İnsan Her Darbede Yıkılmaz, Her Fırtınada Eğilmez!
Hayatın insana öğrettikleri bazen kitaplarda yazmaz.
Kimi zaman bir acıda, kimi zaman bir ihanette, kimi zaman da üst üste gelen haksızlıklarda öğreniriz hayatın gerçeklerini.
Anadolu insanının tecrübesinden süzülüp gelen “Acı patlıcanı kıra çalmaz” sözü, tam da bu yaşanmışlıkların özetidir.
Bu deyim, çok sıkıntı çekmiş, türlü zorluklardan geçmiş, hayatın sert yüzünü görmüş insanların artık kolay kolay yıkılmayacağını anlatır.
Bazı insanlar vardır, hayat onları defalarca sınamış, karşılarına türlü engeller çıkarmış, ama onlar her defasında ayağa kalkmayı başarmıştır.
Acı patlıcanın kıra çalınması kolay değildir. Tıpkı hayatın acısını tatmış, yokluğun ne olduğunu öğrenmiş, haksızlığa uğramış ama yine de yolundan dönmemiş insanlar gibi.

Anadolu'da insanın mayası zorluklarla yoğrulur.
Kimi tarlada alın teri döker, kimi dükkânında ekmeğinin peşinden koşar, kimi de hakkını ararken kapı kapı dolaşır. Herkesin bir derdi, her derdin de kendine göre bir hikâyesi vardır.
Ama bazıları vardır ki ne kadar yorulursa yorulsun pes etmez. Önüne duvar örülür, başka bir yol bulur. Hakkı yenir, yine de doğruluktan vazgeçmez.

Dışlanır, yalnız bırakılır, hatta hakkında türlü sözler söylenir, yine de bildiği yoldan yürümeye devam eder.
Çünkü hayatın fırınında pişmiş insanı, üç beş sözle korkutamazsınız.
Birkaç engelle yolundan döndüremezsiniz.
Hele hele geçmişte nice fırtınalar atlatmış birine yeni bir rüzgârla gözdağı vermeye kalkışmak, olsa olsa kendi kendinizi yormaktır.

Hayatın her alanında karşımıza çıkar böyle insanlar. Birileri susmasını ister, o konuşur. Birileri geri adım atmasını bekler, o daha sağlam basar. Birileri önüne engel koyar, o engelin neden konulduğunu sorgular.

Elbette her mücadele haklılık göstergesi değildir.
İnsan bazen yanılır, bazen yanlış yapar. Ancak haklı olduğuna inandığı bir davada bedel ödemeyi göze alan insanı, sırf baskıyla susturmak kolay değildir.
Burada asıl mesele, kimin daha yüksek sesle konuştuğu değil, kimin söylediklerinin arkasında durabildiğidir.
Çünkü söz uçar, makamlar değişir, güç el değiştirir, geriye insanın duruşu ve yaptığı işler kalır.
Bugün başkasına korku saldığını düşünenler, yarın kendi korkularıyla yüzleşebilir. Bugün insanları küçümseyenler, yarın küçümsedikleri insanların direnci karşısında şaşırabilir.
İşte o zaman Anadolu'nun o meşhur sözü yeniden hatırlanır, Acı patlıcanı kıra çalmaz!