Değerli okurlar, Bir şehirde devletin gücü, kaç tane bina yıkıp yeniden yaptığıyla ölçülmez.
Devletin gücü; vatandaşına ne kadar adil davrandığı, şehrine ne kadar yatırım kazandırdığı, gençlerine ne kadar iş imkânı sağladığı ve insanına ne kadar umut verdiğiyle ölçülür.
Çünkü getirim başka şeydir, hizmet başka şey.
Rantın olduğu yerde hesap başkadır.
Kim kazanacak?
Kimin arsası değerlenecek?
Hangi firma işi alacak?
Kim ihaleden payını çıkaracak?
Kim siyasi olarak bunun üzerinden prim yapacak?
Bunların hesabı yapılır.
Hizmette ise hesap farklıdır: Vatandaş ne kazanacak?
Şehir ne kazanacak?
Genç ne kazanacak?
Esnaf ne kazanacak?
Kırşehir geleceğe ne bırakacak?
İşte devlet anlayışı budur.
Kırşehir’de yıllardır bir “yık-yap” anlayışını konuşuyoruz.
Hükümet binası vardı, yıkıldı.
Hastaneler vardı, yıkıldı.
Yeni binalar yapıldı, sonra onların da yetmediği söylendi.
Çevre yolu denilen yolun şehir içi trafiğinin bir parçasına dönüşmesini konuşuyoruz.
Bir tarafta sürekli yapılan, yıkılan, yeniden yapılan binalar…
Diğer tarafta hâlâ çözülemeyen temel meseleler!
Peki, şehir ne kazanıyor?
Gençlerimiz iş bulabiliyor mu?
Kırşehir göç vermekten kurtuluyor mu?
Sanayimiz büyüyor mu?
Tarım ve hayvancılık güçleniyor mu?
Ulaşım sorunumuz çözülüyor mu?
Hızlı tren konusunda Kırşehir’in adı gerçekten hak ettiği yerde mi?
Havaalanımız var mı?
Yatırımcı buraya gelirken “Kırşehir’de işimi nasıl büyütürüm?” diye mi düşünüyor, yoksa “Buraya neden geleyim?” diye mi soruyor?
İşte asıl mesele budur.
Bir şehir sadece betonla büyümez.
Bina yaparsınız, ama istihdam yaratmazsanız şehir büyümüş olmaz.
Cadde yaparsınız, ama esnaf kazanamıyorsa mesele çözülmüş olmaz.
Hastane yaparsınız, ama sağlık hizmeti vatandaşa ulaşmıyorsa sadece beton yığını yapmış olursunuz.
Makama makam, binaya bina eklemek kolaydır.
Asıl marifet, insanın hayatına dokunmaktır.
Kırşehir’in ihtiyacı olan şey de budur.
Biz artık siyasi törenlerden, kurdelelerden, protokol fotoğraflarından daha fazlasını görmek istiyoruz.
“Bu şehir ne zaman hak ettiği yatırımı alacak?”
Seçilmişler de atanmışlar da bunu unutmamalı.
Kim kiminle fotoğraf verdi diye değil, kim bu şehre ne kazandırdı diye sormalıyız.
Çünkü mesele bina yapmak değildir.
Mesele şehir yapmaktır.
Mesele koltuk doldurmak değildir.
Mesele görev doldurmaktır.
Mesele getirim değildir.
Mesele millettir.
Ve sözümüz nettir.
Kırşehir’in ihtiyacı ise daha fazla getirim hesabı değil; Hak, hukuk, liyakat, üretim, istihdam ve gerçek devlet hizmetidir.
BU ŞEHİR NE ZAMAN HAK ETTİĞİ YATIRIMI ALACAK
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu