Artık nereye baksak aynı manzarayla karşılaşıyoruz.
Şehrin en işlek caddesinde, cami önünde, trafik ışıklarında, hatta market kapılarında…
Her gün aynı yüzler, aynı sözler, aynı hikâyeler.
İnsan ister istemez düşünüyor: Bu bir ihtiyaç mı, yoksa meslek hâline getirilmiş bir alışkanlık mı?
Dilencilik, özellikle de dinî ve vicdanî duygular üzerinden yapıldığında, sadece bireysel bir sorun olmaktan çıkıyor; toplumsal bir yaraya dönüşüyor.
“Açım”, “çocuğum var”, “eve ekmek götüreceğim” gibi cümleler, zamanla gerçek bir yardım çağrısı olmaktan çıkıp ezberlenmiş bir senaryoya dönüşüyor.
Her gün tekrar edilen bu sözler, merhameti değil, alışkanlığı besliyor.
Ne kadar çarpıcı bir söz vardır:
“Hiçbir dilenci camiye girip ibadet etmez; kapısına oturur, senin için dua edeceğini söyler.”
Aslında bu söz, bizim çelişkimizi anlatır.
Kendi duamıza güvenmez hâle gelmişiz; hiç tanımadığımız birinin, üstelik para karşılığı ettiği duaya umut bağlar olmuşuz.
Oysa dua, samimiyet ister.
Bedeli olan bir söz, dua değil, ticarettir.
İslam, çalışmayı ibadet sayar. Peygamber Efendimiz’in, el emeğini yücelten sayısız hadisi vardır.
Buna rağmen, bugün tembellik kutsanıyor, kolay kazanç meşrulaştırılıyor.
Eğer dilencinin duası gerçekten kabul olsaydı, ömür boyu el açarak yaşamazdı.
Onurlu bir meslek sahibi olur, başkasına muhtaç olmadan ayakta dururdu.
İşin en acı tarafı ise şudur: Gerçek ihtiyaç sahipleri ortada görünmez. Açtır ama söyleyemez.
Muhtaçtır ama el açamaz.
Çünkü onuru, edebi, hayâsı vardır. Sessizce sabreder, kimseye yük olmamaya çalışır.
Meslekçi dilenciler ise bu sessiz insanların hakkını da gasp eder.
Burada sorgulamamız gereken sadece dilenciler değil, bizleriz. Merhametimizi doğru yerde mi kullanıyoruz?
Yoksa vicdanımız rahatlasın diye parayı uzatıp geçmeyi mi tercih ediyoruz?
Yardım etmek elbette erdemdir; ancak bilinçsiz yardım, sorunu çözmez, büyütür.
Gerçek yardım; tembelliği besleyen değil, insanı ayağa kaldıran yardımdır.
Sadaka verirken aklımızı, vicdanımızla birlikte kullanmak zorundayız.
Araştırarak, doğru kanallarla, gerçekten muhtaç olanlara ulaşarak…
Aksi hâlde merhamet, iyilik olmaktan çıkar; istismarın yakıtı hâline gelir.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Biz mi çok merhametliyiz, yoksa merhametimiz mi kolayca sömürülüyor?
MERHAMET Mİ, MESLEK Mİ?
Zafer Çam
Yorumlar
Trend Haberler
Kırşehirspor’un Efsane İsmi Son Yolculuğuna Uğurlandı
Mevzuata uygun, mantığa düşman!
Kırşehirspor’da Bir Devir Kapandı!
Kırşehir dahil tüm şubelerde yeni dönem ilan edildi
Kaman’da Genç Yaşam Trajik Bir Kazayla Son Buldu
Berberler Odası’nda iki aday yarışıyor
Asgari Ücret Tahminleri
Ankete Katıl
Özel Haber
Basın İlan Kurumu