Ekonomi olarak yetmişli yılara gerimi geldik.
Muhtıraların, idam edilen gençlerin, kuyrukların, sokak çatışmaların olduğu yılları bilenlerdeniz.
Yetmişli yıllarda Kıbrıs çıkarmasının acısını yılarca çeken bir Anadolu’yuz.
Emperyalist devletlerin ajanları Anadolu insanlarını kavgaya, dövüşe soktular.
Sağcı, solcusu, alevi, Sünni çatışmalarını başlattılar.
Eylemler sokak çatışmaları sürerken.
Anadolu coğrafyasında stokçuluk ve kara borsacılık başlamıştı.
Fabrikatörlerin, Toptancıların elinde mal var ama esnafın elinde yoktu varsa da yok deniyordu.
Kuyruklar oluşuyordu.
Cebinizde paranızda olsa alamıyordunuz.
O yıllar geride kaldı derken.
Yıl iki bin yirmi ikideyiz.
Sanki başa geri döndük.
Yetmişli yılları yaşıyoruz.
Dar gelirli inliyor, servet sahipleri mallarını katlıyor.
Dörtlü marketler mantar gibi her soka başlarında tuzak kuruyor.
Gelen zamlar insanları üzüyor.
Kemal Sunal yaşamış olsaydı sanırım Orta Direk Şaban filmini tekrar çekerdi.
Yetmişli Yıllarda yaşanan geçim sıkıntılarını mizahi bir dille çok güzel anlatan bir filmdir.
Sanırım izlemeyen yoktur.
“Şaban, eski bir evde kahvaltı masasındadır”.
O yılarda nerde böyle masalar koltuklar sandalyeler.
Birçok evde yer sofası olurdu.
Tek tük konaklarda apartman dairelerinde masa yanında sandalyesi olurdu.
Buzdolabı derseniz sayılıydı.
Genelde tel dolaplar ve kilerler olurdu.
Şaban filim sahnesinde tel dolaptan bir parça peynir ve kavanoz içinde tek bir zeytin çıkarır.
Vatandaşın o yıllarda yaşadığı geçim sıkıntısı Şaban’ın tek bir zeytine ekmek banması ve onu koklamasıyla gösterilir.
“Krallar gibisin oğlum Şaban.
Bu devirde kim bulmuş beyaz peyniri.
Zeytin…
Haniymiş zeytin.
Ulan kim derdi ki, bir gün seni kavanoz müzesine koyup uzaktan seyredeceğiz”.
Sonra eve gazete gelir, bir bakar ki peynire de zam gelmiş.
Peyniri de kavanoza koyar ve der ki:
“Kusura bakma arkadaş, seni de müzeye kaldırıyoruz.
Kuru ekmeğe talim.”
Bu filmin üzerinden neredeyse kırk yıla yakın bir zaman geçmiş ama ülkede gündem yine zamlar.
Evet.
Üstelik her gün her şeyin fiyatı daha da çok artıyor.
Ülke öyle bir hale geldi ki, bugün aldığın ürün, yarına göre çok daha ucuz oluyor.
Gelen zamlar karşısında iktidar önlemler alsa da zamlar durmuyor.
Bugün tezgâhta ve terekte aldığınız sabah değişiyor.
Vatandaşın alım gücü her geçen gün azalıyor.
Gelen zamların karşısında dar gelirlinin aldığı maaş eriyor.
Sermaye zenginin cebi dolarken garibanın cebi delik geziyor.
Olan yine dar gelirliye oluyor.