Gördüğünüz Bir Refah Tablosu Değil, Orta Sınıfın Veda Partisi!
Son zamanlarda çevrenizden sıkça duyduğunuz o tanıdık cümleyi siz de kuruyor musunuz?
“Millet açız diyor ama bakıyorsun kafeler, lokantalar, AVM’ler tıklım tıklım! Kimse hâlinden memnun değil ama her yer dolu”
Dışarıdan bakıldığında haksız sayılmazlar.
Kırşehir’in caddelerinde yürüdüğünüzde adım başı yeni bir kafe açılıyor, masalar boş kalmıyor.
Lüks markaların tişörtlerini giyen gençleri, elinde pahalı kahve bardaklarıyla turlayan insanları görüyorsunuz.
Peki, bu tablo gerçekten iddia edildiği gibi bir zenginleşme, bir refah göstergesi mi?
Açık söyleyelim: Hayır.
Gördüğünüz şey bir bolluk simgesi değil; tam aksine, derin bir umutsuzluk çığlığıdır.
Küçük Lüksler, Büyük Çaresizlikler: Büyük kriz dönemlerinde insanlar ev, araba almak ya da arsa yatırımı yapmak gibi büyük hayallerin artık imkânsızlaştığını kabullendiklerinde, parayı biriktirmekten vazgeçerler. Çünkü o birikimle geleceğe dair hiçbir büyük adım atılamayacağını bilirler. Sonuçta ne olur?
Biriktirilemeyen o para, anlık mutluluklara, yani “ulaşılabilir lükslere” akmaya başlar.
Ev alamayan insan, hafta sonu dışarıda yediği bir yemeğe sarılır.
Araba alamayan genç, bütçesini zorlayıp markalı bir mont alır.
Bütçesi birikime yetmeyen vatandaş, teselliyi 100-150 liralık bir bardak kahvede arar.
Hayallerini bir kahve bardağına sığdırmak zorunda kalır.
Bugün o kalabalık mekânlarda ödenen paralar sadece bir kahve ya da yemek ücreti değildir.
O paralar, toplum içinde ezilmemek, dışlanmamak ve “ben de ayaktayım” diyebilmek için ödenen bir tür statü haracıdır.
Ekonomik olarak geriledikçe, dış görünüşümüzü bir hayatta kalma zırhına dönüştürürüz.
Çünkü yoksullaştığımızı kabul etmek ağır gelir; toplumun gözünde görünmez olmaktan korkarız.
O pahalı montlar, elde taşınan o markalı bardaklar, içine düştüğümüz ekonomik alım gücü kaybını gizlemeye çalıştığımız birer maskedir.
Kırşehir’in ve ülkenin sokaklarındaki bu hareketliliği doğru okumak lazım. O tıklım tıklım kafeler, müreffeh bir toplumun göstergesi değil; orta sınıfın eriyişinin, adeta bir cenaze töreninin göstergesidir.
İnsanlar geleceğe dair umutlarını kaybettiğinde, yarını düşünmeyi bırakır ve bugünü tüketir.
Günübirlik yaşamak, derin bir belirsizlik karşısında geliştirilmiş psikolojik bir savunma mekanizmasıdır.
O yüzden, AVM’lerdeki, restoranlardaki ve kafelerdeki kalabalığa bakıp da “Herkesin tuzu kuru” yanılgısına düşmeyin.
Gördüğünüz şey şaşalı bir zenginlik tablosu değil; batmakta olan bir geminin güvertesinde verilen o son, çaresiz veda partisidir.
HERKESİN TUZU KURU YANILGISINA DÜŞMEYİN.
Ali Yeniyapan
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu