Hayatımızın tamamını kuşatan kitabın adı Kuran.
Bin dört yüz yıldır tek bir harfi değişmeden günümüze kadar korunmuş.
Kurtuluşumuzun ve cennetin kapısı.
Allah’a giden kulluğun yolu.
Hayatın tüm alanlarının anahtarı.
Yaşam yolumuzun reçetesi hayat kitabımız Kuran.
Hayatını Kuran’a göre yaşayanların adı Müslümandır.
Kuran hayâmızın beli yerinde var, belirli yerinde çıkarıyorsak bunu adı Müslüman değil geleneklerin dini yani ataların dini olur.
Kim ki Kuran’da uzak atalarının dini üzereyse düşünmeli.
Bugün adı Müslümanlar Kuran’ın sözlerinde kaçıyor.
Çünkü Kuran’ın sözleri hayatına, yaşamına, dünyalıklarına müdahale ediyor.
Adı Müslüman yaşamına müdahale eden kitabın hükümlerinden uzak duruyor.
Milyonlarca Kuran sayfaları yükseklerde, raflarda, kitaplıklarda kapalı duruyor.
Milyonlarca Müslümanın evinde Kuran raflarda, kitaplıklarda, yükseklerde ulaşılmasın diye okunmuyor.
Kuranı taşıyan hafızlar ve okuyup secde edenler var.
Arapça ezbere okuyanlar kitabın içerisinden habersizler.
Güzel sesiyle okusa da bir şey anlamıyor.
Anlamak içinde okunmuyor.
İktidarlar yönetenler anlaşılmasını istemiyor.
Sevap umunalar anlamadığı dilen açıp okuyor.
Geceleri başucumuza koyduğumuz, uyandığımızda yükseklere astığımız yaşantımızda uzak tutuğumuz kitabın adı Kuran.
Seçilmişler, atanmışlar ben Müslümanlardanım diyenler, Kuran okuyup ölülere üfleyenler.
Kamu malının üzerinde nemalan haremiler.
Kamu malının üzerine oturup zenginleşenler.
Okuduğunuz Kuran kamu malını koruyunuz, kul hakkını yemeyiniz diyor.
Kul hakkı, sadece hayatta olanların değil, henüz dünyaya gelmemiş çocuklarımızın, tüyü bitmemiş yetimlerin, muhtaç, garip ve kimsesizlerin de hakkıdır.
Kamu hakkını ihlal etmek, çok büyük bir vebaldir ve büyük günahlardandır.
Müslüman, her alanda kamu hakkına riayet edendir.
Rüşvet, stokçuluk ve karaborsacılıktan uzak durur.
Müslüman, kamu hizmetini sorumluluğu ağır bir emanet olarak görür.
O, işine özen gösterir, devlet malını gözü gibi korur, asla israf etmez ve devlet malını gasp etmez.
Hizmet sunduğu insanlara karşı anlayışlı ve sabırlı davranır.
Kendisine yapılmasını istemediği bir şeyi başkasına asla yapmaz.
Kul hakkına riayet etmek, Allah’a olan imanımızın gereğidir.
Müslüman, kul hakkı konusunda son derece hassastır.
İnsanların canına kast etmenin, namusuna, şeref ve haysiyetine dil uzatmanın kul hakkı ihlali olduğunun bilincindedir...
Adaleti korumak Müslüman’ın en temel özelliğidir.
Peygamberini örnek alan bir mümin, siyasetinde dönek, kaypak, yalancı olmaz, kul hakkı yemez.
Kuran ahlakına uyan ticaretini aldatma üzerine kurmaz.
Alırken de satarken de dürüst davranır.
Ölçüyü ve tartıyı eksik hileli satış yapmaz.
Fırsatçılık, istifçilik, karaborsacılık, tefecilik, faizcilik yaparak kazancına haram bulaştırmaz.
O, ne bir başkasının malına göz diker, ne de insanları aldatarak mallarını gasp eder.
Müslüman, daima hakkı ayakta tutan olmalı.