Bazı yolculuklar vardır, bittiğinde valizinizi kapatamazsınız.
Çünkü valizin içinde sadece birkaç parça eşya değil, gördüğünüz şehirler, dokunduğunuz taşlar, tanıdığınız insanlar ve içinizde bıraktığı duygular vardır.
Biz de Özbekistan ve Kazakistan yolculuğundan dönerken aslında bavullarımızdan çok, gönlümüzü doldurup geldik.
Ballıca Turizm ile Kırşehir’den 46 kişi çıktığımız sekiz günlük yolculuk, sıradan bir gezi değildi. Türkistan coğrafyasının bir bölümünde, tarihimizin, kültürümüzün ve medeniyetimizin izlerini sürdük.
Hive’de tarihin sokaklarında yürüdük.
Semerkant’ta, özellikle Tarihi Registan Meydanı’nın büyülü atmosferinde zamanın nasıl durduğuna şahit olduk.
Taşkent’in eski şehir merkezi de geçmişle bugün yan yana duruyordu.
İmam Buhari’nin manevi ikliminde, ilmin ve inancın asırlar boyunca nasıl bir medeniyet inşa ettiğini düşündük.
Ahmet Yesevi’nin dergâhında Ahi Meclisi toplantımızı gerçekleştirdik. Kırşehir’den yola çıkan Ahilik düşüncesinin, Yesevi’nin manevi mirasıyla aynı coğrafyada buluşması hepimiz için ayrı bir anlam taşıdı.
Orada insan ister istemez geçmişi düşünüyor.
Bir zamanlar kervanların geçtiği, bilginlerin yürüdüğü, gönül insanlarının insanlığa yol gösterdiği bu topraklarda biz de yürüdük.
Aynı taşlar…
Başka insanlar…
Başka zamanlar…
Belki de seyahat etmenin en güzel tarafı tam da bu.
Türkistan’ın bizden çok daha eski hikâyelerine birkaç günlüğüne misafir olduk.
Bu yolculuğun bir başka güzelliği ise yol arkadaşlarımızdı.
46 kişi, sekiz gün boyunca aynı otobüste, aynı yollarda, aynı heyecanların içinde olduk. Yorulduk, güldük, bazen sustuk, bazen uzun uzun sohbet ettik.
Ama en önemlisi birbirimize yol arkadaşlığı yaptık.
Kazım Ceylan ve eşi, Hayati Şahin ve eşi, Adnan Uygur, Ali Rıza Aslan ve eşi, Mustafa Aslan, Ali ve Ayfer Şahin, Uğur Şelçuk ve eşi, Mehmet Badem ve eşi, Mustafa Demirbilek, İsmail Yıldız, Halil Çalışır ve eşi, Fazıl Atak, Muammer Varol, Cavit Yılmaz, Nuh Eraslan ve kızı, Vahit Doğan, Murat Akkuş, Serhat Soysal ve diğer bütün yol arkadaşlarımız…
Her birinin bu güzel yolculukta ayrı bir hatırası, ayrı bir tebessümü kaldı.
İyi ki bu yolculuğu bu arkadaşlarla yaptık.
Çünkü bazı yolculukların güzelliğini gidilen yerler kadar, hatta bazen daha fazla, yanınızdaki insanlar belirliyor.
Ballıca Turizm’e de ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Hizmet harikaydı.
Oteller harikaydı.
Geziler harikaydı.
Otobüsler harikaydı.
Her şeyin planlı ve düzenli olması, bizim de kendimizi yolculuğun ruhuna bırakmamızı sağladı.
Rehberimiz Muhammed Emin’e, Hasiyet kızımıza, Vahti ve Mehmet Oğuz’a emekleri, gayretleri ve sabırları için gönülden teşekkür ediyorum.
Bazen bir geziyi güzel yapan sadece program değildir.
İşini severek yapan, insanlara yardımcı olan, yorulmadan koşturan insanların emeğidir.
Onların emeği bu yolculuğun güzel hatıraları arasında mutlaka yerini aldı.
Şimdi geriye dönüp baktığımda aklımda sadece şehirler yok.
Bir meydan var.
Registan…
Güneşin taşlara vurduğu, tarihin sessizce insanı içine çektiği o meydan.
Bir türbe var.
Ahmet Yesevi…
Bir dergâh var.
Ve o dergâhta yapılan bir Ahi Meclisi toplantısı…
Bir otobüs var.
İçinde Kırşehir’den gelen 46 insan…
Birlikte yapılan sohbetler, paylaşılan yemekler, kahkahalar…
Ve uçsuz bucaksız Türkistan yolları…
İnsan o topraklarda gezerken şunu daha iyi anlıyor.
Bizim tarihimiz sınırların içine sığmayacak kadar büyük.
Kültürümüz sadece kitaplarda anlatılan bir geçmiş değil.
O kültürün izleri hâlâ ayakta.
Bir medresenin duvarında…
Bir türbenin kapısında…
Bir çarşının taşında…
Bir meydanın sessizliğinde…
Ve insanların yüzünde…
Sekiz gün sonra Kırşehir’e döndük.
Ama galiba insan bazı yerlerden döndüğünde, aslında biraz da değişerek dönüyor.
Çünkü uzaklara gidince insan bazen kendisine daha yakından bakıyor.
Nereden geldiğini…
Hangi medeniyetin mirasını taşıdığını…
Kimlerin izinden yürüdüğünü…
Ve gelecek nesillere ne bırakması gerektiğini daha fazla düşünüyor.
Türkistan bize sadece güzel şehirler göstermedi.
Bize hafızamızı hatırlattı.
Bize gönül coğrafyamızı hatırlattı.
Bize Ahmet Yesevi’yi, İmam Buhari’yi, büyük alimleri, kervanları, medreseleri ve yüzyıllar öncesinden bugüne ulaşan medeniyetimizi yeniden düşündürdü.
Belki de bu yüzden bu yolculuk bittiğinde hepimizin içinde aynı cümle vardı:
İyi ki geldik.
İyi ki bu toprakları gördük.
İyi ki bu yolculuğu birlikte yaptık.
Ve iyi ki Türkistan’ın o kadim hikâyelerine bir haftalığına da olsa misafir olduk.
Türkistan yolculuğu da bizim için şimdi orada, gönlümüzde devam ediyor.
Aynı Taşlar, Başka İnsanlar, Başka Zamanlar
Mehmet Emin Turpçu
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu