YARATICI  YIKIM -1

Abone Ol

Sevgili dostlar, hepimiz matbaanın Osmanlı’ya neden geç geldiğini gericilerin matbaaya nasıl karşı çıkıldığını biliriz.Zira okullarda tarih kitaplarında matbaa olayı bu şekilde anlatılmıştır bizlere.

Matbaa MS 11. yy’da Çin’de bulunmuştur. Bulan kişi “Bi Sheng” isminde bir Çin’li mucittir. 1447’de Guttenberg zaten Çin’de ve Kore’de kullanılan matbaayı ahşap yerine metal harflerden yaparak modern matbaacılığı başlatmıştır.

Konumuz matbaayı kim ne zaman buldu ya da kullandı değildir.

Tüfek icat olunduğunda ertesi gün Osmanlı Sarayına gelmişti.Peki Matbaa neden 280 yıl sonra gelebilmiştir? Şüphesiz birçok nedenle açıklanabilir. Hatta işin gerçek nedenini araştırmak zahmetine girmeyip kolaya kaçıp gericiler yüzünden diyenler bile var. Nedenini halkımıza bırakarak İngiltere’deki benzer bir olaydan bahsetmek istiyorum bugün.

Daron ACEMOĞLU ve James A. ROBİNSON’un birlikte “ ULUSLARIN DÜŞÜSÜ” Güç,Refah ve Yoksulluğun Kökenleri isimli çok güzel bir kitap kaleme almışlar. Bu kitapta rastladığım tarihi olayı anlatmaya çalışacağım.

William Lee 1583’te Cambridge Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından rahip olmak üzere İngiltere’deki Calverton köyüne döner. I.Elizabeth (1558-1603) bir süre önce halkın örgü şapka takması yönünden bir karar almıştır. Lee düşüncelerini şöyle dile getirmişti; “Bu şapkaları tek üreten örgücülerdi ancak her bir şapkanın bitmesi çok zaman alıyordu.Düşünmeye başladım.Akşam alacakaranlığında oturup örgü ören annemle kız kardeşimi izledim. Şapka iki şişle ve tek sıra yünle örülüyorsa neden birkaç şişle örülmesin, diye düşündüm.”

Bu değerli düşünce tekstil üretiminin makineleşmesinin başlangıcıydı.Lee,insanları o bitmek bilmeyen örgü işinden kurtaracak makineyi yapmayı kafasına koymuştu. “Kilisedeki ailelere karşı görevimi ihmal etmeye başladım. Makine ve onu yapma fikri yüreğimi ve zihnimi yiyip bitiriyordu.”

Lee’nin dokuma tezgahı şeklindeki örgü makinesi 1589’da nihayet hazırdı. Bunun ne kadar yararlı olduğunu göstermek. Ve tasarımını başkalarının kopyalamasını önlemek niyetiyle patent almak için I.Elizabeth’le görüşmek üzere büyük bir heyecanla Londra’nın yolunu tutar.Makineyi kurmak için bir bina kiralar ve bölgesinin Parlamento üyesi Richard Parkyns’nin yardımıyla Kraliçenin danışma meclisi üyesi Henry CAREY ,Lord HUSON’la tanışır.Carey, Kraliçe Elizabeth’in gelip makineyi görmesini sağlar. Kraliçenin bu büyük buluşu sevinçle karşılayıp Lee’ye istediği patenti verdiğini söylemek isterdim. Zira demokrasi ve insan haklarının beşiği kabul edilen gerici olmayan özgürlükler ülkesinden beklenen budur. Evet birçoklarının şaşırdığı gibi Kraliçenin tepkisi hiç de Lee’nin beklediği gibi olmaz. Kraliçe Lee’ye patent vermeyi reddederek şöyle der ; “ Gözünüz çok yükseklerde Usta Lee. Bu buluşun benim yoksul halkıma ne yapabileceğini bir düşünün . Onları işsiz bırakırsak mahvolurlar ve dilencilikten başka çareleri kalmaz.”

Şaşkına dönen Lee Fransa’ya gidip şansını bir kez de orada dener. Şaşıracağınızı biliyorum sevgili dostlar. Ancak Lee Fransa’da da başarısız olunca İngiltere’ye döner. Lee, Elizabeth’in halefi I.James’ten ( 1603-1625) patent ister. Üzgünüm ama I.James de Elizabeth’le aynı gerekçeyi öne sürüp onu reddeder. İkisi de çorap üretiminin makineleşmesinin siyasi istikrarı sarsmasından korkuyordu.İnsanlar işlerini kaybedecek, işsizlik ve siyasi istikrarsızlık olacak, bu da kraliyet iktidarını tehdit edecekti. Örgü makinesi üretkenliği büyük ölçüde artırmanın yanı sıra “YARATICI YIKIMI” da vaat eden bir buluştu.

“YARATICI YIKIM “ korkusu, Neolitik Devrim ve Sanayi Devrimi arasındaki yıllarda yaşayan yaşam standartlarında sürdürülebilir bir artış sağlanamamasının başlıca sebebidir.Teknolojik İnovasyon toplumları zenginleştirir.Ancak bu süreçte eskinin yerine yeni geçer.

- Sonraki yazıda devam edelim-