Sessiz Çığlıklar:
Son günlerde şehrimizde yaşanan iki yeni intihar vakası, hepimizi derinden sarstı.
Belli bir yaşın olgunu, emekli iki can aramızdan ayrıldı.
Kim bilir ne sorunları dertleri vardı.
Altından kalmayacakları ne idi ki çözüm bulamadan gittiler dersiniz.
Giden geri gelmiyor gitmeden çözüm gerekiyor.
Yüz altmış bin nüfuslu Kırşehir’de bu kadar sık aralıklarla intiharlar yaşanıyorsa, ülke genelinde tabloyu tahayyül etmek bile yürek burkuyor. Artık neredeyse her gün bir can kaybı haberi alıyoruz.
Kimi zaman emekli, genç bir öğrenci, kimi zaman borç batağındaki bir esnaf, kimi zaman ise sessizce acı çeken bir anne ya da baba.
İnsanlar çaresizlik içinde yaşamla bağını koparıyor.
Umut bulamadıkları, bir çıkış yolu göremedikleri noktada geriye yalnızca ölüm seçeneği kalıyor gibi hissediyorlar.
Bu, sadece bireysel bir trajedi değil; toplum olarak hepimizin yüzleşmesi gereken bir gerçekliktir.
İntiharların ardındaki nedenler çeşitlilik gösteriyor: İşsizlik, ekonomik zorluklar, borçlar, gelecek kaygısı, yalnızlık, adaletsizlik hissi.
Birçok insan yaşam standartlarındaki uçurumun içinde kendini değersiz, dışlanmış, görünmez hissediyor.
Psikolojik olarak tükenmiş bireyler, sosyal destek sistemlerinden yoksun kalıyor.
Ve sonunda, yaşama tutunmak için gereken en temel şey olan “umut” tükeniyor.
Bu noktada sorulması gereken soru şu: Biz bu insanlara ne kadar yakınız? Toplum olarak, birey olarak ya da kurumlar olarak kimseyi duymuyor, kimseyi görmüyor muyuz?
Yardım çağrıları sessiz çığlıklara dönüşmüşken, biz hâlâ sessiz kalabilir miyiz?
Bu acı tabloyu sadece istatistiklerden ibaret göremeyiz.
Her intihar bir hayattır, bir hikâyedir, belki bir baba, bir anne, bir evlat... Onları kaybettikten sonra yas tutmak, pişmanlıkla “keşke” demek ne yazık ki geri getirmiyor.
Çözüm kolay değil, ama imkânsız da değil.
Öncelikle konuşmalıyız.
Psikolojik destek sistemleri yaygınlaştırılmalı, insanların yalnız olmadığını hissettiği sosyal yapılar güçlendirilmelidir.
Gençlerimize, işsiz kalanlara, umutsuzluğa sürüklenen herkese ulaşmalıyız.
Yardım istemenin utanılacak bir şey olmadığını anlatmalı; hayatın, her şeye rağmen, yaşamaya değer olduğunu yeniden hatırlatmalıyız.
Çünkü bir toplumda insanlar artık yaşamaktan vazgeçiyorsa, sorun sadece bireylerde değil, hepimizdedir.
Sessiz kalmak, bu acının bir parçası olmaktır.
İNTİHARLAR VE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞÜN AYAK SESLERİ
Ali Yeniyapan
Yorumlar
Trend Haberler

Kırşehir'de 17 yaşındaki Furkan’ın hikâyesi yarım kaldı

Kırşehir'den Astsubay Başçavuş Dursun İnce yaşama veda etti

Kırşehir Cullamasıyla Birincilik

Kırşehir’de 19 öğretmenin resen ataması tepki çekti

Kırşehir’in ilginç köy isimleri merak uyandırdı!

Türkiye’nin ilk yiyecek içecek ortaokulu Kırşehir’de açılıyor
ASGARİ ÜCRETTEN MEMNUN MUSUNUZ?
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu