Kırşehir için yıllardır aynı cümleyi kuruyoruz: “Kırşehir ette marka.”
Üç yüz bin büyükbaş ve küçükbaş hayvandan söz ediyoruz.
Ankara’nın aranan etinin Kırşehir’den gittiğini söylüyoruz.
İstanbul’un sofralarına Kırşehir etinin ulaştığını anlatıyoruz.
İyi de kardeşim…
Bu kadar hayvanın yetiştirildiği, etinin Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiği Kırşehir’de neden etin markasını taşıyan bir et market yok?
Neden bu etin üretildiği yerde, etin işlendiği, paketlendiği, markalaştırıldığı tesisler yok?
Neden Kırşehir’in eti Ankara’da, İstanbul’da marka oluyor da Kırşehir’de marka olamıyor?
Asıl sorulması gereken soru budur.
Çünkü mesele yalnızca hayvan yetiştirmek değildir.
Ahırda hayvanı besleyip kasaba göndermekle et sektöründe marka olunmaz.
Marka olmak; üretmek, işlemek, paketlemek, pazarlamak ve tüketiciye ulaştırmaktır.
Kırşehir’in yıllardır yapamadığı da tam olarak budur.
Etin başkenti olduğumuzu söylüyoruz ama Kırşehir’de markalaşmış sucuk, pastırma, kavurma, köfte ve et ürünleri tesislerimiz neden yok?
Neden Kırşehir’den geçen vatandaş, “Buradan mutlaka Kırşehir eti alayım.” demiyor?
Neden şehir dışından gelen misafir, Kırşehir’den dönerken bagajına kilosu ile eti, sucuğu, pastırmayı, kavurmayı koymuyor?
Çünkü Kırşehir eti üretiyor ama etini pazarlayamıyor.
Daha acısı ise şu: Etin başkenti olduğunu iddia eden Kırşehir’de vatandaş kendi etini neden Ankara’dan, İstanbul’dan daha pahalıya tüketiyor?
Bunun hesabını kim verecek?
Yüz binlerce hayvanımız var diye övünüyoruz.
İyi de…
Ürettiğinizi markalaştıramıyorsanız, pazarlayamıyorsanız, katma değer oluşturamıyorsanız bu rakamların şehir ekonomisine ne faydası var?
Hayvan burada yetişiyor.
Et buradan çıkıyor.
Kamyonlara yükleniyor.
Ankara’ya, İstanbul’a gidiyor.
Orada işleniyor, markalaşıyor, daha yüksek fiyata satılıyor.
Sonra dönüp Kırşehirli vatandaş aynı eti daha pahalıya satın alıyor.
Bu nasıl iştir?
Üreticinin emeği burada.
Hayvan burada.
Et burada.
Ama etin asıl kazancı başka şehirlerde.
İşte Kırşehir’in kaybettiği yer tam da burasıdır.
Burada artık seçilmişlere, atanmışlara, oda ve birlik yöneticilerine, sektör temsilcilerine açıkça sormak gerekiyor:
Ette marka olduğumuzu söylüyorsunuz.
Peki bu markayı büyütmek için ne yaptınız?
Kaç tane et marketi açıldı?
Kaç tane modern et işleme tesisi kuruldu?
Kaç tane Kırşehir markalı sucuk, pastırma ve kavurma markası ulusal market raflarına girdi?
Kaç tane yol kenarında, Kırşehir’den geçen vatandaşa güvenilir ve markalı Kırşehir eti satan tesis oluşturuldu?
Etin kaymağını yiyenler nerede?
Seçim zamanı esnafın yanında poz verenler şimdi nerede?
Vatandaşın elini sıkanlar, protokol fotoğraflarında boy gösterenler, “Kırşehir’in sorunlarını biliyoruz” diyenler…
Bu şehrin etini markalaştırmak için neden aynı masanın etrafında toplanmıyor?
Ahilik kutlamaları başlayacak.
Ahi Evran’ın şehrinde yine protokol konuşmaları yapılacak.
Yine plaketler verilecek.
Yine kürsüler kurulacak.
Yine “Kırşehir’in markaları” anlatılacak.
Ama ben şunu merak ediyorum: Etin başkenti Kırşehir’de Ahilik kutlamalarında neden Kırşehir’in markalı eti, sucuğu, pastırması, kavurması ve köftesi Türkiye’ye tanıtılmıyor?
Neden şehrin merkezinde ve yol güzergâhlarında Kırşehir etini tanıtacak güçlü bir organizasyon yapılmıyor?
Artık “Kırşehir’de şu kadar hayvan var” demeyi bırakıp şu soruya cevap vermeliyiz:
Bu hayvanların etinden Kırşehir ne kadar katma değer elde ediyor?
Çünkü mesele ahırdaki hayvanın sayısı değil.
Mesele, o hayvanın Kırşehir ekonomisine bıraktığı değerdir.
Etimizi başkaları işleyip markalaştıracak, başkaları satacak, başkaları kazanacak; biz de “Biz ette marka şehiriz” diye övüneceğiz.
Olmaz!
Ette marka olmak istiyorsanız önce etin markasını Kırşehir’de oluşturacaksınız.
Et marketleri açacaksınız.
Kırşehir’de et lokantaları ve dönerleri markalaştırılmalı.
Modern kesim ve işleme tesisleri kuracaksınız.
Sucuk, pastırma, kavurma ve kurutulmuş et ürünlerini markalaştıracaksınız.
Yol güzergâhlarında güvenilir Kırşehir et marketlerini çoğaltacaksınız.
Şehir dışından gelen vatandaşın Kırşehir’den eli boş dönmesini değil, Kırşehir etini yanında götürmesini sağlayacaksınız.
Bunu da üreticiyle, esnafla, belediyeyle, ticaret, esnaf, borsa odasıyla, ilgili kurumlarla ve seçilmişlerle birlikte yapacaksınız.
Çünkü marka kendiliğinden oluşmaz.
Marka emek ister.
Organizasyon ister.
Pazarlama ister.
Vizyon ister.
Ve en önemlisi sahip çıkmak ister.
Kırşehir’in eti Ankara’da, İstanbul’da aranıyorsa bu bizim için büyük bir avantajdır.
Ama bu avantajı ekonomik güce dönüştüremiyorsak ortada ciddi bir yönetim ve vizyon eksikliği vardır.
Artık slogan değil, icraat zamanı.
“Ette marka Kırşehir” demek yetmez.
O eti Kırşehir’de markaya dönüştüreceksiniz.
Üreticinin alın terini Kırşehir’de bırakacaksınız.
Kırşehir’in kasabını, esnafını, çiftçisini, üreticisini kazandıracaksınız.
Ve Kırşehir’den geçen herkesin aklına şu cümleyi yerleştireceksiniz:
“Kırşehir’e gelmişken Kırşehir eti almadan dönülmez.”
İşte o zaman gerçekten marka olursunuz.
Yoksa ahırdaki hayvanı sayıp, kamyonla başka şehirlere gönderdikten sonra…
“Biz ette markayız” demenin hiçbir anlamı yok.
Çünkü mesele eti üretmek değil; etin değerini Kırşehir’de bırakmaktır.
ETTE MARKAYIZ DA ETİN MARKASINI NEDEN KIRŞEHİR TAŞIYAMIYOR?
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu