Bahar yaz derken.
Yeni bir mevsime merhaba dedik.
Güz geldiğinde cebi deliklerin dertleri artıyor.
Okullar başlıyor.
Kışlık hazırlıklar hızlanıyor.
Pamuk eller cebe gitse de zamanlar bel büküyor.
Şimdiden yakacak, yiyecek telaşı başladı bile.
Güz geldi mi fakirin derdi daha da çok artıyor.
Asgari ücretlinin iş tümden perişan.
Güz mevsimi demek masraf demek.
Fakirlerin istenmediği mevsimlerden olsa gerek.
Güze gelmeden baharla birlikte şirin Kırşehir’e gelen hemşerilerimiz oldu.
Yöre özlemini gidermek isteyen hemşerilerimiz tatillerini Kırşehir’de geçirdiler.
Bazı kazaların ve en çokta köylerin nüfusu yaz aylarında ikiye katlandı.
Yörenin ekonomisine bir ölçüde katkı yapıldı.
Büyük kentte sıkılanlar baba ocağına gelenlerle şenlendi.
Avrupa’da çalışıp yaz aylarında bir ayda olsa şehrinde geçirenlerin ekonomiye katkıları elbette değerli.
İlimizdeki turizm olgusunu geliştirmek için bazı projeler uygulamaya geçmeli.
Fabrika kuramıyoruz, kuracaklara yardımcı olmuyor.
Hiç olmaz ise iç turizmi geliştirelim.
İç turizm her il için önemlidir.
Doğal güzelliklerinin yanında Anadolu medeniyetlerinin kapısı olan Kırşehir’e yabancıların da gezdiğini düşünürsek, yörenin geleceğinde turizmin ne kadar önemli rol oynayacağını görürüz.
Kırşehir’e en uzağı yirmi kilometre olan tarihi kaleler var turizme neden kazandırılmıyor.
Şehrin göbeğinde Tarihi kalemiz var ne işe yarıyor.
Harabe görünümde şehrin göbeğinde bakımsızlıktan sahipsizlikten dökülüyor.
Neden bu halde diye soran hiç olmuyor.
Kale etrafı tarihi doku korunmuyor, koruyanlara yapı izni verilmiyor.
Tarihi konaklar bir bir yok oluyor.
Kim sahip çıkacak bu şehirde tarihi eserlerine dersiniz.
Bu ilin seçilmişleri ve Kırşehir’de yaşayanları değil mi?
Seçilmişlerin umurunda değil halkta duyarsız.
Ahi külliyesine milyarlar harcanıp bir eser ortay kondu.
Ortada bir eser var ama işletemeyen bir Kırşehir var.
Bu güzel yapı neden turizme katkı sağlan dırlanmıyor dersiniz.
Bu işe kim el atacak, kim sahiplenecek.
Bırakın şunu, bunu ey Kırşehir’in seçilmişleri bir araya gelin şehrinize sahip çıkın.
İlimizin marka termal suyu var ne den kullanılmıyor oteller zinciri neden kurulmuyor.
Termal turizmine neden sahi olunmuyor.
Ülkemizde turizm altyapısı kendiliğinden oluşmuyor.
Talepler yatırımları tetikliyor.
Eskiden ilçede, köyde birikim yapanlar, büyük kentlerin varoşlarında ev alma derdindeydiler.
Bugün ise yaylalara ve köylere geliniyor.
Turizmle ilgili yatırımlardan kaçınılmıyor.
Bu da yöredeki sermayenin başka yerlere gitmesini büyük ölçüde önlüyor. Yörede oluşan birikimler yerinde kalıyor.
Ekonomik değerler erozyona uğramıyor.
Göç olgusu bir ölçüde hız kesiyor.
Bacasız endüstri turizm önemli.
Turizmin altyapısını oluşturmak, yerinde ve zamanında gerekli projeleri yapmak çok daha önemli.
Kırşehirlilerin dışarıda akrabalık bağı kurmuş, iş arkadaşı ve komşusu olmuş büyük bir kitle var.
Bu potansiyelin değerlendirilmesi gerekir.
Bu konuda büyük kentlerdeki Kırşehirlilere görevler düşüyor.
Kırşehir’in tanıtımına katkı sunmalılar.
Ankara vakıflar dernekler var bolca resim paylaşıyorlar.
Kırşehir adıyla işlerini görüyorlar.
Bir tane yatırmaları var mı?
Şehrimizin tanıtım için kaç tane Ankara’da kafile getirdiler.