İnsan bazen öyle bir noktaya gelir ki, elindeki parayı, makamı ve gücü sonsuz zannetmeye başlar.
Karunlaşır…
Servet büyüdükçe bazı insanların gözleri küçülür.
Cebindeki para arttıkça, insanlığından eksilenler olur.
Bir süre sonra etrafındaki alkışları gerçek sanır.
Kendini dokunulmaz zanneder.
Ve işte tam o anda insanın imtihanı başlar.
Bir zamanlar kamuoyunun hafızasına kazınan o sözleri hatırlayın:
“Sen benim kim olduğumu biliyor musun?
Ben milyar dolarlık adamım.
Ben Türkiye’yi satın alırım.”
Uçakta bu sözlerle gündeme gelen Abdülkadir Özcan, şimdi başka bir haberle gündemde.
Türkiye’yi satın alamadı ama emniyet onu içeri aldı.
İddiaya göre fuhuş ve uyuşturucu soruşturması kapsamında gözaltına alındı.
Demek ki milyon dolar adamlık değil insanlıkmış.
İnsan bazen sahip olduğu gücü kendi kudreti sanıyor.
Oysa insana verilen her nimet emanet.
Servet de emanet.
Makam da emanet.
Şöhret de emanet.
Güç de emanet.
Emaneti kendi malı zannedenler ise bir gün hayatın sert gerçeğiyle karşılaşıyor.
Bugün yaşanan olaylar bize bir kez daha şunu gösteriyor:
İnsan fabrika bırakabilir.
Şirketler kurabilir.
Milyarlar kazanabilir.
Ama çocuklarına ve torunlarına imanlı bir ahlak bırakamamışsa, geride bıraktığı servet bazen bir yük olur.
Atalarımız boşuna söylememiş:
“Yel ile gelen, sel ile gider.”
Bugün adına servet dediğimiz şey, yarın bir mahkeme dosyasının, bir gazete haberinin ya da kötü bir hatıranın gölgesinde kalabilir.
Çünkü para her şeyi satın alamıyor.
Parayla bina yapılır ama yuva kurulmaz.
Parayla koltuk alınır ama saygınlık alınmaz.
Parayla alkış toplanır ama itibar satın alınmaz.
Parayla insanlar etrafınıza gelir ama gerçek dostluk kurulmaz.
Ve en önemlisi; Parayla ahlak satın alınmaz.
“Mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi “
İnsanlar çoğu zaman çocuklarına bırakacakları malı düşünüyor.
Arsalar, daireler, fabrikalar, hesaplar...
Peki ya bırakılan karakter?
Peki ya vicdan?
Peki ya insanlık?
Bir baba evladına milyonlar bırakabilir.
Ama ona dinini, kuranını, peygamberi yaşamı, ahlakı, edebi, ölçüyü ve sınırı öğretmemişse, bıraktığı servet bazen sahibini yüceltmez; tam tersine aşağıya çeker.
Çünkü servetin büyüklüğü insanın büyüklüğü anlamına gelmez.
Asıl büyüklük, elinde güç varken mütevazı kalabilmektir.
Asıl zenginlik, insanlığını kaybetmemektir.
Asıl servet, hayırlı evlatlar ve güzel bir isim bırakabilmektir.
Bugün bir kez daha görüyoruz ki; Kanunların üstünde kimse yoktur.
Paranın geçmediği kapılar vardır.
Şöhretin susturamadığı gerçekler vardır.
Ve hayat, herkese aynı dersi verir: İnsan, Allah’ın verdiği nimeti kendinden bilmeye Karunlaşmaya başladığında kaybetmeye başlar.
Servetiyle şımaranlar, şeytanlaşanlar yıkılmaya yok olmaya mahkûmdur.
Karun gibi Malıyla övünen, Servetiyle şımaran, Gücüyle insanlara tepeden bakanlar şunu unutmamalıdır:
Toprağın altında zengin ile fakirin cebinde aynı sessizlik vardır.
Mezar taşlarında servetin miktarı değil, insanın nasıl yaşadığı yazılır.
Geride kalanlar, kaç fabrikan olduğu ile değil; Nasıl bir insan olduğunla seni hatırlar.
Çünkü servet geçicidir.
Makam geçicidir.
Şöhret geçicidir.
Kalıcı olan tek şey; İnsanın ardında bıraktığı imanlı ahlak, karakter ve iyi isimdir.
SERVETİNLE DÜNYAYI SATIN ALIRSIN DA İTİBARI SATIN ALAMAZSIN
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir İş Dünyasının Acı Günü!
Ahi Evran Proje Anadolu Lisesi’nden YKS başarısı
Gürler ailesinin acı günü
3 aydır yoğun bakımdaydı, hayatını kaybetti!
Kırşehirli gurbetçi son yolculuğuna uğurlanacak
Kırşehir'de Mevlüdiye Akdoğan Son Yolculuğuna Uğurlanacak
KIRŞEHİR’DE YENİ HASTANENİN İSMİ NE OLSUN?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu