Sporun içindeki kara leke: Tribünlerde, sahalarda ve deplasman yollarında küfür, şiddet ve ölüm!
Futbol, dünya genelinde milyonlarca insanı peşinden sürükleyen, insanları bir araya getirmesi gereken bir spor dalı.
Ancak ne yazık ki bugün bazı çevrelerde futbol; sevginin, dostluğun ve kardeşliğin değil, küfrün, kavganın, şiddetin ve çıkar ilişkilerinin gölgesinde kalıyor.
Sahada oyuncuların birbirini itmesi, yumruklaşması, tekme atması… Bunların hangisi spora yakışıyor?
Pazartesi günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde saha içinde yaşanan gerginlikler ve şiddet görüntüleri, futbolun geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.
Yenen sevincini yaşayamıyor, yenilen mağlubiyeti hazmedemiyor. Tribünlerde tansiyon yükseliyor, sahada futbolcular birbirine giriyor. Kazananın da kaybedenin de olacağı bir müsabaka, nasıl oluyor da düşmanlığa dönüşüyor?
Oysa futbolun doğasında kazanmak da var, kaybetmek de…
Her maçın bir galibi, bir de mağlubu olacak.
Güçlü olan, daha iyi oynayan, taktiğini sahaya yansıtan kazanacak. Kaybeden de rakibini tebrik etmeyi bilecek.
Sporun ahlakı ve terbiyesi bunu gerektirir.
Şiddet dolu futbolu hiçbir zaman sevemedim.
Yanlış anlaşılmasın; spora karşı değilim.
Aksine, sporu çok seviyorum.
Yıllardır sporun içindeyim.
Babamın aktif sporcu ve spor salonumuzdan dolayı Tekvando, boks, kick boks ve vücut geliştirme branşlarında aktif olarak çalışıyor, gençleri sporla buluşturuyoruz.
Kırşehir'de Sporcularımıza yalnızca mücadele etmeyi değil, saygıyı, sevgiyi, disiplini ve kardeşliği de öğrettik.
Bu anlayışla nice gencin hayatına dokunduk, sporcularımızın sevilen hocaları olduk.
Çünkü biliyoruz ki ahlakla taçlanmayan sporun başarısı eksiktir.
Bir sporcu dünya şampiyonu, olimpiyat şampiyonu olabilir.
Peki, kazandığı başarıyı insanlığıyla taçlandıramıyorsa, rakibine saygı duymuyorsa, öfkesini kontrol edemiyorsa bu şampiyonluğun ne anlamı var?
Biz yıllardır sporun sevgi, dostluk ve kardeşlik olduğunu anlatıyoruz.
Ama ne yazık ki bu sözler, özellikle futbolun bazı alanlarında, süslü cümlelerden öteye geçemiyor.
Çünkü tribünlerde küfür var, sahalarda kavga var, deplasman yollarında korku var.
Bazen bir maçın ardından acı haberler geliyor, aileler gözyaşlarına boğuluyor.
Bir insan, yalnızca farklı bir takımı destekliyor diye neden saldırıya uğrasın?
Taraftarlık; silahla, bıçakla, sopayla, taşla mı gösterilir?
Bir takımın renklerini sevmek, başka bir insanın canına kastetmeyi nasıl haklı çıkarabilir?
Maçlara savaşa gider gibi hazırlanan, rakibini düşman gören, küfrü ve saldırganlığı taraftarlık zanneden anlayışla yüzleşmek zorundayız.
Elbette bütün taraftarları aynı kefeye koyamayız.
Takımını medeni bir şekilde destekleyen, rakibine saygı duyan milyonlarca insan var.
Ancak şiddeti alışkanlık hâline getirenlerin, bu güzel oyunun adını kirletmesine de sessiz kalamayız.
Bir spor branşı nasıl olur da şiddetin, nefretin ve düşmanlığın aracı hâline gelir?
Futbolun amacı insanları birbirine düşürmek değil, bir araya getirmektir. Sahadaki mücadele maç bitince sona ermeli, dostluk devam etmelidir.
Futbolculara, teknik direktörlere, kulüp yöneticilerine, taraftarlara ve ilgili kurumlara büyük sorumluluk düşüyor.
Şiddeti kim yaparsa yapsın, hangi takımın formasını giyerse giysin, aynı kararlılıkla karşı çıkılmalıdır.
Küfür ve saldırganlık normalleştirilmemeli, güvenlik önlemleri kâğıt üzerinde kalmamalı, gençlere spor ahlakı öğretilmelidir.
Yıllardır sporun içindeyim.
Gençlere emek veriyoruz.
Onlara sporun yalnızca kazanmak olmadığını, kaybetmeyi de bilmek gerektiğini anlatıyoruz.
İşte bu yüzden futbolda yaşananları gördükçe üzülüyorum.
Spor insanı güzelleştirmeli, insanlığından uzaklaştırmamalı.
Babamın sporculuğundan Ben sporu sevdim, sporun içinde yaşadım.
Ama küfrün, kinin ve şiddetin gölgesinde kalan futbolu bir türlü sevemedim.
Ve bugün de aynı şeyi söylüyorum:
Bu futbol değil!
Bu düpedüz şiddet!
Şiddet artık son bulmalı.
Çünkü hiçbir maç bir insanın canından, hiçbir forma insan hayatından daha değerli değildir.
Futbol sahada oynanmalı, kavga sokaklara taşınmamalı.
Taraftarlık düşmanlık değil, aidiyet olmalı.
Aksi hâlde kazananı belli olan maçların ardından hepimiz kaybetmeye devam edeceğiz.
İşte bu yüzden futbolu sevemedim, sevemiyorum!
FUTBOL DEĞİL, FUTBOLUN ADI ŞİDDET!
Ali Yeniyapan
Yorumlar
Trend Haberler
Tarladaki Kaza Can Aldı: Henüz 31 Yaşındaydı!
Merhum Özkamalı'nın Dayısı Kamalı’dan Açıklama: “Tahlihsiz bir Kaza Sonucu Kaybettik”
Kırşehirli Emekli Polis hayatını kaybetti
Gurbetçi Kırşehirli Almanya’da defnedilecek
Ruhi Savran hayatını kaybetti
Kırşehir Türk Ocağı’nda edebiyat rüzgârı: Türk şiirinin dünü ve bugünü konuşuldu
Bugün bir erken seçim olsa, Cumhurbaşkanı adayınız kim olurdu?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu