Cenaze evinde kıymalı pide verilsin mi?
Yoksa kaldırılsın mı?
Son günlerde tekrar gündem oldu.
Taziye evlerinde verilen yemekler.
Gelenekleri kaldırmak, terk etmek pek zor.
Yemek kültürü bizim geçmişimizde geldiği için birden bırakmak biraz zor görülüyor.
Birçok ilde kaldırılmış deniyor.
Ne kadar kaldırılmış dense de kısa zamanda tekrar adetler başlıyor.
Anadolu’nun değişmez geleneklerinde misafirini ağırlama kültürü var.
Geçmişten beri devam ediyor.
Taziye evine gelenler, cenaze merasimine katılanların hepsi sizin misafiriniz oluyor.
Misafirleriyle ilgilenmekten cenaze sahiplerine düşüyor.
Defin işleri genelde öğlene rast geliyor ya da uzak yolarda gelenleriniz oluyor, bunlar sizin misafiriniz ağırlamakta ev sahibine düşüyor.
Yemek de maddi külfet unsuru vardır.
Bir ev zaten beklenmedik bir anda cenaze evi oluverir.
Cenaze evinin parası var mı yok mu bilinmez.
Cenaze sahipleri zorda olsa bu yükü taşımakta zorlansa da geleneği koruyor.
“Her nefis ölümü tadacaktır.”
Yani her evden cenaze çıkacak ve bu ateş her evi yakacaktır.
Allah ne diyor her nefis ölümlü.
Bunun için biz canlıların sonu belli.
Bugün, yârin, belki yerinden de yakın.
Bizde vefat eden yakınları tarafın duyurulur ve hazırlıklar bir anda başlar.
Taziye çadırları kurulur, fırınlar ayarlanır, yemekçilere siparişler verilir.
Defin işleri başlar.
Mezarlıktan dönenler taziye çadırında buluşur.
Üç günlük uzun bir süreç başlar bu dört, beş belki bir hafta sürer.
Cenaze yakınları ölenin yasını tutarken, iki yüz, üç yüz belki bu sayı daha da fazla olabiliyor bunlara cenaze sahipleri yemek vermek zorunluğu hissediyor.
Akşamları yüz, yüz elli gelenlerin sayısına bağlı yemek veriliyor.
İlk günü cenaze kalktıktan sonra kıymalı verilirken.
Diğer günler için sıcak yemekler ikram ediliyor.
Genelde ana yemekte et ya da tavuk ve pilav, yanında salata ve tatlı verilmekte.
Helvası, Lokumu, gül suyu, çayı eksik olmuyor.
Geçmiş yıllarda köy yerlerinde olsun, şehirde olsun akrabalıklar ve komşuluklar yaşanıyordu.
Bu komşuluk yok artık, ortak alanda çok katlı gökdelenlerde yaşamak var.
Köyler göç vermiş her bir akraba bir başka şehre yerleşmiş.
Bu akrabalar acı gününde, tatlı gününde bir araya geliyor.
Böyle olunca da cenaze evlerinde gelen misafir ağırlanacak diye pideler, yemekler veriliyor.
Bu ise gerçekten cenaze sahiplerini çok yoruyor.
Yemek geleneğini hepten kaldırmak biraz zor diyorum.
Kırşehir gibi küçük illerde akrabalık bağları devam ediyor.
Aşiret bağları olan bir yerde bu yemek işini tamamen kaldırmazsınız. Bunun için alternatifler sunulmalı.
Benim şahsi görüşüm mahallelere taziye evleri kurulmalı burada yemek, çay işleri fonlardan oluşan gelirlerle sağlanmalı.
Bu işleri belediye yapsın desem harcaması var.
Belediye bu işleri üstlendiğinde cenaze sahiplerin vereceği paraları da fonda toplamalı oradan harcamalı.
Eski dünya yok artık bunun içinde ya dernekleşir ortak karşılanmalı ya da bu geleceğe bir son verilmeli demek laftan öteye gitmiyor.
Kırşehir’de son yıllarda daha çok konuşuluyor.
İnsanlar etrafına bakıyor ben vermez isem ayıp mı olur diyor.
Bak falanın cenazesin pide bile veremdiler diye ayıplanır mıyım korkusu oldukça bu yemek kültürü biraz daha devam edecek gibi.