Deprem her ili hafif yokluyor.

Anadolu’n her şehri deprem fay hattı üzerinde.

Bizim il deprem fay hattı üzerinde değil deme lüksünüz yok.

Türkiye genelinde hafif noktalı sallantılar sık olmaya başladı.

küçük yoklamalar büyük depremin habercisi deniyor.

Daha önce yedi nokta beş üzeri İstanbul, Yalova, İzmit, Sakarya, Bolu ve başka illerde ve çevrelerinde deprem can kayıplarına neden olmuştu.

İnsanoğlu yaşamış oldu depremleri çok çabuk unutuyor.

Bakın Allah ölümü unutan kullarına hatırlatıyor ara ara salıyor titretiyor korkutuyor.

Bizim evimize şehrimize uzak olmadığını dün akşam hissettirdi.

Gece saat üçte Kırşehir ilimizi hafif yokladı.

Çevre ilçelerde hissedilse de.

Merkez üstü Kırşehir’e on kilometre mesafe Karıncalı köyü deniyor.

Bir an düşünün…

Gecenin bir vaktinde.

Derin bir uykudasınız.

Saat üç yerin altında korkutucu sesler geliyor.

Deprem oluyor…

Binanız ranzanız, kar dolabınız, kitaplığınız sallanıyor…

Korkudan Allah diyorsunuz.

Bakıyorsunuz binanız sağlam beton yığınları arasında değilsiniz.

Kırşehir’de tüm binalar sallanıyor…

Birde çok katlı binanın en üstünde Kırşehir’e kuşbakışı lüks dairendeyseniz korkun daha fazla oluyor.

Yükseklerin korkusu düşmektendir.

Uykunda ölümün geleceğini beklemiyorsun.

O kadar çok işlerin programların var ki.

Sabah yapman gerekli olan o kadar çok işlerin var ki.

Seni bekleyen işyerin, fabrikan siparişlerin.

Makamın dairen.

Kapında lüks son model araban.

İlçeler, köyler, binalar…

Her yer sallanıyor.

Acılar, ölümler, yetimler, enkazlar…

Yuvalar yıkılıyor güzel şirin şehrimizde.

Deprem mi vuruyor?

İnsan mı vuruyor?

Hiç acısı geçmiyor yüreklerde.

Ülkemizi derinden yaralayan bu depremlerin zararlı etkilerini ne çabuk unutuyoruz.

Hepimizi derinden sarsan bu deprem felaketlerinden hiç kurtulabilir miyiz?

Kırşehir deprem kuşağında olduğunu nasıl görmezlikten gelebiliriz?

Dostlarım bu deprem gerçeğini görüp her an kapımızı çalacağını bilmeliyiz.

Allah korusun 3,7 şiddetinde değil de 7,8 şiddetinde olsaydı ne olurdu halimiz hiç düşündük mü?

Valilik, AFAD, Çevre Şehircilik Bakanlığı, Belediye, İlçe Belediyeleri’nin deprem felaketini, riskini önleyecek ya da azaltacak ne tedbirleri var biliyor muyuz?

Yaşanan bunca acılardan sonra ilimizde ne zaman, hangi saniye, nerede olacağını bilmediğimiz deprem gerçeğini asla göz ardı edemeyiz.

Bildiğimiz bu gerçeği görüp de görmemiş gibi kafamızı çeviremeyiz.

Deprem yıkıcı, en kazcı ama kader değil.

Kader yapılan çürük binaların altında kalan ölümler.

Kontrolsüz sermayenin ürünleri.

Denetimsiz kapitalist paracıların enkazında insanlar can veriyor.

Bugün deprem Allahtan geliyor ölümlerin ekseriyeti hırsız malzemeden çalan patronların yaptığı konutlardan yapılardan kaynaklanıyor.

Belediyelerin rantçılıklarından müteahhitlerin doyumsuzluğundan depremler felaket oluyor.

Bir daha gösterdi ki gökdelenlere heveslenmeyiniz yatay az katlı sağlam konutlar ediniz.

Ölüm gelirse de kader Allahtan dersiniz.