Ülkenin gündemi her gün değişiyor.
Ne yaz belli, ne kış…
Ne çalan belli, ne doyanı…
Bugün muhalefet konuşuluyor, yarın iktidar.
Son günlerde ise fonlar, servetler ve büyük paralar gündemde.
Fon üzerinden milyonlar, milyarlar konuşuluyor.
İnsan sormadan edemiyor: Bu kadar para nasıl kazanılıyor?
Bir insan genç yaşta nasıl oluyor da katlara, yatlara, servetlere kavuşuyor?
Çalışarak mı?
Alın teriyle mi?
Demek ki domuzlaşamadan olmuyor.
Yoksa doğru makama, doğru kişiye, doğru iktidara yakın durarak mı?
Devletin malını deniz sanıp domuzlaşanlar var.
Ama unutmasınlar: O para yetimin, Emeklinin, İşçinin, Asgari ücretlinin hakkıdır.
Çiftçinin, esnafın, alın teriyle vergi ödeyen milyonların hakkıdır.
Asıl insanı kahreden ise başka…
Dolgun maaşı olan, makamı olan, geleceği garanti olan insanların hâlâ doymamasıdır.
Bir maaş yetmez.
İkinci gelir gerekir.
Makam yetmez.
Daha fazla makam gerekir.
Servet yetmez.
Biraz daha servet gerekir.
Peki, ne zaman domuzluktan kurtulup doyacaksınız?
Bu kadar yoksul insan varken…
Bu kadar geçim sıkıntısı çeken insan varken…
Bu kadar evine ekmek götürmekte zorlanan insan varken…
Hiç mi insan: “Çok şükür, kazandığım yedi sülaleme yeter.” demez?
İnsanoğlu böyle işte…
Bir vadi altın verirsin, ikinciyi ister.
İkincisini verirsin, üçüncüyü…
Karunlaşmanın sonu yok.
Hele bir de bütün bunları yapanlar kendilerini “dava adamı”, “dindar”, “Müslüman” diye tanıtıyorsa insanın içi daha çok acıyor.
Başörtüsü, Namaz, Hac, Abdest var Allah korkusu nerede?
Peki, kul hakkı nerede?
Haram-helal hassasiyeti nerede?
Kur’an okunuyor ama Kur’an yaşanmıyorsa, bunun adı sadece görüntüden ibaret kalmaz mı?
İnsan ister istemez soruyor: Fatiha’da okudukları hesap ve din gününe gerçekten inanıyorlar mı?
Çünkü dindarlık sadece camide görünmek değildir.
Dindarlık, milletin hakkına el uzatmamaktır.
Haram lokmayı sofraya koymamaktır.
Yetimin hakkını korumaktır.
Halk diliyle domuzlaşmaktır.
Güç eline geçtiğinde adaletten ayrılmamaktır.
Şunu unutmayın: Karun da çok zengindi.
Bugün nerede?
Serveti nerede?
Makamı nerede?
İhtişamı nerede?
Hepsi toprağın altında kaldı.
Öyleyse kendinizi dünyanın sahibi sanmayın.
Allah unuttu sanmayın.
Hesap gecikebilir ama kaybolmaz.
Bugün elinizde olan makam yarın olmayabilir.
Bugün önünüzde eğilenler yarın yüzünüze bile bakmayabilir.
Ama kul hakkı sizinle gelir.
O hesap başka.
Onun için bir kez daha söylüyorum: Devletin malı deniz değildir, Yiyenler domuzlardır.
O milletin alın teridir, Yetimin hakkıdır, Mazlumun hakkıdır, Fakirin hakkıdır.
Haram lokmayla zengin olunmaz; sadece hesabınız büyür.
Karunlaşmayın.
Doyun artık.
Çünkü…
Allah’ın din günü çok yakındır.