Son günlerde etrafımıza şöyle bir baktığımızda, ne yazık ki çok da yabancısı olmadığımız bir manzarayla karşılaşıyoruz: Dün başka, bugün bambaşka olanlar…
Günübirlik ilkelerle yaşayan, rüzgâr ne taraftan eserse o tarafa yelken açan insanların hazin tiyatrosunu izliyoruz.
Dün iktidarın ya da gücün kapısına dikilip ağır sözler söyleyenler, o kapıya yan gözle bakanlar, bugün bir bakıyorsunuz ki kendi geçmişlerini, dün söylediklerini ve savunduklarını unutmuş; aynı kapının en sadık nöbetçisi kesilmişler.
İktidarın nimetlerinden biraz olsun pay alabilmek uğruna atmayacakları takla, söylemeyecekleri söz, değiştirmeyecekleri fikir kalmıyor.
Bugün taklacılar, büyük ölçüde iktidarın gölgesine sığınıyor.
Çünkü nimet neredeyse çıkar orada; çıkar neredeyse o kapı çalınıyor.
Dün savundukları değerlere bugün yan gözle bakacak kadar hırs ve çıkarın esiri olanlar, dün söylediklerini bugün inkâr etmekte de hiçbir sakınca görmüyor.
Bir zamanlar eleştirdikleri ne varsa, bugün savunmaya; dün savundukları ne varsa, bugün kötülemeye başlıyorlar.
Ve bütün bunlar, tek bir cümlede özetleniyor:
“Dün dündür, bugün bugündür.”
Oysa mesele aslında ne dünle ne bugünle ilgilidir.
Dönüp geçmişe baktığımızda şaşıracak pek bir şey olmadığını görüyoruz. Çünkü dün de vardı böyleleri, bugün de var.
Yarın da olacaktır.
Bu, siyasetin renginden, iktidarın isminden ya da dönemin şartlarından bağımsız bir meseledir.
Tamamen bir karakter meselesidir.
Geçmişte anlatılan, merhum Süleyman Demirel’e atfedilen meşhur bir fıkra da aslında bu tabloyu yıllar öncesinden ne güzel özetler.
Rivayete göre Demirel’e sorarlar: “Efendim, bu adam dün size ağır sözler söylüyor, sizi yerden yere vuruyordu.
Şimdi neden aldınız, yanınıza koydunuz?”
Demirel, her zamanki nükteli ve ince zekâsıyla cevap verir:
“Tasmasını boynuna taktık, kapımıza bağladık.
Bırakın, biraz da diğerlerine havlasın!”
İşte hikâye bu kadar net, tablo bu kadar çıplak…
Dün çıkarı uğruna başkasına kul köle olanlar, bugün yeni efendilerinin gözüne girebilmek için eski dostlarına saldırmaktan çekinmiyorlar.
Dün omuz omuza yürüdükleri insanları bugün karalamaktan, dün yere göğe sığdıramadıklarını bugün yerin dibine sokmaktan imtina etmiyorlar.
Çünkü onların meselesi hiçbir zaman ilke olmadı.
Mesele; kim güçlü, kim iktidarda, kim kapıyı açabilir, kim bir makam, mevki veya çıkar sağlayabilir meselesiydi.
Oysa siyasette asıl değerli olan, iktidarda olmak değil; iktidar karşısında da aynı sözü söyleyebilmektir.
Dün söylediğinin arkasında bugün de durabilmek, yarın da aynı sözü söyleyebilmektir.
Elbette insan fikrini değiştirebilir.
Şartlar değişebilir, düşünceler değişebilir, insanlar geçmişte savundukları bazı görüşlerin yanlış olduğunu fark edip bundan vazgeçebilir.
Bunda utanılacak bir şey yoktur.
Asıl sorun, fikir değiştirmek değil; çıkar değişince fikir değiştirmektir.
Duruş sahibi insan, rüzgâra göre yön değiştirmez.
Çünkü omurgası olanın pusulaya, pusulası olanın da rüzgâra ihtiyacı yoktur.
Güce göre şekil alanın siyasi omurgası olmaz.
Sapan taşının gittiği yere göre yön değiştirenin ise gerçek anlamda bir duruşundan söz edilemez.
Bugün güçten pay almak için karakterinden ödün verenler, yarın devran döndüğünde yine aynı kapıların önünde yeni efendilerini bekleyeceklerdir.
Çünkü tarih bize defalarca göstermiştir: Duruşu olmayanların yalnızca efendileri değişir.
Değişmeyen ise karakter noksanlığıdır.
Ve belki de bugün siyasetin en büyük sorunlarından biri, makamların ve mevkilerin değil, ilkelerin ucuzlamış olmasıdır.
İnsanların dün söylediklerini hatırlamadığı, dün söylediklerinden bugün utanmadığı, dün karşı çıktığı kapının bugün önünde nöbet tutmayı normal gördüğü bir düzen içinde, en kıymetli şey hâlâ aynı: Duruş.
Çünkü makam geçicidir.
Güç geçicidir.
İktidar geçicidir.
Ama insanın geride bıraktığı itibar ve karakter, bütün bunlardan çok daha uzun yaşar.
Bugün kimin yanında durduğunuzdan çok, hangi şartta kimin yanında durduğunuz önemlidir.
Asıl mesele de budur.
Çünkü herkes güçlünün yanında durabilir.
Mesele, güç el değiştirdiğinde de aynı insan kalabilmektir.
DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR: DEĞİŞEN NE?
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu