2Bc28A49 A578 4B3E 9Aa6 5D301Dfb80E7Bir hukukçu olarak, isim koymanın da aslında bir tür adalet meselesi olduğunu düşünürüm. Bir kurumun adı, o kurumun ruhunu, kime hizmet ettiğini ve kimin emeğiyle var olduğunu anlatır. Bugün Kırşehir'de yapımı tamamlanan yeni hastanenin adı konuşulurken, bence tartışılacak fazla bir şey yok: Bu isim, Prof. Dr. Mehmet Ali Altın olmalı.

Kim bu isim, kısaca hatırlayalım. 1946 yılında Kırşehir'e bağlı Yağmurlu köyünde dünyaya gelen Mehmet Ali Altın, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp fakültesine girdi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra çocuk cerrahisi alanında uzmanlaşarak profesörlük unvanına ulaştı. Mesleki kariyerine Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde devam ederken aynı hastanede başhekimliğe kadar yükseldi.

Ama onu asıl değerli kılan, unvanları değil, memleketine olan bağlılığıydı. Kırşehir'in yetiştirdiği bu değerli insan, meslek hayatının en yoğun döneminde bile Kırşehir'e gelmeyi, hemşehrileriyle bağını sürdürmeyi hiç ihmal etmedi. Sağlıkla ilgili her türlü derdi olan hemşehrisine, siyasi görüş ayrımı yapmaksızın maddi ve manevi destek verdi. Bu, bir avukat gözüyle baktığımda, en az akademik unvanı kadar önemli bir "hizmet sicili"dir.

1995 seçimlerinde Anavatan Partisi'nden milletvekili seçilen Altın, doğup büyüdüğü Kırşehir'e daha fazla hizmet edebilmek için siyasete atılmıştı. Yükseköğretim alanındaki girişimleriyle de Kırşehir'in üniversiteleşme sürecine katkı sundu; Ahi Evran Üniversitesi'nin kuruluşuna temel oluşturan akademik altyapının oluşmasında emeği geçti. Yani bugün Kırşehir'de bir tıp fakültesi varsa, bunda onun da payı var.

Ne yazık ki bu hizmetler uzun sürmedi. 6 Aralık 1996'da, henüz 46 yaşındayken, hayatının en üretken döneminde aramızdan ayrıldı. Bu kayıp yalnızca ailesini ve meslektaşlarını değil, tüm Kırşehir'i yasa boğdu. Halk ozanı Neşet Ertaş, onun adına bir türkü besteledi; "İnsanlıktır onun yolu, yüreği insanlık dolu, Kırşehir'in Altın Oğlu" dizeleri bugün hâlâ dilden dile dolaşıyor. Bir ismin, aradan otuz yıl geçmesine rağmen halk ozanının dilinden düşmemesi, hukukun da, vicdanın da üzerinde durması gereken bir olgudur.

Neden bu isim, neden bu hastane?

Bir ismin bir kuruma verilmesi, hukukta olduğu gibi kamu vicdanında da somut gerekçelere dayanmalıdır. Burada üç gerekçe var, hepsi de tartışmaya kapalı derecede güçlü:

Birincisi, meslek uyumu. Yeni yapılan bina bir hastane; Altın da bir hekimdi, üstelik çocuk cerrahisi gibi hassas bir alanda uzmanlaşmış, başhekimliğe kadar yükselmiş bir hekim. İsim ile hizmet alanı birebir örtüşüyor.

İkincisi, memleket bağı. Bu, Ankara'da doğup Kırşehir'e sonradan hizmet eden biri değil; Kırşehir topraklarında doğmuş, orada büyümüş, kazandığı her makamı memleketine hizmete dönüştürmüş biri. Kırşehir Kent Konseyi Başkanı Müfit Göçen’in de belirttiği gibi, sağlık, akademi ve siyaset alanlarında Kırşehir'e önemli hizmetlerde bulunmuş bir isim, kentin ortak hafızasında yer edinmiştir.

Üçüncüsü, toplumsal mutabakat. Bu talep tek bir kişinin ya da bir grubun arzusu değildir. Kırşehir halkının önemli bir bölümü hastanenin adının Prof. Dr. Mehmet Ali Altın olmasını istediğini dile getirdi. Talebin herhangi bir siyasi düşünceye dayanmadığı, vefa ve toplumsal hafızaya sahip çıkma iradesinin bir sonucu olduğu da özellikle vurgulandı.

Hukukta bir hakkın doğması için nasıl "haklı sebep" aranırsa, bir ismin bir kuruma verilmesi için de aynı ölçüde haklı, tartışmasız bir sebep aranmalı. Burada sebep fazlasıyla var: hem meslek, hem memleket, hem de halkın ortak vicdanı aynı noktada birleşiyor.

Sağlık Bakanlığı'na ve yetkili mercilere sesleniyorum: Bu, siyasi bir talep değil, bir vefa borcunun ödenmesi talebidir. Kırşehir'in Altın Oğlu'nun adı, Kırşehir'in yeni umudu olan bu hastanede yaşamaya devam etsin.