Uzun zamandır kitapçılarda yazar olmak isteyenlere öğütler içeren pek çok kitap görürüm. Bir gün bunlardan birkaç tane alıp okumayı hep düşündüm. Roman, öykü yada şiir yazmanın kuralları, yolları, geçmiş ve güncel sanatsal uygulamaları vb. hep ilgimi çeker. Aslında halihazırda 30 kitabım olmasına rağmen; hiçbiri sanat yapmak, edebi eser üretmek amacı ile yazılmadığından (İnşaat Mühendisliği, tasavvuf, okumak üzerineler yada gazete köşe yazılarımın toplanması ile oluşturulmuş durumdalar), edebi akımları ve sanatsal eserleri değerlendirmek amaçlı pek çok kitap okumuş olmama rağmen yazmak üzerine merakımı halen sürdürmekteyim. Avrupa ve Amerika’nın aksine bizim memlekette edebiyat üretimi uzmanı (yazar, şair vb.) yetiştirecek okullar/üniversiteler (halen!) olmadığı için; yazma atölyelerinde neler yapılır, nasıl roman/hikaye/şiir yazarı olunur hep merak ederim. Bugün üzerine kalem oynatmaya çalışacağım kitap da tam bu amaca yönelik, hem de yazarı bizden biri.
Semih Gümüş, Ankara Fen Lisesi ve Gazi Lisesi'nden sonra, 1981'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi. İlk yazısı aynı yıl Yazko Edebiyat Dergisi'nde yayınlandı. 1981-1985 yıllarında Yarın Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yaptı. 1995-2005 yıllarında Adam Öykü Dergisi'nin genel yayın yönetmenliğini yürüttü. 2006 Aralık ayında Notosöykü Dergisi'ni çıkardı ve şimdilerde bu derginin genel yayın yönetmenliğini yürütüyor. Kendine özgü bir eleştiri anlayışına sahip olan Semih Gümüş'ün 1991'de Roman Kitabı, 1994'te Kara Anlatı Yazarı, Karşılıksız Yazılar, Yazının ve Tarihin Bilinci, 1996'da Cevdet Kudret Eleştiri Ödülü'nü alan Başkaldırı ve Roman, 1999'da Öykünün Bahçesi, 2002'de Puslu Ada, 2003'te Yazının Sarkacı Roman, 2005'te Yazarın Yanlızlık Burcu adlı kitapları yayınlandı. Eserleri arasında; Yazarın Yalnızlık Burcu, Başkaldırı ve Roman, Öykünün Bahçesi, Eleştirinin Sis Çanı, Kara Anlatı Yazarı Vüs'at O. Bener, Futbol ve Biz, Modernizm ve Postmodernizm, Yalnızlık Kime Benzer?, Belki Sonra Başka Şeyler De Konuşuruz, Okumak ve Yazmak sayılabilir.
“Yazar Olabilir Miyim?: Yaratıcı Yazarlık Dersleri”, yazanlar ve okuyanlar için vazgeçilmez bir kılavuz kitap. Kitabın bölüm başlıkları; Yaratıcı Yazının Yolları, Yordamları • Nasıl Yazmalıyım? • Gerçek, Düş, Kurmaca • Yazınsal Metin ve Hikâyesi • Yazınsal Kişileri Yaratma Biçimi • Metin Nasıl Başlar, Nasıl Biter? • Bir Anlatım Sorunu: Birinci Kişi Anlatımı • Yoğunluğun Sırrı • Olay Örgüsü ve Düğümleri Bağlamak • Mekân ve Nesneler • Bir Anlatı Olarak Kısa Öykü • Yalınlığın Zorluğu ve Olanakları • Yalınlıktan Karmaşıklığa Geçiş • Romancının Deneyimi • İnsanın Yazıdaki Yeri • Nasıl Yayımlayabilirim?
Birkaç alıntı;
“Doğru bir okuma biçimi edinmiş, dolayısıyla okuduklarının anlamlarını kendi başına sökebilen ve kendi yazdıklarını bütün yazınsal öğeleri soyutlayarak çözümleyebilen, eleştirebilen yazar adayı, aynı zamanda okumayla yoğun ve sürekli bir ilişki içinde yaşamayı başarabilirse, yazmayı da er geç başarır.”
