Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi öncülüğünde, Kırşehir Valiliği ve Kırşehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla düzenlenen Koruyucu Aile Paneli’nde, koruyucu aileler deneyimlerini anlattı, salonda duygu seli yaşandı. Programda konuşan Kırşehir Vali Yardımcısı Alper Balcı’nın kendi yaşamından örneklerle aktardığı koruyucu aile hikâyesi ise katılımcılara duygu dolu anlar yaşatarak etkinliğe damgasını vurdu.

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında, Kırşehir Valiliği ve Kırşehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’nün katkılarıyla ‘Koruyucu Aile Paneli’ düzenlendi. ‘Kalpten Kalbe Bir Yol Olalım’ sloganıyla gerçekleştirilen program, 15 Nisan 2026 tarihinde Ahi Evran Kongre Kültür Merkezi 15 Temmuz Milli İrade Salonu’nda yoğun katılımla yapıldı.

Panele Kırşehir Vali Yardımcısı Alper Balcı, Kırşehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Serkan Sağlam, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Güneş, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayfer Şahin, akademik ve idari personel, koruyucu aileler ile öğrenciler katıldı.

SAĞLAM’DAN KORUYUCU AİLELİK VURGUSU
Programın açılış konuşmasını yapan Kırşehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Serkan Sağlam, Kırşehir’in dayanışma kültürüne dikkat çekerek, koruyucu aileliğin şehrin köklü değerleriyle örtüştüğünü ifade etti.
Kırşehir’de koruyucu aile hizmetinin yaygınlaştırılması için kurumlar arası iş birliğiyle çalışmalar yürüttüklerini belirten Kırşehir Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Serkan Sağlam, “Hepinizi, Ahilik geleneğinin hoşgörü ve dayanışma ikliminden beslenen kadim şehrimizde saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Ahi Evran Üniversitemizin ilim irfan meşalesini yükselttiği, Cacabey’in gökbilimle geleceğe baktığı bu topraklarda, bu kez bir çocuğun geleceğine bakmak için toplandık. “Koruyucu Aile Panelimizin” açılışını yapmaktan onur duyuyorum.
Kırşehir, küçük ama gönlü büyük bir şehirdir. Tarihte Ahi Evran-ı Veli’nin fütüvvet ve yardımlaşma çağrısına ev sahipliği yapmış bu kadim belde, bugün de aynı ruhla korunmaya muhtaç çocuklarımıza sahip çıkmaktadır. Koruyucu ailelik, işte bu yüzden şehrimizin mayasında vardır: Bir çocuğun yüzünü güldürmek, ona “Sen yalnız değilsin” diyebilmek, Kırşehir insanının kadim misyonudur.

Koruyucu aile hizmeti, devletimizin şefkat eli ile gönüllü ailelerimizin sıcak yuvasının buluşmasıdır. Kırşehir’de bu anlamlı hizmetin daha da yaygınlaşması için İl Müdürlüğümüz olarak sahadaki tüm sivil toplum kuruluşlarımızla, mahalle muhtarlarımızla ve ilgili kurumlarımızla omuz omuza çalışıyoruz. Bugüne kadar koruyucu aile olan tüm hemşehrilerime buradan bir kez daha gönülden teşekkür ediyorum.
Bugün bu panelde, koruyucu ailelik konusunda farkındalığı artırmayı, deneyimleri paylaşmayı ve en önemlisi Kırşehir’de koruyucu aile sayısını daha da yükseltmeyi hedefliyoruz. Unutmayalım ki bir çocuğa sahip çıkmak, sadece ona barınak sunmak değil; aynı zamanda onun hayallerine, eğitimine ve geleceğine sahip çıkmaktır. Kırşehir’in her mahallesinde, her sokakta koruyucu ailelik bir kültür haline gelsin istiyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle panelimize katkı sunan tüm akademisyenlere, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine, kurum personelimize ve en kıymetlisi siz katılımcılara yürekten teşekkür ediyorum.
Mevlana’nın dediği gibi: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Koruyucu ailelerimiz, tam da bu şekilde – olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olan yüce gönüllü insanlardır.
Panelimizin Kırşehir’imize, bölgemize ve ülkemize hayırlar getirmesini diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.

