Tek katlı kerpiçten konaklarımızın arasında komşuluklarımız vardı.
Kapıyı açtığınızda, yan komşunun kül döktüğünü, hayvan sürdüğünü görürdük.
Komşular birleriyle karşılaştıklarında günüz hayırlı olsun derdi selamı alan ise ahiriniz hayırlı olsun derdi.
Hu komşu nöron denirdi.
Köpeklerin havlamasını, kedilerin miyavlamasını, horozların ötüşünü duyardık.
Akşamları misafirliğe gidilir misafirlerden başkasının oturmadığı özel misafirler için hazır duran odalar açılırdı.
Kışın misafire sobada kaynamış nefis demli çayın yanında elma, armut, kayısı, üzüm kurusu, iğde ikram edilirdi.
Bugün betona teslim olduk.
İçimiz, dışımız beton gibi soğuk oldu.
Konaklarla birlikte komşuluklarda yok oldu.
Mahalle bakkalı olurdu, bisküvili lokum sarardık.
Mahallemizin kara fırınında somun ekmeği alırdık.
Emeklilerin, büyüklerin, köylülerin toplandığı kıraathaneler vardı.
Birsini aradığınızda falan kıraathanede bulursun derlerdi.
Bunlar var iken biz çocuktuk.
Bugün büyüdük tek katlı evlerin yerini çok katlı apartmanlara bıraktık.
Bakkalların yerini marketlere kaptırdık.
Fırınların yerini AVM’ler verdik.
Kıraathanelerin yerini kafelere devrettik.
Değişim dedikleri sadece bizim ilimiz Anadolu’n bozkırında olmuyor.
Ülkenin her yerinde değişim adıyla yozlaşılıyor.
Betonlar arsında beton gibi olduk.
Sıcak konaklarımızın yerini ısıtmadığımız dairelere bıraktık.
Komşuluk kalmadı herkes yabancı oldu.
Son yıllarda güneş görmüş mantarlar gibi ilimizin her bir mahallesin çok katlı binalar yükseliyor.
Kırşehir gibi her tarafı açık genişlemede sorunu olmayan mahallelerimizde çok katlı gökdelenlere gerek var mıydı?
Rant uğruna, çıkar beklentisi olan ailelerin eliyle göklere doğru yol alıyoruz.
Ankara Caddesi üzerinde eski benzinliğin olduğu alana çok katlı gökdelenlere kimler imar verdi diye sormak istiyorum.
Mesele olayın yaşandığı apartmanla ilgili değil.
Kat sayısı yükseldikçe yükselen apartmanların sayısı her geçen gün Kırşehir’de artıyor.
Bir iki derken çok sayıda apartmana izin veriliyor.
Eskiden müstakil evleriyle ön plana çıkan Kırşehir şimdilerde gökdelen gibi apartmanlara sıkışması insanı üzüyor.
Apartmanlara bu kadar yüksek katlı imarın verilme olayı sadece Kırşehir’de yok.
Türkiye genelindeki pek çok ilde benzer manzarayı görebilirsiniz.
Az katlı evlerin önemini anlamak için telafisi mümkün olmayan olaylar yaşamamıza gerek yok.
Yatay mimarinin uygulandığı alanlarda şehrin silueti de bozulmaz.
Kırşehir’in siluetine Ağ bayırda, kervansaray dağlarında bir bakınız.
Belli alanlarda gökdelenlerin yükseldiği beton yığınları dikkatinizi çekecek.
İnsanlar dar ve yüksek katlı binalar yerine geniş ve az katlı binalarda ferah bir şekilde yaşasalar.
Komşuluk ilişkilerinin neredeyse bitmesine neden olan yüksek katlı bina yaşamının aksine, yatay mimari insanların komşuluk ilişkilerinde artış görmelerine neden olur.
İlimize yakışan yatay mimari değil mi?
Yani yatay mimarinin faydaları anlatmakla bitmez.
Büyük gökdelenlere yıldırım düşmesi sık rastlanıyor deniyor.
Dahası deprem kuşağındayız bugün çok katlı gökdelenlerin yapıldığı alanlar deprem kuşağının tam üzeri değil mi?
Allah vermesin bir yangın olsa bunlar ruhsat veren belediye müdahale edecek ekibiniz var mı?
Belediye olarak bunlar izin veriliyor da hizmet verebilince mi?
Dersiniz.