Değerli dostlar.
Kırşehir bizim bizler bu şehirde yaşıyoruz devlet yatırımlarında istemekte hakkımız.
Yazılarımda Kırşehir gündemli isteklerinizi yazıyorum.
Ahi şehrin acil ihtiyaçlarında en öne konacak tren diyorum.
Kırşehir yıllardır bekliyor.
Ama artık mesele sadece beklemek değil… mesele, aldatılmak.
Çünkü bu şehir bir kez değil, defalarca umutlandırıldı.
Her seçim döneminde önüne aynı dosya kondu: hızlı tren projesi. Haritalar çizildi, güzergâhlar anlatıldı, “çok yakında” denildi. Yetmedi, fotoğraflar verildi, açıklamalar yapıldı, tarihler telaffuz edildi.
Sonra ne oldu?
Hiç.
Bugün Yüksek Hızlı Tren hatları İstanbul’dan Ankara’ya, Kırıkkale, Yerköy oradan Yozgat ve Sivas’a uzanırken Kayseri gün sayarken insanlar saatler kazanan konforlu yolculuklar yapıyor.
Türkiye’nin dört bir yanında dev projeler hayata geçiyor.
Peki Kırşehir?
Tam ortada durmasına rağmen sistemin dışında bırakılan şehir.
Seçilmişlerin yatırımsız şehri.
Üstelik bu bir “zorluk” meselesi de değil.
Kırşehir hattı, coğrafi olarak Türkiye’nin en kolay uygulanabilir güzergâhlarından biri.
Ne aşılması gereken dev dağlar var, ne kilometrelerce tünel ihtiyacı, ne de maliyeti katlayan viyadükler.
Yani mesele imkânsızlık değil.
Mesele tercih.
Ve bu tercih yıllardır Kırşehir’in aleyhine kullanılıyor.
Her seçim dönemi aynı senaryo tekrar ediyor: Sözler büyüyor, vaatler genişliyor, Kırşehir’e “müjde” veriliyor.
Seçim bitiyor… verilen sözler sessizce rafa kaldırılıyor.
Bu artık gecikme değil.
Bu, alışkanlık haline gelmiş bir ihmal.
Kırşehir halkı saf değil.
Sabırlı olabilir ama unutkan değil.
Bu şehir Ahi geleneğinden gelir.
Bu şehirde söz, sadece bir vaat değil; bir karakter meselesidir.
Söz verip tutmamak burada sadece bir siyasi eksiklik değil, bir güven kaybıdır.
Kimse yapılan yatırımlara karşı değil.
Türkiye’nin neresine hizmet götürülürse götürülsün, bundan gurur duyarız.
Ama Kırşehir’e gelince verilen sözlerin buharlaşmasını da normalleştiremeyiz.
Bugün gelinen noktada sorulması gereken soru çok net:
Kırşehir neden sürekli erteleniyor?
Bir proje gerçekten yapılamıyorsa, açıkça söylenmeli.
Ama yapılabilecek bir proje yıllarca sadece seçim malzemesi olarak kullanılıyorsa, burada iyi niyet aranmaz.
Artık kimse maket görmek istemiyor.
Kimse afişlerde tren resmi görmek istemiyor.
Bu şehir ray görmek istiyordu.
Bu şehir artık tren görmek ister.
Bu şehir somut adım istiyor.
Seçim yine yaklaşıyor.
Eli çantalılar gelecek.
Yine meydanlar kurulacak, yine sözler verilecek.
Ama bu kez Kırşehir sadece dinlemeyecek.
Soracak.
“Ne yaptınız?” diyecek.
“Verdiğiniz sözün neresindesiniz?” diyecek.
Çünkü bu şehir kırıldı.
Ama kırıldığı yerden ders aldı.
Ve herkes şunu bilsin:
Kırşehir artık oy veren bir kalabalık değil…
Hesap soran bir şehirdir.