GÜNEŞ: “AİLE KURUMU EN BÜYÜK GÜCÜMÜZ”
Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Güneş ise konuşmasında aile kurumunun önemine vurgu yaptı. Güneş, güçlü bir toplumun temelinin güçlü ailelerden geçtiğini belirterek, koruyucu aileliğin bu yapıyı destekleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu kaydetti.
Prof. Dr. Ali Güneş, “En büyük koruyucu aile olan başta devletimize ve tüm koruyucu ailelerimize teşekkür etmek istiyorum. Bugün aileyi konuşmak lazım. Koruyucu aileyi konuşmak lazım. Hafta sonu aile ve sağlıkla alakalı bir paneldeydik. Orada oturumumuz vardı. Gerçekten bugün en büyük tehlike altında olan, bütün okların çevrildiği kurum olan, en güçlü kurumumuz olan aile kurumumuzdur.
Biz hep şunu söylüyoruz: Güçlü aile il güçlü geleceklere, güçlü ülkeye adım atabiliriz. Bu ülke, bu bölge Ahi Evran’ın Baciyan-ı Rumun memleketi. Ailenin en güçlü olduğu yerler. Özellikle gençlere buradan seslenmek istiyorum; aile dediğinde sadece beraber oturup konuştuğunuz bir birliktelik değil. Sadece biyolojik bir birliktelik değil. Aile dediğinizde sizin her türlü dertlerini paylaşan, benim hep söylediğim karşılıksız dua kapıları olan bir birliktelik. Sevginin, saygının, merhametin, şefkatin olduğu yerler aile dediğimiz birliktelikler.
Bugün belki memleketlerinizden uzak olabilirsiniz. Öğrencilerim ilk geldiğinde bir boşluğu düşerler hep şunu söylerim; Aileden ayrılırken, sınav yazarken, keşke biraz uzağa gitsem de biraz özgür kalsam diyebilirsiniz. Ama o uzağa gittiğiniz anda o içinizdeki boşluğu her zaman hissettiğinizi, o yalnızlığı hissettiğinizi görüyoruz. Bunun için bugün burada ailemizin en güçlü şekilde devam edebilmesi için ne gerekiyorsa bunu yapmamız gerekiyor. Aile anneden oluşur, babadan oluşur, evlattan oluşur, büyükanneden, büyükbabadan oluşur, dededen, teyzeden, amcadan oluşur. Ama bugün maalesef ciddi bir tehdit altında ve hepimizde bu tehtide karşı ailelerimizi savunmak zorundayız.
Ben bazen gençlere şunu söylerim; anne babanız sizin hiç tereddüt etmeden gece saat 5’te dahi kapısını çalıp girebileceğiniz yerdir. Bugün evlatlarımızın belki evine giderken gece 5’te giderken bir tereddüt yaşayabiliriz. Ama ailemize, doğduğumuz yere anne babamıza giderken bu tereddütü yaşamıyoruz.
Bugün tabii koruyucu ailelerimiz burada. O ailelerini kaybetmiş gençlerimiz kapılarını açmış, evlerini açmış, sadece maddi birlikteliği değiş, aynı zamanda onların gönülleri ile de bir olmaya talip olmuş ailelerimiz burada. Onlara çok teşekkür ediyorum. Yine başta devletimize bizlere burada, bütün koruyucu ailelerimize teşekkür ediyorum” ifadesini kullandı.

VALİ YARDIMCISI BALCI’DAN 30 YILLIK UNUTULMAYAN ANI
Kırşehir Vali Yardımcısı Alper Balcı, konuşmasında kendi ailesinin koruyucu aile deneyimini paylaşarak salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu. Balcı, koruyucu aileliğin sadece bir sorumluluk değil, aynı zamanda insani bir görev olduğunu vurguladı.
Kırşehir Vali Yardımcısı Alper Balcı, “Ben gayri resmi koruyucu bir ailenin üyesiyim. Benim annem yetiştirme yurtlarında hemşirelik yaptı 20 yıla yakın. Van kız yetiştirme yurdunda görev yaparken bir tane öğrencisini, yetiştirme yurdunda koruma altına aldığımız çocuğumuzu ailesi alıyor. Gidiyorlar ve sonra korunma kararı kalkıyor.
Birtakım sıkıntılardan sonra kız çocuğu evden kaçıyor ve tekrar yetiştirme yurduna tekrar geliyor. Tabii yetiştirme yurduna geri geldiği zaman korunma kararı kalkmış, mevzuat açısından yapılacak bir şey yok. Ortada kalıyor. Tabii annemde eve alıp getiriyor Kibar hanımı. Bende o zamanlar lise 3 öğrencisiyim o zamanlar.

