Yaşadığımız, yaşayacağımız olaylar. Maalesef Ahir zamanın yani dünyanın son zamanının, "nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz" Maalesef insanlar her şeyi biliyor yada bildiğini sanıyor. Yaşantı teknoloji ile beraber kolaylaşmış, insanlar birbirine yaklaşacağı yerde, birbirinden kopmuş; bencil, egosu tavan yapmış, haşa kendini, ve sınırlarını aşar olmuş. Nerden geldim? Nereye gidiyorum? Unutmuş! Ben buyum tavrıyla nefisleri putlaştırmış vaziyete gelmiş. Bu insanın genel yapısı ve inanışı gereği, yaşadığı toplum ve inandığı değerlere göre farklılık gösterebilir. Biz Müslümanlara ne oluyor? Bizde mi? iki dünyalı olduğumuzu unuttuk. Buranın Ahiretin tarlası olduğunu unuttuk. Müslümanlar bu dünyanın ulaştığı nimetlerden en çok yararlanması gerekirken, birbirine düşmüş, dünyanın sefaletini çeker duruma düşmüşler. Bundan kurtulmak için Kur'ân'ın emrine Peygamberin Sünnetine neden yapışmayız. Dünya 1400 yıl öncesi peygamber efendimizin veda hutbesindeki değerlere daha yeni ulaşmışken, neden? Neden? Neden? İslam ülkeleri bu halde... Birazcık düşünüp kendimize gelsek, bir silkelensek, üzerimizdeki uyuşukluğu atsak, "ilim Çin'de de olsa alın" diyen yüksek görüş ve düşünceye kendimizi rapt etsek. Müslümanların düşünme zamanı geldi de geçiyor. Bir ve beraber olma zamanı.
EY! SABIRSIZ HASTA
Ey! Sabırsız hasta.
Ne oldu sana?
Doktor bir iken, her bir dediğini yapıyordun.
Doktor heyet olunca; Heyetin verdiği kararı uygulamaktan kaçınıyorsun.
Bir doktora güveniyordun, el pençe duruyordun.
Heyete gelince sana ne oldu ki; kendi başına tedavi uygulamaya çalışıyorsun.
Devlet bile 65 yaşından sonra heyet raporu isterken, sen neden heyetten kaçıyorsun.
Ortak akıl meşveret ve şuura dersin, kararlara uymaz tokadını yersin.
Aklını başına al. Ey hastalığı şiddetlenmiş arkadaş.
Derde deva varken. Varsın sana deli desinler. Sana heyet ne ilaç yazmışsa tatbik et. Heyete güven.
Bırak inadı gururu; acz , fakr, rahmet ve şefkati ihtiyar eyle.
Zarar gelmez acz, fakr, rahmet ve şefkatten.
Bu yol sıratı müstakim yolu.
Bu yolda yürüyenlere engeller dolu,
Dur durakla düşün yoruldun san, solu.
Sebat et, sadakat göster. Yolun sonu.
Huzuru ilahi, rüyeti cemal, cennettir bunun yolu.