Ne dersiniz dostlar?
On tane masum insanın canına kıyacaksın, sonra da çıkıp:
“Yaptıklarımdan çok pişmanım.
Alkolün etkisiyle ne yaptığımı bilmiyordum.” diyeceksin.
Alkol sebep, öyle mi?
Bırakın bu sığınmacılığı! Alkolü alan sensin, alkol seni almadı.
Alkolün tesiriyle katil olmadın; alkol aldığında da yaptıklarından sorumlu olan sendin.
Suçu alkole atma!
Katil sensin!
On tane masum insanı öldüreceksin, sonra da “Alkolün etkisiyle yaptım.” diyeceksin.
Öyle mi?
Bütün bu olayların başlangıcında satın aldığın biçerdöver var.
Satın aldığın malın bedelini istediler diye üç insanın canına kıymışsın.
Hadi, bunlar alacaklıydı, sen de borçluydun.
Borç istediler diye insan öldürmek ne demek?
Biçerdöverinin yandığını, ödeme yapmakta zorlandığını, mağdur olduğunu anlatıyorsun.
Peki, bu durum on masum insanın canına kıymanın gerekçesi olabilir mi?
Suçsuz, masum insanları katletmenin hiçbir haklı tarafı yoktur.
Birileri sana mal satmış, alacağını istemiş.
Sen de onları çağırmış ve üçünü birden öldürmüşsün.
Peki, daha sonra aracında bulunan yaşlı karı kocayı neden öldürdün?
Sarhoştun, öyle mi?
Bir başka şahsı aracını almak için öldürdüğünü söylüyorsun.
Yine mi sarhoştun?
Gelelim öğretmenlere…
Masum öğretmenler, derslerini bitirmiş, her zaman olduğu gibi öğrencileriyle vedalaşmış, evlerine, çocuklarının ve ailelerinin yanına gitmek üzere yola çıkmışlar.
Sen iki öğretmeni durdurup acımadan katletmişsin.
Sonra da “Sarhoştum.” diyorsun.
Çocuğunu almak için okuluna gelen anneyi vuruyorsun.
Yine aynı bahane: “Sarhoştum!”
Eskişehir'e kadar yol boyunca insanları öldürerek araç gasp ediyorsun. İnsanlara kendini istihbarat görevlisi olarak tanıtıyorsun.
Sonra da çıkıp sarhoş olduğunu söylüyorsun.
Peki, bu kadar insanın canına kıyan bir katil nasıl oluyor da bu kadar süre yakalanamıyor?
Devletin hiçbir görevlisi bu gelişmelerden haberdar olmuyor mu?
On masum insan hayatını kaybediyor.
Katil, elinde silahı, yanında kova dolusu mermisiyle adeta elini kolunu sallayarak can almaya devam ediyor.
Katile acırsanız, mazlumların kanı eksik olmaz!
Acılar, feryatlar, ağıtlar dinmez.
Suçlulara hak ettikleri cezayı vermezseniz sokaklarda, yollarda, evlerde ve iş yerlerinde insanların can güvenliğini tehlikeye atarsınız.
Allah'ın adaletini, kul hakkını ve masumun canını koruma sorumluluğunu unutmayın.
Kur'an-ı Kerim'de kısas hükmü vardır.
Allah ne güzel söylüyor katile “kısas” uygulayın.
Ancak adalet; öfkeyle değil, hukukla ve hakkaniyetle uygulanmalıdır.
Bugün on insanın canını alan kişi ne diyor?
“Üzgünüm, sarhoştum!”
Bu söz bir indirim gerekçesi mi olacak?
Alkolü bahane ederek işlenen cinayetlerin üzeri örtülemez.
Bir insanın hayatını elinden alan kişi, yaptığının hesabını hukuk önünde vermelidir.
Katilin hak ettiği cezayı çekmesi, mağdur ailelerinin adalet beklentisinin karşılanması ve toplumun güvenliğinin sağlanması devletin görevidir.
Unutmayın!
Suç işlenmeden önce önlem alın.
Çünkü suç işlendikten sonra kaybettiğimiz masum canları geri getirmek mümkün değildir.