Televizyon dizileri artık yalnızca birkaç saatlik eğlence programları değil.
Bugün diziler, toplumun düşünce yapısını etkileyen, aile ilişkilerini şekillendiren ve hatta gençlerin hayata bakışını değiştiren güçlü bir araç hâline geldi.
Televizyon kanallarındaki
dizilere baktığımızda insan ister istemez şu soruyu soruyor.
Bu anlatılanların Türk kültürüyle ne ilgisi var?
Bizim kültürümüzde aile var. Saygı var.
Komşuluk var.
Dostluk var.
Samimiyet var.
Ekranlarda çoğu zaman ihanet, şiddet, entrika, aldatma ve parçalanmış ilişkiler ön plana çıkarılıyor.
Sanki toplumun gerçeği yalnızca bunlardan ibaretmiş gibi bir algı oluşturuluyor.
Üstelik en düşündürücü tarafı da bu yapımlar yüksek reyting alıyor.
Yalnızca yapımcıların tercihi değil, seyircinin alışkanlıkları da bu süreci belirliyor.
Toplum olarak sürekli aynı tür yüzeysel içerikleri izlersek, zamanla kaliteli ve anlamlı yapımlar bize sıkıcı gelmeye başlıyor. Göz neyi görmeye alışırsa onu arıyor.
Beyin neyle beslenirse onu normal kabul ediyor.
Kendi kültüründen uzaklaşan bir ekran anlayışı, zamanla toplumu da kendi değerlerinden uzaklaştırabiliyor.
Türk milleti yüzyıllardır güçlü aile yapısıyla, merhametiyle, dayanışmasıyla ve insan sevgisiyle öne çıkmış bir millettir.
Bizim hikâyelerimizde fedakârlık vardır, vefa vardır, dostluk vardır.
Bunlar reyting getirmez düşüncesi ise aslında kültürümüze yapılmış büyük bir haksızlıktır.
Elbette televizyon sektörü ekonomik bir alan.
Yapımlar maliyetli ve reyting önemli.
Ancak başarıyı yalnızca şiddetle, ihaneti normalleştiren senaryolarla veya toplumun hassasiyetlerini yıpratan sahnelerle elde etmeye çalışmak doğru bir yol olmamalı.
Ekranlar sadece bugünü değil, geleceği de şekillendiriyor.
Bugün çocuklarımızın ve gençlerimizin izlediği içerikler, yarının toplum yapısını oluşturacak.
Eğer kültürel değerlerimizi korumazsak, bir süre sonra kendi hikâyemizi anlatamaz hâle geliriz.
Türkiye’nin tarihi de kültürü de dünyaya örnek olacak kadar güçlüdür. Yapılması gereken bu zenginliği doğru şekilde ekranlara taşıyabilmek ve reyting uğruna özümüzden vazgeçmemektir.