Anadolu da bizim gelenek görenek örf ve adetlerimiz vardır, Urfa da sıra geceleri, Çankırı da yaren geceleri, iç Anadolu illerinde kış yarı olunca saya gezme, Arap aşı geceleri ve Kırşehir e öz Ahi pilavı, Ferfene ,Helebiş geceleri, ve Ahi meclisinin düzenlediği Ahi sohbetlerimiz var.

Ferfene bir kişinin, evinde düzenlediği yemekli büyük, davettir Kadınlar ayrı erkekler ayrı odalarda akşam toplanırlar yöreye öz yemekler hazırlanır. Bu günümüzdeki gibi plastik tabak, çatal, kaşık ve kağıt parçaları arasında çadırda veya ayak da ikram edilen pide, ayran, kola, fanta, ekmek arası, dürüm değil. O günlerde, koyun, kuzu, hindiler kesilir. Kavurma, pilav, yahni, bamya, tahrana çorbası, kuru fasulye, dolma, mantı, mıhla, çullama, çirleme, tatlılardan hoşaf, aside, pelte, incir ve pirinç tatlısı, kalaylı bakır siniler üzerinde, kalaylı tas, tabak sahanlara konan nefis , zengin bir sofraların donatıldığı yemekler yendikten sonra , yine yöreye öz kuru yemişler kak denilen elma armut erik kayısı kurusu , iğde , mısır ve buğday kavurgası ,buğday hediği kalaylı bakır tabaklara konur ikram edilirdi. İçecek olarak pekmez ekşisi ile ayranlar ikram edilirdi. Hepsi doğal kendi üretimleridir. Gecenin ilerleyen saatlerinde günümüzdeki pişmani tatlısı o zaman pekmez veya şekerden tel tele olarak el ile çekilirdi. O ikramdan sonra cemaat dağılırdı.

Helebiş eskiden köy ve şehirdeki odalarda Bağ evlerinde sade erkeklerin bir araya geldikleri, yine yerli mamüller den hazırlanan sofralar ile yapılan Türkülerin söylendiği , fıkra ve masalların anlatıldığı, sazlı sözlü eğlenceler ile memleket meselelerinin konuşulduğu toplantının adıdır Helebiş.

Köylerden Şehir e göçler başlayınca Odalar kapandı. Bağlar bahçeler harap oldu. Ahırlar yıkıldı. İnek, koyun, tavuklar, satıldı. Şehir de bilinçsiz imar ile o güzel tarihi konaklar yıkıldı. Bağlar, bahçeler parsellenerek apartmanlar yapılınca, üç gün süren davullu zurnalı köy düğünlerimiz salonlar da yapılırken kış yarı olunca saya gezme, ferfene ve helebiş unutuldu.

İstanbul’da ikamet eden değerli Hemşehrimiz Saz ve söz ustası mahalli sanatçı Şemsi Yastıman Kırşehirlileri İstanbul da bir araya getirerek Kırşehir’de yetişen Yerli Mamüller ile donatılan sofralarda sazlı sözlü ve alkollü toplantılar ile her yıl Helebişi kutlayarak, vefatına kadar Helebişe sahip çıkmıştır.

Şemsi Yastıman’ın 1994 deki vefatından sonra 2020 yılına kadar Helebiş geceleri düzenlenmemiş. Kırşehir belediyesi kültürden sorumlu Başkan yardımcısı Nuri Araz’ın başkanlığında kurulan ve, benimde komitede yer aldığım helebiş kutlama komitesinin hazırlık çalışmaları ile yeniden alkolsüz olarak kutlama kararı alındı. Neşet Ertaş kültü merkezindeki Kırşehir kültür evinde özel davet edilen yüz elli kişinin katılımı ile yerli mamullerden hazırlanan sofralar ile alkolsüz olarak aslına uygun sazlı sözlü fıkralı sohbetler eşliğinde sunumunu Gürsel Seçilmişin yaptığı helebiş geceleri tekrar Kırşehir de başladı .

Helebişin belli kriterleri vardır. Helebiş gecesine komitenin davet ettiği kişiler tek olarak katılır. Kadınlar davet edilmez, küs olanlar barıştırılır. Davete gelmeyenler bir daha helebişe alınmaz, ciddi mazereti olanlar önceden haber vermek zorundadır . Helebişin bütün masrafı davetliler tarafından ortak karşılanır. Davette mevki ,makam, maddiyat gözetilmez her kesimden misafir davet edilir. Orada herkes eşittir. Bu Kriterlere uymayanlar için havada bulut helebişe katılmayı unut derler.

KIRŞEHİR DE HELEBİŞ

Helebişi tarihlere işlemiş,

Kırşehir'de bu işleri bilenler,

Bağ evinde muhabbetle başlamış,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Şenliklerde bozmadan hiç sırayı,

Türkülerle süsleyerek arayı,

Ta ezelden devam eden töreyi,

Anlatırlar helebişe gelenler' '

Abdalların yanık yanık sesinden,

Yürek yakan bozlakların hasından,

Açılan şu kulakların pasından,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Odalara sofra kurup götürüp,

Gazlambası ışığında oturup,

Eski mazileri dile getirip,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Yastıman'ın davetinin sözünü,

Memleket havası çalan sazını,

İstanbul'da Kırşehir’in özünü,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Alma, armıt , iğde , üzüm alarak,

Mor pürçüklü , kövtür , sızgıt bularak,

Yadellerde bir araya gelerek,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Yöreye has oyunları seçerek,

Hoş muhabbet eğlenceye geçerek,

Memleket mahsülü yiyip içerek,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Korunurmuş fakir, düşkün, miskinler,

Barışırmış kırgın ile küskünler,

Dinlenirmiş öğüt ile teskinler,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Mevki, makam ayrım yokdur fertlere,

Yer verilmez godoş ile sertlere,

İtibarlar delikanlı mertlere,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Özü sözü bir olanı hoşlanmış,

Uymayanlar bu davetten dışlanmış,

Kusurları siciline işlenmiş,

Anlatırlar helebişe gelenler.

Temelini Ahiliğin yolundan,

Otuz iki mesleğinin kolundan,

Tarih kokan ozanların ilinden,

Anlatırlar helebişe gelenler.

İbrahim der bırakılan izlerden,

Çalıp çığrıp konuşulan sözlerden,

Gelecekte belki bir gün bizlerden,

Anlatırlar helebişe gelenler.