Ramazan ayı ile birlikte Kırşehir’de hayırseverlik yarışı başladı; ancak kapılara bırakılan standart yardım kolileri yeni bir tartışmayı da beraberinde getirdi.

Her eve giden aynı yağ, aynı şeker, aynı un... Peki, o kapının ardındaki asıl ihtiyaç ne? Bir bebeğin bezi mi, bir hastanın ilacı mı, yoksa bir çocuğun bayramlık hayali mi? İşte Kırşehirli ihtiyaç sahibinin "sessiz" mahcubiyeti ve çözüm önerisi...
O Mahcup Bakışların Ardındaki Gerçek
Kırşehir’in dar sokaklarında, mahalle aralarında sırtlanan koliler her ne kadar iyi niyetle hazırlansa da, teslim anındaki o "bakışlar" yürek burkuyor. Yardım alan vatandaşın başını öne eğmesi, koliyi alırken yaşadığı o tarifsiz mahcubiyet, yardımlaşmanın ruhundaki "gönül alma" kısmını gölgede bırakıyor. Üstelik her eve giden standart içerik, çoğu zaman o ailenin en acil ihtiyacına merhem olmuyor.
Koli Standart, İhtiyaçlar İse Bambaşka!
Hayırseverlerimiz "bol olsun" diye uğraşırken gözden kaçan bir gerçek var:
-
Bir evde şeker çoktur ama o ay ödenecek elektrik faturası ödenememiştir.
-
Bir evde makarna çoktur ama kaç aydır et yememiştir
-
Bir başka evde yağ doludur ama bebeğin maması bitmiştir.
-
Kimi evde un vardır ama yaşlı bir amcamızın eczane borcu birikmiştir.
Çözüm: "Ahi Kart" veya "Alışveriş Çeki"
Kırşehir sokaklarında konuştuğumuz bir hayırseverin şu sözleri, aslında birçok yardımseverin kafasındaki o büyük korkuyu özetliyor: "Neden koli veriyoruz da para vermiyoruz? Çünkü ya o parayla çocukların rızkı yerine sigara, alkol alınırsa? Ya baba, parayı annenin elinden zorla alırsa?"

Bu endişe haklı bir temele dayanıyor; kimse alın teriyle kazandığı hayrının suistimal edilmesini istemez. Ancak işte tam bu noktada, Koli yerine çek veya kart! Vatandaşın mahalle bakkalına veya markete gidip, kimse görmeden, tıpkı kendi parasıyla alışveriş yapıyormuş gibi ihtiyacını alması; hem Kırşehir esnafını canlandırır hem de yardım alanın onurunu korur. En önemlisi ise, kişi evindeki gerçek eksiği (sebzesini, etini, deterjanını) kendisi seçebilir.