“Yaratma eyleminin yalnızca gerçek hayatın içine batıp çıkarak yaşandığını, dolayısıyla üstünün başının sürekli kirli olduğunu düşünmemeliyiz. Gerçek hayat, kurmaca metinler için kullanılıp atılacak bir malzemedir. Bir gereksiz fazlalık yığınıdır. İşe yarayacak olanları seçip içinden çıkarmak gerekir.”
“İnsan bazı şeyleri söylemeyi seçtiği için değil, onları belli biçimde söylemeyi seçtiği için yazardır.”
“Ne yazacağım sorusunun karşılığı, her şey'dir. Ne yazarsan yaz, hem de önemli şeyler yazma zorunluluğunu hiç mi hiç hissetmeden, tam tersine, en önemsiz görünen şeyleri yaz ki, o önemsiz şeyler içinde has edebiyatın değerleri kendilerini bulsun, basit şeylerin aslında hayatımız için ne denli önemi olduğu anlaşılsın.”
“Artık yazınsal metni, gerçekliğin yaratım sürecinde bozuşarak aldığı biçimler değil, yazarın imgelem ve düşlem dünyası da belirlemeye başlamıştır. Edebiyat dış dünyanın gerçekliğinden çıkarken insanın iç dünyasını, bireylik sorunlarını kurgulayarak yaratmaktadır yeni dünyaları.”
“İnsanın acıları, sevinçleri, hüznü, yitik yılları, umutları, gerçekleşmeyen düşleri, çevresi ve bir parçası olduğu toplumla uyumsuzluğu, kıskançlığı, öfkesi, aşkları ve cinselliği, tutkuları, çocukluğu, gençliği, açlığı... İnsanın gerçekliği bütün bunlardan başka nedir?”
“Hiçbir demir ok, yüreği, doğru yere konmuş bir nokta kadar derinden delip geçemez.”
“Günahkarlık, yoksulluk, baskı, yarılma, ölüm, cinayet başlıca izlekler olarak seçilmiştir ve anlatı edebiyatımızın dokusu yoksunluk ve acıyla örülmüştür. Çünkü sorunlar yazıya yaratıcılık kazandırırken sorunsuzluk daha çok, tek düzelik üretiyor.”
“Yazmaya geç başlayanların sayısı pek çoktur. Günlük hayatın çetin koşulları geç kalanların moralini de olumsuz etkiliyor. Ama bunun da iyiye yorulabilecek bir yanı var. Gecikme boyunca biriktirilenler erken yaşlardakilerden her zaman daha çoktur.”
“Romana zarar veren şey, bir sırdaşlık havası içinde kişilere ilişkin olarak yapılan açıklamalardır, çünkü bunlar okuru kişilerden uzaklaştırıp yazarın zihnini incelemeye yöneltir.”
“Hayatın sıradan yanları, daha çok ilk bakışta görünmeyen küçük kesitleri, ayrıntıları, keşfedilmeyi bekleyen ayrıntıları anlatır. Onlardır yazacaklarımızı zenginleştiren.”
“Sanatçı gözünü karartıp kendisini işine kaptırandır. Neden böyle olduğunu bilmez ve çoğunlukla da bunu düşünemeyecek kadar yoğundur. İşini yapabilmek için gerekirse soygun yapar, ödünç para alır, dilenir veya birinden ve herkesten çalacak kadar da bütünüyle ahlaki değerlerden yoksundur.”
“Üzerine çok düşünülmüş bir fikir, 400 sayfalık malzeme demektir.”
