Maraş Mevlevi şeyhi Salim dedenin oğludur , gençliğinde Şıh Turan mahallesinde bir kıza sevdalandığından babası Salim Dede tarafında Şam’a okumaya gönderilir ...

Maraş ‘a dönmeden Trablusgarp savaşına , oradan birinci Dünya harbine , Balkanlara , Yemen'e ve en sonda Sarıkamış'a gider ...

Bütün Anadolu evlatları gibi o cephe senin bu cephe benim gezer , savaşır ; Vatanı için ...

Tam 10 yıl dile kolay evinden , sevdiklerinden uzak , kimi zaman sıcak kimi zaman soğuk , bazen aç , bazen tok...

Bir gün cephede hemşerisi Ahmed'i görür ,

ordan burdan derken konuyu sevdiği kıza getirir , aldığı cevap taa ciğerini deler keşke kör bir düşman kurşunu yeseydi de sevdiği kızın evlendiğini duymasaydı...

Hastalanır...

İstanbul Guraba Hastanesine gönderilir..

Herşey boştur...

Tedaviye karşılık vermez ve hava değişimi için memleketi Maraş'a gönderilir ...

Araplıbeli'nden sonraki İncesu’daki hana gelir artık yolun sonuna geldiğini anlar ve eline aldığı kırmızı bir taş parçası ile hanın duvarına şu dizeleri yazar ;

Garibim namıma Kerem diyorlar ,

Aslımı el almış harem diyorlar ,

Hastayım derdime verem diyorlar ,

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben…

On yıl var ayrıyım Kına dağından ,

Baba ocağından yar kucağından ,

Bir çiçek dermeden sevgi bağından ,

Huduttan hududa atılmışım ben …

Gönlümü çekse de yârin hayâli ,

Aşmaya kudretim yetmez cibâli ,

Yolcuyum bir kuru yaprak misâli ,

Rüzgârın önüne katılmışım ben…

Ve gözleri kapanır...

Acılarla , savaşlarla ve ölümsüz aşkını han duvarına gömer...

Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın hikayesi aslında Türk askerinin hikayesidir Türk halkının hikayesidir....

Faruk Nafiz Çamlıbel ...

Umutsuz aşkı Şükûfe Nihal 'den ayrılmak için Kayseri Lisesi ' ne Edebiyat öğretmenliği için 1922 yılında tayinini ister , tayin işi olur ve düşer Anadolu'nun tozlu yollarına ...

Faruk Nafiz önce trenle Ulukışla’ya gelir , buradan da at arabasıylada Kayseri’ye geçer…

Yolculuk üçgün sürer , Ulukışla'daki Öküz Mehmet Paşa Hanında konaklar daha sonrada Niğde'de Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın konakladığı hana gelir ..

Yorgundur ama gözleri bir türlü kapanmaz , uyku tutmaz hanın duvarlarında gözlerini gezdirirken birden yataktan fırlar ve duvarda Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın dizelerini görür...

Ve edebiyatımızın mihenk taşlarından birisi olan Han Duvarları'nı döker beyaz kağıda...

Artık bu şiiride bulup okumak düşer sizlere ..!