Bozulma terazide başlamıyor.
Teraziyi tutan elde başlıyor.
Geçen gün pazarda bir esnafa, “Neden eksik tartıyorsun?” diye sordum.
“Kusura bakmayın, Zafer hocam terazi bazen takılı kalıyor.” dedi.
Bende , espiri olarak “Hep senden tarafa mı takılı kalıyor?
Biraz da bizden yana takılı kalsa!” dedim.
Ama mesele pazardaki terazi değil.
Mesele, insanın vicdan terazisinin hangi tarafa takıldığıdır.
Çünkü vicdanın terazisi bozuldu mu, cüzdanın terazisi hep kendinden yana tartar.
İşte Kırşehir’de de yıllardır konuştuğumuz meselelerin önemli bir kısmı buradan geçiyor.
Seçilmişler var, atanmışlar var, parti teşkilatları var, makamlar var, koltuklar var…
Peki, vatandaş nerede?
Vatandaş sandıkta var.
Dert anlatırken var.
İş isterken var.
Hizmet beklerken var.
Faturasını öderken var.
Vergisini verirken var.
Ama sıra makamların, görevlerin, ihalelerin, görevlendirmelerin, etkili ve yetkili koltukların paylaşımına geldiğinde vatandaşın hakkı ne kadar hatırlanıyor?
İşte asıl soru bu!
Kırşehir küçük şehir.
Herkes birbirini tanıyor.
Kim kiminle görüşüyor, kim kimin yanında duruyor, kim kimin kapısını çalıyor, kim kimin desteğiyle bir yerlere geliyor; üç aşağı beş yukarı herkes biliyor.
Böyle bir şehirde vatandaşın gözünün önünde yaşananları görmezden gelmek mümkün mü?
Bir seçilmiş başka konuşuyor.
Bir atanmış başka konuşuyor.
Bir parti teşkilatı başka konuşuyor.
Aynı siyasi yapının içerisinde bile farklı hesaplar yapılıyorsa, vatandaş neye inanacak?
Koltuk aynı, masa aynı, şehir aynı…
Ama teraziler neden farklı?
Siyasi parti teşkilatlarının görevi de sadece seçimden seçime sahaya çıkmak değildir.
Teşkilat, vatandaşın sesini kendi makamına taşımalıdır.
Vatandaşın derdini yukarıya anlatmalıdır.
Yanlış gördüğünde uyarmalıdır.
Doğru yapılanı desteklemelidir.
Ama teşkilatlar kendi içinde bile “kim kimin adamı” hesabına düşerse, orada siyaset hizmet olmaktan çıkar, koltuk yarışına dönüşür.
Bir şehirde liyakat varsa, kimse “Bizden mi?” diye sormaz.
“Bu işi en iyi kim yapar?” diye sorar.
İşte olması gereken budur.
Ama eğer ilk soru “Bizim partiden mi”?, “Kimin yakını?”, “Kimin adamı?”, “Hangi çevreden?” oluyorsa, orada liyakat değil torpil konuşmaya başlamıştır.
Torpilin olduğu yerde adalet geri çekilir.
Adaletin geri çekildiği yerde güven kaybolur.
Güvenin kaybolduğu yerde de vatandaş devlete değil, tanıdığına güvenmeye başlar.
İşte en büyük tehlike budur.
Çünkü devlet kapısında işini yaptırmak için vatandaşın birilerini aramak zorunda kaldığı yerde, sistem zaten alarm veriyor demektir.
İşte tam burada Bozulma terazide başlamıyor.
Teraziyi tutan elde başlıyor.
KIRŞEHİR’DE TERAZİ KİMDEN YANA?
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu