Nerede yaşadığımız belli değil çarsıya çıkıp dolaşıyoruz. Kafamızı önce kaldırıp levhalar bir bakıyoruz. Levhaları çoğu yabancı. Kimisi alman kimisi Fransız, bazen de Arapça.

Levhaları birde ışık. Birde yabancı müzik. Ya büyük mağazalar hep yabancı, ya da yabancı hayranlığı almış başını gitmiş. İşimiz Avrupa’ya benzediği gibi aşımızda Avrupa olmuş. Ne kadar yabancı hayranı olmuşuz. Ne kadar onları savunur kale gelmişiz. Hazır yemekler yemek, bisikletleri kol geziyor. Şöyle oturup bir düşün. Ya da kafanı iki elinin arasına al bir hayal kur. Önceleri lokantalarda meşhur, Kuru fasulye, plav, tatlı komposto şimdi adı olmuş Fas fut bilmem ne.

Ağlayıp sızlanma cepte yok haşlık demek hep boşuna. En küçüğümüzün cebinde ayfon ondört. Sokaklar yarı açık. Belli değil kadın erkek. Kulaklarda küpe burunda hızma. Sanki yok pantolon köpek parçalamış. Müzikler hep yabancı. Kalmamış küçük büyük. Saygı bitmiş sevgi yok.

Tersine dönmüş her şey sanki erkeklerin sigara içmesi ayıp kadınlar serbest. Lokantalar yok dönmüş hepsi. Sanki coronada almış bizi bizden uzaklaşmış her birimiz birbirimizden.

Camiye girilince saf tutulur imam seslenirdi. Farz başlamadan ey cemaat safları sık ve düzgün tutalım. Şimdi her safın arası açık kalmamış düzen. Kimimizin kalbi temiz kiminin kendi. Görmüyorsun ki haksız birini, biri diğerinden çok iyi biliyor. Her biri sanki dini fetva veriyor. Cahil kalmamış ehil yok.

Cenaze evleri sohbet yeri olmuş. Birkaç lokum birde gül suyu adet olmuş. Ne örf kalmış nede anane. Halbuki her şey ucuz nerde pahalılık. Hadi işe dedin mi giden olmuyor. Gecen iki arkadaş sohbet ediyor. Bende kulak misafiri oldum gidiyor musun işe. Cevabı hayır kafama göre yok iş. Ben de anlamadım ki hangi kafaya nasıl iş. Bu işler öyle abes ki sanki iş bitmiş.

Hep yabancılar dolmus, iş yerleri. Belli ki bizim ki serbest, o çalışır sende gezersin. Gençlerimiz bükülmüş dönmüş Zye sanki şekil almış ondan denmiş her halde Z kuşağı.

Bizler hiç bir harfe güvenmeden sağlam kuşaklar olarak bu zamana kadar geldik. Nice devrimlerden geçmemize rağmen hiç bir harfe benzemedik. Ne yazık ki zamanımız gençleri şimdi şekilden şekile dönüyor… Almış başını gitmiş her şey moda denen illet soymuş bizi ne Avrupa ne Asya ya benzemiş iz sadece gelip geçen mevsimler gibi. Olmuşuz. Kiminin kulağında küpe kiminin ayağında hal, hal, kiminin burunda kulakta, daha nerelerde hızma. Curcunaya dönmüşüz. Tarife gerek yok.

Sokaklar caddeler yabancı müzik. Dükkan ve iş yerlerinde isimler yabancı. Bazen diyoruz yoksa biz yabancı bir yerde miyiz. Ne güzel müziklerimiz vardı. Önceden. Gönüle hitap eder dokunurdu sineye. Sanki şimdi müzik değil insanla kavga ediyor adı olmuş rap.

Sonumuz hayırlı olur inşallah. Hani bizde bir söz var ya "görelim mevlam ne eyler ne eylerse. Güzel eyler"

Değişen ne devir nede çağ aleyhimize dönüp bizi ağır ağır çalacak olan zaman. Bizler değiştik. Modernlik uğrunda neler verdik ahlakımız, örf adet ananelerimiz değişti. Önceleri caddelerde, çarşılarda görünen yerlerde kadınların sigara içmesi mümkün müydü. Şimdi ayni cadde ve çarşılarda kadınların ağızlarında sigara umursamazlık almış başını gitmiş değişen sanki kadınların yanında erkeklerin sigara içmesi abes gibi bir hal almış. Bu bir modernlik ise zor işimiz, ekmeğimiz aşımız her şey modern olmuş. Bizlerde çok modern olmuşuz da haberimiz yok. Kalmamış aile mefhumu, televizyon dizileri rezalet, aile bağları kalmamış. Küçüklerimiz bilgin büyüklerimiz cahil ihtiyarlarımız kimsesiz kalmış. Her yerimiz huzur evi, adı huzur olup sevdiklerinden koparak buralarda huzursuz olmuş. Ellerinde bir mendil gözlerinde yaş. Bitmiş hayır dua.

Dualarımız kalkan ihtiyarlarımız bizler için siperdi. Açılmış her yönümüz, siperlerimiz gözü yaşlı kalkanların yok olmuş…