Geçen gün köşemde Yaşar başkanla ilgili bir yazı kaleme almıştım.

O kadar çok takip edip okuyan dostlar olmuş ki hepisine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

Kaleme aldığım yazım İçerik olarak Yaşar başkanın kalıcı hizmetleriyle ilgiliydi.

Her yorumcu arkadaşlar düşüncelerini paylaşmışlar.

Tüm okuyucuların görüşlerine saygılıyım.

Elbette farklı düşüneceğiz ki doğruya gideceğiz.

Farklı düşünmek insanın fıtratında.

Yalnız burada yapıcı yorumlar varken bazı okurlar partizanlıkla yaklaştığını gördüm.

Yinede görüşlerini çekinmeden yazmışlar.

Bizler bu şehirde yani Kırşehir de yaşıyoruz, önemli olan ilimize yapılan kalıcı hizmet.

Partizan olmak sonra gelmeli.

Yıllardır ilimizde partizanlık yapıldı ne geçti.

İlimiz hep geride kaldı.

Yaşar Başkan belediye başkanıyken en çok eleştirenlerden birisi bendim.

Beni gördüğü zamanda “abi beni seviyor musun, dövüyor musun” derdi.

Aslında ben sevdiğimde başkanın görmediklerini yazıyordum.

Güzel olanında güzel yazmalıyız.

Ben gördüklerimi yazdım,

Sizlerde benim gördüklerimi görüyorsunuz, farklı bakıyorsanız diyeceğim yok.

Başkanın hizmetlerini ille de seveceksiniz diyemem, herkes sevmek zorunda da değil.

Yapılanlar ortada hükümetin imkanlarından faydalanıp kendi ve ekibinin vizyon katmasıyla Kırşehir’e değer kattığı ortada.

Kırşehir’e gezilecek, görülecek, dinlenebilecek mekânlar bıraktı.

Gelip geçici olan makam da mevki de üstünlük sebebi değildir.

Birçok Krallar, padişahlar, Cumhurbaşkanları başbakanlar, Belediye Başkanları, Milletvekilleri, Valiler, Rektörler, Dekanlar, kurum müdürleri, amirler vs makam ve mevki sahibiydi.

Hepsi de geldi gitti, ancak iyilerin iyiliği, kötülerin kötülüğü şehirde söylenmektedir.

Bugün bıraktıkları eserler konuşuluyor.

İş yapmayan birinin mevki ve makamı ile övünmesi neye yarar?

Dünyadaki her şey gibi; sahip olduğumuz makam ve mevkilerde gelip geçicidir.

Bulunduğunuz mevkide kalıcı olmak için; o mevkiye gelmeden önceki dost ve tanıdıklarımızı unutmamalıyız.

Çünkü makama geldikten sonra kazanılan dostlar makamdan düşünce bir anda kaybolmaktadır.

Her zaman mütevazı olmalıyız, ulaşılmaz olmamalıyız.

Kendimizi vazgeçilmez zannetmemeliyiz.

Unutmayalım ki mezarlıklar kendini vazgeçilmez zannedenlerle doludur. Makamlar insanları yüceltmek için değil, insanlar makamları yüceltmek için çalışmalıdır. Makamlar kalıcı, insanlar ise gelip geçicidir.

Bugün ilimizde o kadar Seçilmiş geldi geçti.

Kaç seçilmişi aklınızda tutuyorsunuz.

Şehrinize bırakmış olduğu bir iz varsa onu konuşuyorsunuz.

Yoksa neyinizi konuşacaksınız.