Van Atatürk Lisesi’nin öğrencilerindendim. Eve girdim, kapıyı açtım, Kibar Hanım oturuyor. Kara bir kız çocuğu. Beni evden kovdu. “Çık dışarıya, ben bu evin kızıyım” dedi. Kendi evinizden kovulmak çok hoş olmuyor inanın. Benimde canım sıkıldı. Çıktım dışarı. Annem eve bir şeyler almaya alışverişe gitmiş, Kibar hanımı da eve getirmiş. Hiç tanımadığı bir kız çocuğunu. Akşam beni razı ettiler, eve geri döndük.
Kibar Hanım, 1 sene bizim evimizde kaldı. Babam onu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde bir yere yerleştirdi. Kibar hanım 1 senenin sonunda talibi çıktı. Bir polis memuru onunla evlenmek istedi. Geldiler bizden istediler, düğününü yaptık. Evlendi. Bizim koruyucu aileliğimiz 25-30 sene sürdü. Ve Kibar Hanım geçen gün annemi aramış, Selçuk Üniversitesi’ndeki görevinden emekli olmuş. Şimdi bunu anlatıyorum. Kimse anlamak istemiyor. İşte koruyucu aile bu.
Benim annemin, babamın yaptığı yüksek gönüllülüğü anlatıyorum. Yurt dışında da anlattım bunu, İngilizler anlamadı. Ama gerçek vaka bu. Koruyucu aile demek benim için bu. Annem, babam bir Türk insanının yapması gerekeni yapmıştır. Sizin yaptığınız gibi. Çok teşekkür ediyorum. Ne demek olduğunu çok iyi biliyorum. Zor bir konu.
Ama o koruyucu kelimesini de atıp aile olabilmek. Bunu sağladığınız için size devletim adına çok teşekkür ediyorum. Bu örneklerin çoğalması dileğiyle diyorum. Bu panelin düzenlenmesinde Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze ve üniversitemize çok teşekkür ediyorum. En başta teşekkürü devletimiz adına koruyucu ailelerime ediyorum” dedi.

KORUYUCU AİLE TURCAN ÇİFTİ: “BİR ÇOCUĞUN HAYATINA DOKUNMAK HER ŞEYİ DEĞİŞTİRİYOR”
Kırşehir’de düzenlenen Koruyucu Aile Paneli’nde söz alan koruyucu aile Ayşe-İbrahim Turcan çifti, koruyucu aile olma süreçlerini ve yaşadıkları deneyimleri katılımcılarla paylaştı. Ailenin sevgiyle büyüyen bir çocuğun hayatındaki dönüştürücü etkisine dikkat çeken Turcan çifti, salonda duygu dolu anlar yaşanmasına neden oldu.
Koruyucu aile Ayşe Turcan, “3 çocuğumuz var. Hayatımıza 1 kızımız daha katıldı. Onunla birlikte 4 çocuk oldu. Kolay bir süreç değil ama sürecimizi gördük. Bu sürece niyetlendik. Eşimle birlikte, Eşime sordum, fikrini aldığımda bana çok büyük bir destek oldu. Aynı zamanda çocuklarım. En küçük kızım biraz ağladı. Biz bir düşündük acaba ne oldu diye. O kadar güzel bir cevap verdi ki bize.
Dedi ki ; “Anne ben çok güzel bir ailenin yanında büyüdüm. Bir çocuk daha bu güzel ailenin yanında büyüsün isterim” dedi. Ve biz bu şekilde kararımızı verdik. Bir sürece girdik. Yuvayı görme imkânımız oldu. Orada yeni çocuklar tanıma imkânımız oldu. Bu imkanlar içerisinde Allah devletimize zeval vermesin. Çünkü devletimizin imkânı çok güzel. Çok güzel şeyler sunulmuş. Bu sunulan şeylerin içerisinde çocukların aileye ihtiyacı vardı. Bu beni çok etkiledi. Kızımızı aldık. Kızımızla birlikte çok güzel şeyler yaşamaya başladık.
İnsana bazen şükür sebepleri gerekiyor. Hayat 4 duvarın arasında değil, dışında da oluşan şeyler olduğunu görüyoruz. Küçücük yaşlarda üzerlerine aldıkları yükleri görüyoruz. Ve bu yüklerle nasıl mücadele ediyorlar onları gördük. Kızımız bize çok şeylerde ders verdi. Ve bize de ona annesi babası olma imkânı verdi. Çok güzel bir şekilde hayatımız devam ediyor. Bize çocuklarda hayata dair bir farklılık olabiliyor mu diye soruyorlar. Hayata dair farklılık hamur gibi oluyorlar. Ve ailenin içerisine geldikleri zaman aile ile beraber şekil alıyorlar. O şekilde uyum sağlıyorlar.
Onların yükleri çok ağır. Bizim ufacık elleri tutmamız gerekiyor. Kapımızı açmamız gerekiyor. Onların yuvaya ihtiyacı var. Anneye, babaya ihtiyacı var. Okula giderken babayla gitmek, okuldan annesinin alması onlar için başka bir şey. Onlarla vakit geçirip çay saati yapmak, abi ile oyun parkına gitmek, o çocuklar için bambaşka bir dünya. Ve bu dünyayı gördükten sonra onlara verilen o çiçeksi bakış, çünkü onların bakışı değişiyor.
Rengi değişiyor. Hayata bakışları her şeyleri değişiyor. Çok güzel bir hal alıyorlar. Çocuklar geleceğimiz. Çocuklar çiçek gibi ama aile ile sulanıyorlar. O yüzden çok güzel bir şey yaptığımıza inanıyorum. Ama ben en çok önce devletime, sonra bize bu işte bize destek olan Sayın Valim, Sayın İl Müdürüm, aynı zamanda sosyal hizmetlerde çalışan tanıdığımız çok büyük insanlar var onlarla beraber çok teşekkür ederim” diye konuştu.

