Tarladaki çiftçi güneşin altında çalışıyor.
İşçi fabrikada ter döküyor. Esnaf sabah erkenden kepenk açıyor.

İnsanlar çalışıyor, bir ev, bir araba sahibi zor oluyor.

Çocuğun okul parası.
Evin kirası.
Mutfağın masrafını düşünüyor.

Bütün renkler bozuldu, önce beyaz kirlendi.

Bir lokma, bir hırka diyenlerin bir kısmı, bin lokma, tirilyonlarca hırka ile uğraşır oldu.
Karşımıza şımarık tipler çıktı.
Altında milyonluk araba, kolunda servet değerinde saat, üzerinde pahalı markalı kıyafetler.

Havai/Dubai.
Yatlar, katlar.
Pahalı otomobiller.
Özel uçaklar.

Sen kimsin?
Ne sattın da bu servetin sahibi oldun?
Bu serveti nereden buldun?
Ne ürettin?
Kaç kişiye iş verdin?
Hangi fabrikayı kurdun?
Hangi tarlayı sürdün?
Hangi ahırda dana besledin?

Bu yaşta bu servet?
Bu lüks hayatın parası nerden geldi?

Sen kendini ne sanıyorsun? Ömrünü çalışarak geçirmiş, hâlâ bir ev alamamış vatandaştan daha mı akıllısın?

Onlar namusuyla çalıştığı için mi bu hayatı yaşayamadı, yoksa sen paranın yolunu herkesten iyi bildiğin için mi bir anda bu kadar zengin oldun?

Yok öyle yağma!

Bu millet zenginliğe düşman değil. Çalış, üret, helalinden kazan, Allah daha çok versin.

Ama milletin üç kuruşunu algı, iletişim kanalları üzerinden, fondan, uçuk vaatlerle toplayıp sonra o parayla saltanat kuruyorsan, paraları hokus/pokus ediyorsan bu iş değil.
Ama ben böyke kazanırım diyorsan iş değişir.
Devlet sana bunun hesabını sorar.
Hem de sonuna kadar sorar.

Vatandaşın beklentisi çok açık.
Kimsenin gözünün yaşına bakılmadan, suç işleyenin hesabı sorulsun.
Devletin parasına göz dikenkerin gözü çıkartılsın.

Haksız kazanç varsa ortaya çıkarılsın. Milletin parası nereye gitmişse kuruşuna kadar araştırılsın.

Bu millet devlete güveniyor. Adalete güveniyor.

Kendini dokunulmaz sananlara Sen kim oluyorsun? denmesini bekliyor.