Bu yaşta yakındaki harfleri seçemiyorum ama dönen fırıldakları, kurulan dolapları uzaktan bile fark ediyorum.
Yaş ilerledikçe gözler eskisi kadar iyi görmeyebilir. Gazetenin küçük puntolarını okumak için gözlüğe ihtiyaç duyarsınız.
Telefonun yazılarını büyütmeden seçemezsiniz.
Bu hayatın doğal bir gerçeğidir.
Ama bir gerçek daha vardır. İnsan yaş aldıkça sadece saçına ak düşmez.
Tecrübesi de artar.
Tecrübe, bazen en keskin gözden daha iyi görür.
Bugün toplum olarak en büyük sorunumuz, gözlerin zayıflaması değil, vicdanların körelmesi, doğruların bile bile görmezden gelinmesidir.
Kim hangi maskeyi takıyor.
Kim kimin arkasından başka konuşuyor.
Kim milletin menfaatini değil kendi hesabını yapıyor.
Bunları anlamak için kartal gözüne sahip olmaya gerek yok.
Biraz hafıza, biraz dürüstlük ve biraz da vicdan yeter.
Ne yazık ki bazıları, kurdukları düzenin kimse tarafından fark edilmediğini sanıyor.
Oysa insanlar görüyor. Konuşmuyor olabilirler ama görüyorlar.
Sabrediyor olabilirler ama unutmuș değiller.
Çünkü hayat, insanlara sadece okumayı değil, insan tanımayı da öğretiyor.
Yaş ilerledikçe küçük harfler bulanıklaşabilir.
Ama karakterler daha net görünmeye başlar.
Söz ile öz arasındaki fark daha kolay anlaşılır.
Samimiyet ile çıkarcılık birbirinden ayrılır.
Unutulmamalıdır ki göz yanılabilir, fakat tecrübe çoğu zaman yanılmaz. İnsanları aldattığını sananlar, aslında sadece kendilerini kandırırlar.
Yakındaki harfleri seçemeyebiliriz.
Ama uzaktan bile dönen fırıldakları görecek kadar hayat gördük.