"Kimseyi hak etmediği makama getirmeyin! Nimet onların, vebal sizin olur.”

Hz. Ali’nin bu sözü, sadece bir nasihat değil, bir toplumun çöküşünü ya da dirilişini belirleyen temel bir ölçüdür.

En büyük sorunlarımızdan biri, yanlış insanların doğru yerlere getirilmesidir.

Liyakat yerine sadakat.

Ehliyet yerine yakınlık.

Adalet yerine hatır gözetildiğinde ortaya çıkan tablo hepimizi rahatsız eder.

Makam, sadece bir unvan değil, aynı zamanda bir emanettir.

Emaneti ehline vermemek, büyük bir yıkımdır.

İlk başta fark edilemeyebilir.

Çoğu zaman ne olacak ki denilerek geçiştirilebilir.

Zamanla o küçük hata, büyük bir adaletsizliğe dönüşebilir.

İşler aksar, güven sarsılır.

Makama getirilen kişi belki o nimetin keyfini sürer.

Yetkiyi kullanır, imkanlardan faydalanır, çevresini genişletir. Ama o makama onu getirenler için durum farklıdır.

Yapılan tercih, sadece bir atama değildir, aynı zamanda bir sorumluluk beyanıdır.

O sorumluluk, yapılan her hatada geri dönüp kapıyı çalar.

Bu yüzden Hz. Ali’nin uyarısı bugün her zamankinden daha güncel.

Nimet cazip olabilir.

Vebal, çok daha ağırdır.