Galata’da yüz binler toplandı.
Gazze için.
Zulme “hayır” demek için.
Bu ülkenin vicdanı hâlâ tamamen teslim olmadı demek istedik belki de.
Ama soruyu en baştan sormak gerekiyor:
Bu kalabalıklar kimi rahatsız etti?
Cevap net: Kimseyi.
İsrail korktumu Türkler geliyor diye.
Hayır…
Çünkü bu düzen, kontrollü öfkeyi sever.
Sloganı sever, pankartı sever,
ama bedeli sevmez.
Gazze yanıyor.
Çocuklar donarak ölüyor.
Hastaneler vuruluyor.
Ve dünya “endişe duyuyor”.
Ne büyük bir kelime bu “endişe”.
İçinde hiçbir risk yok.
Hiçbir yaptırım yok.
Hiçbir sorumluluk yok.
Amerika endişeli.
Ama silah sevkiyatı devam ediyor.
Avrupa endişeli.
Ama ticaret anlaşmaları sapasağlam.
Birleşmiş Milletler endişeli.
Ama kararlar veto duvarına çarpıp düşüyor.
İslam ülkeleri ülkeleri endişeli fakat yahudiyle ticaretleri devam ediyor.
Kahrolsun mitingleriyle ne Amerika kahroluyor nede Yahudi zulmü duruyor.
İsrail devleti için bu manzara yeni değil.
Bağıran kalabalıklar, sonra dağılan gündemler,ardından biraz daha yıkım.
Çünkü herkes biliyor: Bu protestolar sistemin sigortasını atmıyor.
Yahudi israil korkmuyor.
Sermaye korkmuyor.
Silah şirketleri hiç korkmuyor.
Kim korkuyor peki?
Halk korkuyor.
“Ekonomi bozulur mu?”
“İşimiz gider mi?”
“Bize sıra gelir mi?”
İşte tam da bu yüzden sömürü düzenler ayakta.
Çünkü korku yukarıdan değil, aşağıdan işliyor.
Biz “karınca misaliyiz” diyoruz.
Safımız beli olsun istiyoruz.
Güzel benzetme.
Ama eksik.
Karınca, yolundan dönmez.
Karınca, yükünü bırakmaz.
Karınca, ezilse bile yön değiştirmez.
Biz ne yapıyoruz?
Bir gün bağırıyoruz,ertesi gün unutuyoruz.
Sistem de tam olarak bunu hesaplıyor.
Öfkenin ömrünü.
Gündemin hızını.
İnsanların yorgunluğunu.
Bugün Gazze.
Yarın başka bir yer.
Ama aynı aktörler, aynı silahlar,
aynı ikiyüzlülük.
Bu yüzden kimse bizim mitinglerden korkmuyor.
Çünkü biliyorlar ki: Bu kalabalıklar hesap sormuyor, sadece içini döküyor.
Ve içini döken halk, rahatlatılmış halktır.
Rahatlatılan halk, tehlikeli değildir.
Acı olan şu: Biz iyi niyetliyiz.
Ama iyi niyet, karşısında tank varken bir politika değildir.
Gazze’ye ağıt yakılıyor, ama düzenin sigortası hâlâ açık.
Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı: Biz gerçekten zulme karşı mıyız, yoksa sadece vicdanımızı sakinleştirmeye mi çalışıyoruz?
Çünkü tarih şunu defalarca gösterdi: Zulüm, en çok yüksek sesle kınanıp hiç durdurulmadığında güçlenir