Yaşadığımız çağda güç ve gürültü çoğu zaman aynı şey zannediliyor.
En çok konuşanların, en sert olanların ya da en güçlü görünenlerin haklı olduğu düşünülüyor.
Güçlü görünenler her zaman kazanmamıştır. Bazen bir mazlumun sessiz duası, en yüksek seslerden daha etkili olmuştur.
Bugün dünyaya baktığımızda zalimlerin sesi daha çok çıkıyor gibi görünebilir.
Makamlar, servetler, ihtişamlı saraylar ve güçlü koltuklar… Bunların hepsi insana kalıcıymış hissi verir.
Hiçbir güç sonsuz değildir.
Nice imparatorluklar, nice güçlü görünen insanlar bir gün yok olup gitmiştir.
Mazlumun duası sessizdir.
Mikrofonu yoktur.
Kameraları yoktur.
Alkışlayan kalabalıkları da yoktur.
Ama o dua göğe yükselir ve adaletin terazisinde yerini bulur.
Bu yüzden eskiler “mazlumun ahı yerde kalmaz” derken aslında büyük bir hakikati dile getiriyorlardı.

Ah almak, çoğu zaman insanlar tarafından küçümsenen bir şeydir. Birinin hakkını yemek, bir yetimin lokmasına göz dikmek, bir garibanı incitmek…
Bunlar bazılarına küçük hatalar gibi görünebilir. Ama aslında insan o anda kendi hayatına görünmez bir ateş bırakır.
O ateş hemen yanmaz.
Belki bugün hiçbir şey olmaz. Belki yarın da olmaz.
İnsan kendini güçlü, dokunulmaz ve şanslı zanneder.
Adalet bazen gecikir, fakat kaybolmaz.
Bir gün her şey yolunda giderken, insanın hiç beklemediği bir anda o ateş tutuşur.
Bazen bir işte, bazen bir ailede, bazen de insanın iç dünyasında…
İşte o zaman insan geriye dönüp bakar ve anlar. Bir yerde bir kalp kırılmıştır.
Bu yüzden insanın en büyük zenginliği makamı ya da malı değildir. En büyük zenginliği, arkasında kırılmış kalpler bırakmamasıdır.
Garibanın hakkını gözetmek, yetimin lokmasına saygı duymak ve mazlumun gözyaşına sebep olmamaktır.
Çünkü bu dünyada bazı dosyalar kapanır.
Davalar biter.
Tartışmalar unutulur.
Makamlar değişir.
Ama bir dosya vardır ki asla kapanmaz, Ah dosyası.

İnsan bazen mahkemelerden kurtulabilir, insanların gözünden de kaçabilir.
Ama mazlumun duasından kaçamaz. Çünkü o dua, sessiz olsa da adaletin kapısını çalmayı mutlaka bilir.
Bu yüzden belki de bu çağda en çok ihtiyaç duyduğumuz şey daha güçlü olmak değil, daha vicdanlı olabilmektir.
Kimseyi incitmeden yaşayabilmektir.