Şükela, eser için şöyle diyor; “Semih Gümüş iyi bir yazar olmanın iyi bir okur olmaktan geçtiğini ısrarla vurgulamış. Yaratıcı yazarlık egzersizlerini, kurslarını lüzumsuz bulduğunu ifade etmiş. Yazdıklarınızın gerçek değerini tespit etmenin gene size düşen bir ödev olduğuna değinmiş. Başkalarının fikirlerine başvurduğumuzda, başvurduğumuz kişinin yazın anlayışının kalıplarına mahkum kalacağımızı ve bu yüzden metnimizin nesnel bir değerlendirmeden mahrum kalacağını belirtmiş. Bunu ancak biz başarabiliriz. Peki nasıl olacak da kendi metnimizi nesnel bir açıdan yaklaşıp eleştireceğiz? Semih Gümüş'e göre bu sorunun yanıtı nitelikli bir okur olmaktan geçiyor. İyi yazarı kötü yazardan, akıcı bir üslubu şişmiş ve aksayan bir üsluptan, etkileyici tasviri zorlama tasvirden ayrı tutmasını öğreneceğiz. İşte bu anlayışla kitap boyunca bir takım mühim yazarların güçlü yönlerine işaret edilmiş, nelerin nasıl doğru yapıldığı izah edilmiş. Gönül isterdi ki kötü yazarlardan da örnek verilsin; "böyle yazmayın" diye kutucuklar açılıp içlerinde çalakalem yazılan çirkin paragraflar sergilensin. Söylediğim gibi; kitabın maksatı somut adımlar önermekten ziyade yazarlığa dair genel bir fikir yürütmeye teşvik etmek. Gene de okunmasında fayda görülebilir.”
Eser için Pozan; “Kitabın içerisinde başka yazarlardan yazmaya dair tüyolara da yer verilmiş. Bu detayı beğendim, bu sayede birçok farklı yazarın yazmak konusundaki görüşünü görebiliyor ve ona göre yapacağınız karşılaştırma ile de kendinize bir takım sonuçlar çıkarabiliyorsunuz” diyor. Ayşe Dilşad Çetin Özyurt’un yorumu ise şöyle; “Başlangıç seviyesi kitabı kesinlikle değil. Elinize kağıdı kalemi alıp bir de bu kitabı okuyarak yazamazsınız. Yazma üzerine sağlam mesai yaptıktan sonra anlaşılabilecek bir kitap. İçinde çok iyi yazarlardan örnekler var. Yine iyi yazarların yazma üzerine güzel tavsiyeleri var.”
Kitapta geçen ilginç alıntılardan biri W. Faulkner'e ait; “Hiç bir zaman yapılabilecek kadar iyi olmaz yapılan. Her zaman hayal kurup yapabileceğini düşündüğünden daha yukarıya koy çıtayı. Sadece öncekilerden ya da aynı dönemdekilerden daha iyi olmaya çalışma. Kendinden iyi ol. Sanatçı, gözünü karartıp kendisine işini kaptırandır.” Rainer Maria Rilke’nin ise şu ifadesi alıntılanmış; “Yaşamınız size çok renksiz görünüyorsa yaşamınızı değil, kendinizi suçlayın, çünkü gerçek yaratıcı için kısır bir hayat ve ilgisiz kalacağı bir yer söz konusu olamaz. Örneğin bir hapishanede, dış dünyanın her tür deviniminden uzak bir mekanda olsaydınız, anılarınızın oluşturduğu o eşsiz hazineye sığınmayacak mıydınız? İşte yazarlığı seçmişseniz bu doğrultuda bir yaşam felsefesine sahip olmalısınız. “
Gümüş, hem kendisi edebi üretimler yaptığı hem de edebi dergilerde ve yayınevlerinde editörlükler yaptığı için teori ve uygulamayı; pek çok yazarın eseri üzerinden ve pek çok yazarın görüşlerinden yararlanarak anlatıyor. Yazım işine başlamak yada yazarlığınızı ilerletmek istiyorsanız bunun için kıymetli bir kaynak hazırlamış. Dört aşamalı ve onar roman/öykü/şiirden oluşan okuma önerisine ek olarak yaptığı örnekleme ve alıntılardan yararlanarak kapsamlı bir okuma listesi çıkarabilirsiniz kendinize. Ben keyif alarak, bazı bilgilerimin temellerini ve geleceklerinin nerelere uzandığını daha iyi kavrayarak nitelikli bir okuma yaptım. Pek çok yeni bilgi de öğrendim tabii. Fakat gerçekten edebi eser üretmek için çok fazla okuma yapmaya ek olarak çok fazla niteliğe sahip yazılar kalem almak gerektiğini bir kez daha idrak ettim. Ben bu yeni kavrayışlarımla daha nitelikli okumalar yapmaya devam edeceğim. Ama siz, benzer uygulamalarınıza ek olarak sanat eseri yazmak konusunda niteliklerinizi arttırabilirsiniz. O halde önce bu kitabı okuyabilir sonra da siz yeni eserler yazabilirsiniz. Ne güzel olur değil mi?