansın!