Bir davanın, bir fikrin, bir mücadelenin gerçek değeri o davaya kaç kişinin alkış tuttuğuyla değil, zor zamanlarda kaç kişinin bedel ödemeyi göze aldığıyla anlaşılır.
Bazı fikirler vardır, uğruna yıllarca mücadele edilir.
Bazı değerler vardır, insanlar hayatını, itibarını, zamanını ortaya koyarak savunur.
Fakat zaman geçtikçe o davanın etrafında başka bir kalabalık oluşur.
Davayı yaşayanlar değil, davadan geçinenler…
Kırşehir gibi yerde bu değişimi görmek daha kolay.
Dün bir değerin, bir düşüncenin, bir kurumun veya bir siyasi anlayışın yanında samimiyetle duranlarla, bugün aynı değerleri kendi makamı, itibarı, çevresi ve menfaati için kullananları ayırmak zor değildir.
Samimiyet, makam değişince değişmez.
Hakikat, alkışa göre şekil değiştirmez.
Dava, kişiye göre eğilip bükülmez.
Ama maalesef bazıları için dava, yalnızca yükselene kadar kullanılan bir merdivendir. Merdivenin tepesine çıkınca da aşağıdakilere bakmayı unuturlar.
Dün eleştirdiği davranışı bugün kendisi yapan, dün liyakat diyen ama bugün kendi menfaatini kollayan, dün hakkaniyetten söz edip bugün kendisine dokununca susan anlayışın adı dava değil, çıkar ilişkisidir.
Kırşehir’de zaman zaman siyasi yapılarda, sivil toplum kuruluşlarında, derneklerde, hatta bazı sosyal çevrelerde bunun örneklerini görmek mümkün.
Bir dönem meydanlarda en yüksek sesle konuşanlar, işler kendi lehlerine dönünce sessizleşebiliyor.
Dün yanlış gördüğü uygulamaya karşı çıkanlar, aynı uygulama kendi çevresine dokunmadığında görmezden gelebiliyor.
Oysa bir fikrin gerçek sahibi olmak başka, o fikrin üzerinden görünürlük ve menfaat devşirmek bambaşkadır.
Davayı taşıyan insan, dava kendisine kazandırmasa bile yanında durur.
Davadan geçinen insan ise kazancı bittiğinde davayı da unutur.
Bugün Kırşehir'in ihtiyacı olan şey daha fazla slogan değil, daha fazla samimiyet.
Daha fazla biz bu davanın insanıyız cümlesi değil, o davanın gereğini gerçekten yerine getiren insanlar.
Sözü ile davranışı birbirini tutan insanlardır.
Bir davanın etrafında kalabalıkların çoğalması her zaman o davanın güçlendiği anlamına gelmez.
Bazen tam tersine.
Davayı yaşayanların sesi azalırken, davadan geçinenlerin sesi yükseliyorsa orada artık samimiyeti sorgulamak gerekir.
Hakikat kalabalıkların içinde değil, bedel ödemeyi göze alanların yanında yaşar.
Günün sonunda makamlar değişir, isimler değişir, siyasi dengeler değişir, alkışlayanlar değişir.
Geriye sadece insanın kendi vicdanı kalır.