Yoksa Sessiz Bir Tehlike mi?
Türkiye’nin neredeyse her ilinde, her ilçesinde halı sahalar var. Akşam saatleri geldi mi ışıkları yanıyor, formalar giyiliyor, “haftada bir maç” bahanesiyle sahaya çıkılıyor. Gençler, orta yaşlılar, hatta ileri yaştaki insanlar.
Herkes aynı sahada, aynı tempoda, aynı hırsla koşuyor.
Peki sorulması gereken asıl soru şu:
Bu gerçekten spor mu?
Ne yazık ki halı saha maçları, özellikle belli bir yaşın üzerindeki bireyler için ciddi bir sağlık riski haline gelmiş durumda.
Geçmişinde düzenli spor alışkanlığı olmayan, doktor kontrolünden geçmemiş, ısınma yapmadan sahaya çıkan insanlar “spor yaptığını” zannederken, aslında hayatlarını riske atıyor.
İleri yaş grubunda ani gelişen kalp krizleri ilk sırada yer alıyor. Gençlerde ise çoğu zaman fark edilmeden ilerleyen miyokardit, yani gizli kalp kası iltihabı, ani ölümlere neden olabiliyor.
Halı saha maçları gibi ani efor gerektiren aktivitelerde kalp hızı kısa sürede aşırı yükseliyor.
Bu durum, kalp damarlarında ciddi bir darlık olmasa bile, sessizce bekleyen plakların yırtılmasına, pıhtı oluşmasına ve kalp krizine yol açabiliyor.
Sonrası ise çoğu zaman ölümcül ritim bozuklukları.
Isınmadan, hazırlıksız, “bir şey olmaz” düşüncesiyle sahaya çıkan insanlar ya ağır sakatlıklar yaşıyor ya da kalp krizi geçiriyor. Neredeyse her gün medyada “halı sahada kol bacak kırılmalar ve kalp krizi”, “maç sırasında hayatını kaybetti” başlıklı haberleri okumamız tesadüf değil.
Bu tablo artık bir istisna değil, ciddi bir toplumsal sorun.
Spor bilinçli yapılırsa sağlıktır. Kontrolsüz, plansız ve ani eforla yapılan şey ise spor değil; adeta davetiye çıkarılan bir tehlikedir.
Halı sahalar keyifli vakit geçirmek için olabilir ama herkesin kendi yaşını, sağlık durumunu ve sınırlarını bilmesi şarttır.
Aksi halde halı sahalar, spor alanı olmaktan çıkıp, sessiz birer risk alanına dönüşmeye devam edecektir.
Bilinçli yapılamayan spor her zaman risk
Bunun için spor öncesi kesinlikle doktor kontrolü şart.