Yalakalar önde.
Taklacılar itibarlı.
Şakşakçılar işi bilir.
“Buyurun efendim” diyenler makamlarda…
Bugün yaşadığımız düzenin kısa ama çarpıcı özeti bu cümlelerde saklı.
“Yalakanın kiblesi olmaz, güçlü gördüğü her yete secde eder.” sözü ne kadar güzel.
Her dönemde vardı belki ama hiçbir zaman bu kadar görünür, bu kadar meşrulaştırılmış olmamışlardı.
Artık sadece var olmakla kalmıyorlar; ödüllendiriliyor, yükseltiliyor, örnek gösteriliyorlar.
Her konuşmanın etrafında bir alkış korosu…
Her yanlışın arkasında hazır bekleyen bir mazeret ordusu…
Her gücün yanında hizaya geçmiş, başını eğmiş, sesini ayarlamış bir kalabalık…
Hakkı söyleyenler dışlanıyor.
Gerçekleri yazanlar sevilmiyor.
Halkın sesi olanlar itibar görmüyor.
Eleştirenler kapının dışında kalıyor.
Çünkü bu düzen eleştiriyi sevmez. Bu düzen gerçeği değil, gerçeğe benzeyen konforlu yalanları ister. Sorgulayan değil, onaylayan makbuldür. “Neden?” diyen değil, “Emredersiniz” diyen tercih edilir.
Bugün meydanlara bakın; kimler önde?
Yalakalar…
Taklacılar…
Şakşakçılar…
Ve her koşulda güce yakın durmayı marifet sananlar…
Çıkar odaklı birliktelikler yaşıyoruz, daha doğrusu yaşatılıyoruz.
İlkenin değil, menfaatin etrafında örülmüş ilişkiler ağı bu.
Seçilmişlerin hemen yanı başında duranlar, boy boy fotoğraflar verenler, her dönemin kazananı olmayı başaranlar…
Dünün savunduğunu bugün inkâr edip yarın yeniden savunabilecek kadar esnek omurgalarla ayakta duranlar…
Bu duvarlar böyle örülüyor işte.
Yalaka tuğla, taklacı harç oluyor.
Şakşak sesleriyle duvar kalınlaşıyor.
O duvar aşılmadıkça; düzgün kalmak gerçekten bir erdem, hatta bir bedel hâline geliyor.
Doğruyu savunmak cesaret istiyor. Yanlışın karşısında durmak yalnızlığı göze almayı gerektiriyor.
Yalakalık ve taklacılık her ne kadar resmî bir meslek olmasa da, günümüzün en çok rağbet gören “mesleklerinden” biri hâline geldi. Üstelik diploma da gerekmiyor; biraz esneklik, bolca yüzsüzlük ve güçlü bir rüzgâr sezgisi yeterli.
Yaşım ilerledikçe daha net görüyorum:
Yalakalar her dönemde vardı.
Her iktidarın çevresinde dolaşmayı başardılar.
İsimleri değişti, yüzleri değişti ama yöntemleri hiç değişmedi.
Değişmeyen tek şey şu oldu:
Güç neredeyse onlar oradaydı.
Hak neredeyse onlar başka yerdeydi.
Ve biz hâlâ soruyoruz:
Neden bu ülkenin en dürüst insanları en sessiz köşelerde?
Neden en çok konuşanlar en az şey söyleyenler?
Belki de cevabı biliyoruz.
Ama alkış sesi, gerçeğin sesini bastırıyor.
YALAKALIK MESLEK OLDU
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehir’de kahreden kaza: İlkokul 4. Sınıf öğrencisi Önal hayatını kaybetti
Makamın Değil Halkın Müdürüydü! Gönüllere dokunan müdür görevden alındı
Leyla Gürsoy Son Yolculuğuna Uğurlanacak
Arşivden çıkan hazine: Kırşehirspor'un Küllerinden doğduğu o sezon
Sezen son yolculuğuna uğurlanacak
Kaman'ı Yasa Boğan Acı Haber!
Bugün bir erken seçim olsa, Cumhurbaşkanı adayınız kim olurdu?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu