Bir Ramazan’a daha giriyoruz.
Mahyalar asıldı. Camiler dolmaya başladı.
Marketler “Ramazan fırsatı” tabelalarını çoktan yerleştirdi.
Fırınlar pide kuyruğunu hesapladı, fiyat listesini güncelledi.
Adı bereket ayı.
Ama ilk konuştuğumuz şey fiyatlar.
Bir ay düşünün…
Paylaşmanın emredildiği, sabrın öğretildiği, nefsin terbiye edildiği bir ay.
Ve biz o aya zamla giriyoruz.
Etiketler yükseliyor.
Gıda fiyatları artıyor.
“Talep var” deniliyor.
Talep var diye vicdan da mı zamlanır?
Ramazan; fakirin, yetimin, yoksulun hakkını gözetme ayıdır.
Ama bugün zengin sofraları daha zengin, yoksul sofraları daha sessiz.
Gösterişli iftar davetleri düzenleniyor.
Uzun masalar, bol çeşitler, bol fotoğraflar…
Paylaşımlar artıyor ama paylaşmak azalıyor.
Bir de yardım organizasyonları…
İftar çadırları kuruluyor.
Kameralar hazır.
Mikrofonlar uzatılmış.
Yardım kolisi verirken objektiflere bakılıyor.
İyilik gizli yapılır.
Reklamı yapılan iyilik, iyilik olmaktan çıkar; gösteriye dönüşür.
Ramazan, siyasi vitrin değildir.
Ramazan, güç gösterisi değildir.
Ramazan, samimiyet testidir.
Oruç tutuyoruz.
Ama oruç sadece aç kalmak mı?
Gün boyu aç kalıp akşam israf sofrasına oturuyorsak, dilimizle insanları incitip midemizi aç bırakıyorsak, yetimin hakkını yiyip iftarda dua ediyorsak…
Kimi kandırıyoruz?
Oruç; mideyi sustururken vicdanı konuşturmaktır.
Elini haramdan, dilini yalandan, kalbini kibirden çekmektir.
Mahalle baskısıyla tutulan oruç ibadet değildir.
“İnsanlar ne der?” korkusuyla yapılan ibadet, Allah için değil toplum içindir.
Ramazan takvim yaprağındaki bir ay değildir.
Ramazan bir muhasebedir.
Kazancını gözden geçirme ayıdır.
Hakkını yediğin var mı diye sorma ayıdır.
Kibirle mi yaşıyorum diye kendinle yüzleşme ayıdır.
Bugün Ramazan’ın ruhu kaybolmadı.
Biz ruhumuzu dünyevileştirdik.
Eğer bu ay gerçekten bereket ayı olacaksa,
önce fiyatları değil, hırslarımızı düşürelim.
Önce sofraları değil, adaleti büyütelim.
Önce başkalarının ne yediğine değil, bizim ne yediğimize, ne kazandığımıza, ne tükettiğimize bakalım.
Çünkü Ramazan; aç kalma ayı değil, kul olma ayıdır.
Ve kul olmak; sadece ezanı beklemekle değil, hakkı gözetmekle başlar.