Kırşehir’de bir şehir hafızası, bir kent kültürü daha gözlerimizin önünde yok ediliyor.
Methedilen termenin suyu enkaz oluyor.
Yıkmakta gerçekten üzerimize yok. “Yıkarız, yerine yenisini yaparız” mantığıyla hareket edenlere sormak lazım: Neden sürekli yıkıp yeniden yapma sevdasına düşüyoruz?
Bugün Tenis Kahve’de dostlarla çayımızı yudumlarken, hemen yanı başımızda Terme Kür Merkezi Otel binasının iş makineleriyle yerle bir edilişini izledik.
Şehrin bağrından bir parçanın daha koparılıp atılması, bu memlekete gönül vermiş pek çok Kırşehirli gibi benim de içimi acıttı, yüreğimi sızlattı.
Sahi, bu otel gerçekten niye yıkıldı? Zamanında işletmeciye verilip halkın hizmetine sunulsa, bu şehrin öz malı olan Terme yaşatılsaydı fena mı olurdu?
Hangi "üst akıl" bu yapının yıkılmasına karar veriyor?
Bu soruların cevabını sadece ben değil, Kırşehir caddelerinde yürüyen binlerce insanın merak ettiğini çok iyi biliyorum.
Eğer öne sürülen yıkım gerekçesi "çürük raporu" ise, açıkça söyleyeyim; ben dâhil pek çok kişiye bu gerekçe hiç ama hiç inandırıcı gelmiyor.
Zira mesele gerçekten çürük yapılarla mücadele etmekse, şehrimizde yıllara meydan okuyan, ne zaman ne olacağı belirsiz o kadar çok katlı bina var ki...
Neden ilk gözden çıkarılan hep halkın ortak hafızası oluyor?
Elbette çürük veya tehlike arz eden bir yapının yıkılmasına karşı değiliz. Ancak bu şehre her ne yapılacaksa; doğru zamanda, doğru yerde ve doğru biçimde yapılmalıdır.
Tarihi ve kültürel dokuyu yok edip "yerine yenisini yapacağız" tesellisiyle hareket etmek, kentin ruhuna haksızlıktır.
Bir anlamda yine o malum anlayışla karşı karşıyayız: “Eski otel öldü, yaşasın yeni otel!”
Geriye dönüp baktığımızda bu yıkım silsilesinin ilk olmadığını görüyoruz: Karakurt kaplıcasını yıktınız hani nerde yenisi.
eski Hükümet Konağı,Kapalı Spor
Şimdi sıranın stadyuma geldiği söyleniyor.
Gözümüzün önünde bir bir yok edilen şey sadece beton bloklar değil; bu şehrin yaşanmışlıkları, hatıraları ve kimliğidir.
Kırşehir’in değerlerini kolayca gözden çıkarmak yerine, mevcut olanı koruyup halkın kullanımına sunmak bu kadar mı zor?
Şehrin geleceğini inşa ederken geçmişini tamamen silmek hangi planlamanın, hangi vizyonun ürünüdür?
Bu şehirde taş üstüne taş koyan herkesin başımızın üstünde yeri var; ancak taş üstünde taş bırakmayan anlayışa da "Dur" deyip sormak en doğal hakkımız: Kırşehir’i yıkarken gerçekten neyi inşa ettiğinizi sanıyorsunuz