İbrahim Turhan ise “Koruyucu aile olmaya karar verdik. Sosyal hizmetlere başvurduk. Bu süreç içerisinde çocuğum 3’tü. 4 oldu. Ve o evimizin neşesi oldu. Şükürler olsun ki biz onu yetiştirip, toplum faydalı bir insan olması için yol haritası çizeceğiz eşimle beraber” ifadesini kullandı.

GÜLER ÇİFTİ: “BİZ BİR KORUYUCU AİLE DEĞİL, BİR AİLEYİZ”
Koruyucu Aile Paneli’nde sahneye çıkan Fatma ve Ramazan Güler çifti, yıllardır sürdürdükleri koruyucu ailelik deneyimini katılımcılarla paylaştı. Bir çocuğun hayatına dokunmanın kendilerine kattığı mutluluğu anlatan çift, “aile olmanın” sadece biyolojik bağla sınırlı olmadığını vurgulayarak salonda duygusal anlar yaşanmasına neden oldu.
Koruyucu Aile Fatma Güler, “Biz bir koruyucu aileyiz. Biz koruyucu aileyiz demiyoruz. Biz bir aileyiz. 1 yaşında bir oğlan aldık. 14 yıldır bizimle beraber. En güzel ve en mükemmel bir duygu. Bu duyguyu herkesle paylaşmak istiyorum. Herkesin koruyucu aile olasını tavsiye ediyorum. Herkesin bir tane sıcak yuva kurmasını istiyorum.
Çocuğu aldıktan sonra bizim hayatımız değişti. Biraz daha gençleştik. Herkesin öz evladı var. Bu bize öz evlattan daha farklı bir çocuk oluyor. Bu sene çok şükür, elhamdülillah birlikte umreye gittik. Yeni umreden geldik. Çocuğumuzu götürdük. Oda bizimle gitti, geldi. Onun geleceği için çalışıyoruz biz. Hepinize teşekkür ederiz” dedi.

Fatma ve Ramazan Güler çifti, koruyucu aile olarak yanlarına aldıkları çocuğu da sahneye çıkararak, el ele tutuşup gururla, “Bu da bizim oğlumuz, canımız, ciğerimiz!” dedi. Salondan uzun ve coşkulu alkışlar yükseldi. Ramazan Güler ise şunlari ifade etti:

“13 yıllık bir koruyucu aile olaraktan oğlumuz 14 aylıktı bize geldiğinde şuan da 14 yaşında. Çok mutluyuz, çok huzurluyuz. İyi ki almışız. Bütün arkadaşlara tavsiyemiz var. Bizim kendi çocuğumuz yok. Bizim kendi çocuğumuzun yokluğunu aratmıyor. Kendisi de bize karşı saygılı, sevgili. 1 hafta önce ailemle, oğlumla umreye gittik geldik. Allah kabul etsin. Çok geç kalmışız diye düşünüyorum ben. Dana önce alsaymışız daha iyi olacakmış. Hepinize çok teşekkür ediyorum.”

42 AİLE 46 ÇOCUĞA DESTEK VERİYOR
Koruyucu Aile Paneli’nde Sosyal Çalışmacı Nida Şahin, koruyucu ailelik hizmetine dair bilgilendirme yaparak Kırşehir’de 42 ailenin 46 çocuğa koruyucu aile olduğunu açıkladı.

Panelde konuşan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Fatma Kara ise, öğrencileriyle birlikte çocuklara yönelik yaptıkları sosyal sorumluluk projelerini katılımcılarla paylaştı.



BALCI’DAN KORUYUCU AİLELERE PLAKET VE TEŞEKKÜR
Konuşmaların ardından Kırşehir Vali Yardımcısı Alper Balcı, Ayşe-İbrahim Turcan ve Fatma-Ramazan Güler çiftlerine plaket takdim ederek, devlet adına teşekkürlerini iletti.

Panelin ikinci bölümünde ise Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Neşet Ertaş Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kubilay Kolukırık yönetiminde, piyanoda Dr. Öğr. Üyesi Sinan Tüfekçi’nin eşliğinde öğrenciler tarafından Çocuk Şarkıları Konseri gerçekleştirildi. Etkinlik, duygu dolu anlar ve alkışlarla sona erdi.



