Kırşehir’de açıklama yapan Anahtar Parti İl Başkanı Cemal Kaya, Türkiye ekonomisinin çok yönlü finansal risklerle karşı karşıya olduğunu belirtti. Kaya, özel kesim tasarruf açığı, kamu maliyesindeki disiplin eksikliği, yüksek bütçe açıkları ve ithalata bağımlı üretim yapısının ülkeyi borç sarmalına sürüklediğini ifade etti.

Başkan Cemal Kaya, Türkiye ekonomisinin artık geçici sorunlarla değil, yapısal nitelik kazanmış çok yönlü bir finansal risk tablosuyla karşı karşıya olduğunu belirtmek isterim. Özel kesim tasarruf açığı, kamu maliyesindeki disiplin kaybı, yüksek bütçe açıkları ve ithalata bağımlı üretim yapısı ülkemizi ağır bir borç sarmalına sürüklemektedir.

Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyenin altındaki kredi notu ve 300 baz puanın üzerine çıkan CDS primiyle uluslararası piyasalarda yüksek riskli ülke görünümünü koruduğunu ifade etmek gerekir. Bu durum dış finansman maliyetlerini artırmakta ve ekonominin tamamını daha kırılgan hale getirmektedir.

Dış borç göstergelerinde zaman zaman görülen kısmi iyileşmelerin yanıltıcı biçimde yorumlanmaması gerektiğini özellikle vurgulamak isterim. Dış borç stokunun ihracata ve milli gelire oranındaki gerileme önemli ölçüde ihracat ve nominal gelirdeki artıştan kaynaklanabilir. Dolayısıyla bu durum yapısal bir güçlenme anlamına gelmemektedir. Kısa vadeli dış borç oranındaki yükseliş ve vadeye kalan yüksek borç yükü refinansman riskini artırmaktadır. Rezervlerdeki erime ve altın satışları da bu kırılganlığı daha görünür hale getirmektedir.

Hanehalkı cephesinde borç yapısının hızla bozulduğunu görmekteyiz. Vatandaş artık konut gibi teminatlı alanlar yerine kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve ihtiyaç kredileriyle günlük yaşamını çevirmeye çalışmaktadır. Bu durum geçim krizinin derinleştiğini, teminatsız borçların arttığını ve bankacılık sistemi açısından aktif kalitesini zorlayan bir sürecin başladığını göstermektedir.

Bankacılık sektöründe kredi hacmi genişlerken takipteki alacakların da yükseldiği görülmektedir. Özellikle bireysel kredilerde ve bazı ticari sektörlerde risk yoğunlaşması artmaktadır. Bankaların yeniden Merkez Bankası’ndan yoğun fonlama ihtiyacı duyması piyasadaki olağanüstü likidite sıkışıklığının açık bir göstergesidir.

Yaz Kur'an Kursları İncelendi!
Yaz Kur'an Kursları İncelendi!
İçeriği Görüntüle

Reel sektörün net döviz pozisyon açığı kritik seviyelere ulaşmıştır. Özel sektör kur riskini azaltmak yerine yeni yükümlülüklerle ayakta kalmaya çalışmaktadır. Kamunun yüksek borçlanma ihtiyacı ile reel sektörün finansman talebi çakıştığında, kaynaklar üretken alanlardan uzaklaşacak, özellikle KOBİ’lerin krediye erişimi daha da zorlaşacaktır. Bu durum dışlama etkisini büyütecektir.

Kamu maliyesindeki en büyük tehlike faiz sarmalıdır. Faiz giderlerindeki sert yükseliş, kamunun artık anaparayı değil faiz yükünü çevirmeye çalıştığı bir yapıya dönüştüğünü göstermektedir. Bütçe dışı riskler ve şeffaflık eksikliği yatırımcı güvenini zedelemekte, bu da doğrudan ülke risk primine yansımaktadır.

Bu tablo karşısında; dış borç yönetiminde vade uzatımını esas alan bir stratejiye geçilmesi, TL cinsi borçlanmanın güçlendirilmesi, rezervlerin kısa vadeli yükümlülükleri karşılama kapasitesine göre değerlendirilmesi ve döviz kazandırıcı yüksek katma değerli sektörlerin desteklenmesi gerekmektedir. Kamu-Özel İşbirliği projelerindeki döviz garantili yükümlülükler gözden geçirilmeli, bütçe dışı riskler şeffaflaştırılmalı, kaynaklar verimsiz alanlardan üretken yatırımlara yönlendirilmelidir. Reel sektörü koruyacak seçici destek mekanizmaları oluşturulmalıdır.

“Türkiye ekonomisi borçla büyüyen, faizle dönen, rezerv tüketerek ayakta tutulmaya çalışılan sürdürülemez bir zemine sürüklenmiştir. Bu tabloyu değiştirecek olan şey, güven veren bir ekonomi yönetimi, mali disiplin, şeffaflık ve üretim odaklı yapısal dönüşümdür. Aksi halde bugünün finansal kırılganlıkları yarının çok daha ağır ekonomik ve toplumsal maliyetlerine dönüşecektir

Muhabir: Zeliha Karayel