Kırşehir gibi küçük bir şehirde mesele gerçekten sadece arz-talep mi?
Yoksa güç, ilişki ve kontrol üzerinden yürütülen bir obsesyon mu?
Bu bir “stokçuluk operasyonu” mu, yoksa et piyasasında büyük aktörlerin yürüttüğü bir “güç mücadelesi” mi?
Gerçekten organize bir yapı çökertilip piyasaya sert bir ayar mı veriliyor?
Yoksa maliyetleri düşüremeyen yetkililerin, tüketici üzerinden kayırmacılığa yöneldiği bir gösteri mi?

♦ 8 İLDE EŞ ZAMANLI OPERASYON
Kırşehir, Türkiye genelinde ses getiren geniş çaplı bir et piyasası operasyonunun merkez üssü oldu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında; Ankara, Kırşehir, Kayseri, Konya, Bursa, Balıkesir, İstanbul ve Sakarya olmak üzere 8 ilde düğmeye basıldı.
Operasyonda toplam 33 şüpheli hakkında işlem başlatılırken, şu ana kadar 30 kişi gözaltına alındı. Firari 3 şüpheli için arama çalışmaları sürüyor.

♦ DENETİMLER ÖNCEDEN SIZDIRILDI MI?
Soruşturma dosyasındaki iddialar arasında; şüphelilerin piyasada suni bir kıtlık oluşturarak fiyatları kasıtlı şekilde artırdığı ve bazı durumlarda bozulmuş etleri piyasaya sürdüğü yönündeki ithamlar yer alıyor.
Bir diğer dikkat çeken iddia ise yapılacak denetimlerin önceden şüphelilere sızdırılmış olabileceği.

♦ OPERASYON: SADECE EKONOMİK Mİ, YOKSA SİYASİ VE YAPISAL BİR HAMLE Mİ?
Kırşehir, bölgesel bir üretim merkezi olması ve Ankara gibi büyük pazarların kapısı sayılması nedeniyle bu tür operasyonlarda kilit bir rol oynuyor.
Orta ve küçük ölçekli bazı besiciler ise piyasada “hayvan yok” algısı oluşturularak kesimlerin yavaşlatıldığını iddia ediyor.
8 ilde eş zamanlı yapılan müdahale, doğal rekabetin zedelendiği ve bunun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yapısal bir “ayar verme” hamlesi olduğu yönünde yorumlara da neden oluyor.

♦ ÇÖZÜM NEREDE?
Hükümetin et fiyatlarını düşük tutma çabası, milyarlarca dolarlık ithalatla sonuçlanıyor. Bu durum da ayrı bir tartışma başlığı.
Yetkililerin “Hayvan sayımızı artıramıyoruz, bu nedenle Türkiye 2030 yılına kadar ithalat yapmak zorunda” yönündeki açıklamaları; içeride sürdürülebilir bir hayvancılık ve tarım politikasının oluşturulamadığını düşündürüyor.
Kırşehir merkezli bu operasyon, fiyat artışlarının bir yönünü ortaya koysa da besiciler madalyonun diğer yüzüne dikkat çekiyor.
Hayvancılığın temel sorunları ise açık:
• Dışa bağımlılık: Yem fiyatlarındaki kontrolsüz artış
• Gider artışı: Enerji ve nakliye maliyetlerinin üreticiyi zorlaması
• Finansman sorunu: Küçük üreticinin desteklere erişimde geri planda kalması
Bu baskılar altında üretici ya üretimden çekiliyor ya da ayakta kalabilmek için farklı arayışlara yöneliyor.
Nitekim kesim maliyetlerinin üretim maliyetlerinin altında kaldığına dair tespitler de raporlara yansımış durumda.
Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin (UKON) 2024 yılı değerlendirme raporunda; besiciliğin sürdürülemez bir noktaya geldiği, kesim fiyatları bir yılda %49,17 artarken üretim maliyetlerinin %64,46 yükseldiği açıkça belirtiliyor.
Üstelik 2024’ten bu yana maliyetler düşmek bir yana daha da artmış; besilik hayvan fiyatları, kredi faizleri, işçilik, sağlık ve enerji giderleri katlanarak yükselmiştir.

♦ TEK TARAFLI BİR YAKLAŞIM MI?
Tüm bu verilere rağmen, Kırşehir’de gözaltına alınan ve şehirde tanınan besicilere yönelik sürecin, kamuoyunda neredeyse peşinen suçluluk algısı oluşturacak şekilde yansıtılması eleştirilere neden oluyor.
Oysa unutulmamalıdır ki; gözaltı, suçun kesinleştiği anlamına gelmez.
Gerçek tablo, yargı sürecinin tamamlanmasıyla ortaya çıkacaktır.
______________
♦ KIRŞEHİR ETİNİN MARKA DEĞERİNE GÖLGE
Kırşehir etinin İstanbul, Ankara ve birçok metropolde markalaştığı düşünüldüğünde; bu noktaya gelinmesinde emeği olan ve henüz haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan kişilerin peşinen suçlu ilan edilmesi doğru değildir.
Bu durum, sadece bireyleri değil; aynı zamanda şehrin ekonomik ve ticari itibarını da doğrudan etkilemektedir.