Kırşehir’in yıllardır değişmeyen bir gerçeği var Birlik olamıyoruz.
Seçilmişi, atanmışı, siyasi parti teşkilatları, sivil toplum kuruluşları, iş dünyası ve şehrin kanaat önderleri aynı hedefte buluşmadığı sürece Kırşehir’in kaybetmeye devam etmesi kaçınılmazdır.
Birbirimizi kıskanarak, birbirimizin önünü keserek, şahsi hesapları şehrin menfaatinin önüne koyarak bu şehir kalkınamaz.
“Ben yoksam, gerisi önemli değil” anlayışı Kırşehir’e yıllardır zarar veriyor.
Peki, Kırşehir halkı ne istiyor?
Çok şey istemiyor.
Sandığa gidiyor, oy veriyor ve seçtiği insanlardan hizmet bekliyor.
Ama gelin görün ki bazıları daha seçildiği gün hizmetten önce bir sonraki seçimi düşünmeye başlıyor.
“Bir dahaki seçimde yeniden nasıl aday olurum?”
“Etrafımdaki hangi ismi etkisiz hale getiririm?”
“Kim benim önüme geçebilir?”
Şehrin sorunları bir tarafta, koltuk hesapları diğer tarafta!
Kırşehir halkı bunları görmüyor mu sanıyorsunuz?
Hem de çok iyi görüyor.
Kimin ne yaptığını, kimin ne yapmadığını; kimin şehre yatırım getirdiğini, kimin sadece fotoğraf verdiğini bu halk artık ayırt ediyor.
Seçilmişlerin boy boy fotoğrafları, protokol görüntüleri, açılış törenleri ve süslü açıklamalar şehri kalkındırmıyor.
Kırşehir fotoğrafla değil, yatırımla büyür.
İş adamı gelecek.
Fabrika kurulacak.
Gençler iş bulacak.
Üretim artacak.
Devlet yatırımı gelecek.
Kırşehir göç veren değil, göç alan bir şehir olacak.
Peki, bunların hangisi yeterince oldu?
Yıllardır iktidar partisi yöneticilerine, milletvekillerine, teşkilatlara ve şehrin bütün siyasi aktörlerine sormak gerekiyor:
Kırşehir’e kaç büyük yatırım kazandırdınız?
Kaç yatırımcıyı şehrimize getirdiniz?
Kaç gencimize iş imkânı sağladınız?
Hangi büyük yatırımın bacası Kırşehir’de tütüyor?
Kırşehir neden hâlâ gençlerini Ankara’ya, İstanbul’a, Kayseri’ye, İzmir’e uğurluyor?
Yıllardır iktidar avantajı bulunan bir şehirde hâlâ bu soruları soruyorsak, oturup düşünmek zorundayız.
Çünkü söz çok, icraat azsa; vaat çok, sonuç yoksa sorun vardır.
Her seçim döneminde vaatler sıralanıyor.
Seçim bitiyor.
Vaatler unutuluyor.
Bir sonraki seçim geliyor.
Aynı sözler yeniden kuruluyor.
Sonra yine fotoğraflar, yine açıklamalar, yine “Kırşehir için çalışıyoruz” cümleleri…
Peki, vatandaş soruyor: Nerede bu çalışmalar?
Kırşehir’in artık birbirinin önünü kesen insanlara değil, birbirinin elinden tutan insanlara ihtiyacı var.
Bir yatırımcı geliyorsa, “Benim adamım mı?” diye bakmayın.
Bir proje yapılıyorsa, “Bunun siyasi kazancı kime gider?” diye düşünmeyin.
Bir insan Kırşehir’e hizmet etmek istiyorsa, onun önüne taş koymayın.
Şahsi hesaplarınızı şehrin geleceğinin önüne koymayın!
Çünkü bu şehir hepimizin.
Kırşehir’in kaybı bir partinin, bir milletvekilinin, bir belediye başkanının veya bir teşkilatın kaybı değildir.
Kırşehir’in kaybı, hepimizin kaybıdır.
Asıl sormamız gereken soru da budur: Kırşehir’in sesi neden Ankara’da yeterince duyulmuyor?
Neden büyük yatırımlarda Kırşehir çoğu zaman geride kalıyor?
Neden gençlerimiz iş bulmak için şehri terk ediyor?
Neden yatırımcı başka illere gidiyor?
Neden Kırşehir’in potansiyeli bir türlü harekete geçirilemiyor?
Ahi Evran’ın şehri, ozanların diyarı, Anadolu’nun gönül şehri Kırşehir bunu hak etmiyor.
Artık koltuk kavgasını, adaylık hesabını, parti içi çekişmeleri ve kişisel menfaatleri bir kenara bırakmanın zamanı geldi.
Bir olmanın, iri olmanın, diri olmanın zamanı geçiyor!
Bugün birleşmezseniz yarın çok geç olabilir.
Seçilmişiyle, atanmışıyla, siyasetçisiyle, iş insanıyla, esnafıyla, çiftçisiyle, genciyle, yaşlısıyla…
Bu şehre sahip çıkın.
Kimseyi siyasi görüşü, partisi veya makamı üzerinden değil; Kırşehir’e ne kattığı üzerinden değerlendirin.
Çünkü artık alkışlanacak sözlere değil, hesap sorulacak icraata ihtiyacınız var.
Kırşehir’in kaybedecek bir yılı daha yok.
Gençlerimizi başka şehirlere gönderecek sabrımız da yok.
Bu şehir hepimizin.
Ya birlikte ayağa kaldıracağız…
Ya da birbirimizi seyrederek Kırşehir’in her geçen yıl biraz daha küçülmesine göz yumacağız.
Ama unutmayalım: Kırşehir’i geriye götüren yalnızca yatırım eksikliği değildir.
Asıl tehlike, şehrin menfaatinin önüne geçen şahsi hesaplar ve koltuk kavgalarıdır.